ABD Faiz Oranları [ve Etkileri] Üzerine

dsadsada

2006’dan beri ABD faiz oranlarının ilk kez arttılması küresel ekonomi için hayati önemde bir dönemi ifade eder. Bu, Allianz’in ekonomi  baş danışmanı Mohamed El-Erian’nın ifade ettiği üzere tüm bölge ve finansal piyasalara etki eden  “büyük politika ayrışması”nı başlatıyor.  Etki özellikle döviz kurlarının  ABD’deki artan dolar değeri ve daralan likitidiye karşı çok hassas olan yükselen ekonomilerde güçlü hissedilecektir. Dünyanın en önemli ekonomistleri ve politika yapıcılarından olan Project Syndicate yorumcuları bu mevzuyu dört geniş açıdan incelediler.

[Faiz arttırımının] ABD para politikasına kısa ve uzun dönemli etkisi ne olacaktır ?

FED liderleri mütemadiyen şunu şöyledirler: bizler faiz oranlarını daha önceki parasal daralmada yapılanın aksine çok daha yavaş şekilde yükseltmeyi planlıyoruz. Merkez bankacılarından gelen böylesi bir teminat her daim güvenilebilir değildir. Fakat FED başkanı Janet Yellen’in hareketin eskiye nazaran daha yavaş olacağı taahhüdü itibar edilebilir. Çünkü FED enflasyonu yükseltmesi için gerçekten zorlandı ve %2 oranından çok daha aşağıya düşmeyeceği garanti edildi. Okumaya devam…

FED Faiz Arttırımına Dair Üç Soru Üç Cevap

1443154710837

FED Faizi neden düşürüp sıfıra yakın tutmuştu ve şimdi neden arttıracak ve faiz hangi oranda artacak ?

Daha önceki yazıda bahsedildiği gibi FED’in en önemli iki amacı işsizlik ve enflasyonu belli bir seviye tutmak. Dolayısı ile bu iki göstergeye göre hareket ediyor.

2008 krizinin çıkış noktası kredili evler ve dolayısı ile bankacılıktı. Dolayısı ile hem reel hem de finansal kriz bir aradaydı. Bu durumda başta yeni yatırımlar olmak üzere ekonominin birçok fonksiyonu durmak üzereydi. Bu da resesyon demekti. FED ise resesyondan depresyone geçişi engellemek için insanların/firmaların borçlanma maaliyetini düşürerek ve neredeyse sıfırlayarak onları ekonomik faaliyetlerde bulunmaya teşvik etti. Örneğin düşük faizde ev kredi almaları, düşük faiz ile yatırım yapmaları vs gibi. Zaten korku ve panik içerisinde olan ekonomik aktörlere bi manada can simidi uzatabilmek için faizleri sıfıra (0.25) indirmişti.

Aynı şeklide ekonominin motorlarının ve dışlilerinin yavaş yavaş işindiğini gören FED bu ısınmayı yani enflasyonu belli bir oranda tutmak için de bu kez faizleri arttırıyor. Kasım ayında açıklanan rakamlar beklenenden daha iyi çıkması yanikriz sonrası işsizliğin yarı yarıya düştüğünü göstermesi sonrası FED’in enflasyonu stabil tutma zorunluğuluna ağırlık vermesi için faizleri arttırıp borçlanma maaliyetini yükselterek muhtemel artan istihdam ile enflasyona yukarı yönlü gelecek baskıyı azaltmayı planlıyor.

FED’in yaklaşık 10 yıldır arttırmadığı faizi bir anda ve çok yüksek ve beklenmedik şekilde arttırmayacağı kesin. Dolayısı ile son bir yılı piyasalara “FED bugün yarın faizi arttıracak” saiyası yayarak bu artışan piyasalar tarafından fiyatlandırılması sağlandı. Oran olarak ise 0.25 baz puan olarak arttıracaktır ve 0.50 lik bir faiz oranına geçecektir. Bu psikolojik etkiler dışında aslına bakılırsa çok büyük etkileri olmaması bekleniyor ancak FED’in bunu açıklarken kullanacağı dil yani politika faizin geleceğine dönük açıklamalar biraz daha fazla etkili olacaktır. Piyasaların ve ekonomistlerin beklentisi keskin bir geçişten ziyade yumuşak bir geçiş ve tepkiyi ölçme şeklinde bir faiz arttırımı olacağı yönünde ve bu da 0.25 olarak görülüyor. Okumaya devam…

Amerikan Merkez Bankası- Fedaral Reserve (FED)- Faizleri Arttıracak mı ?

Janet Yellen, of California, President Barack Obama's nominee to become Federal Reserve Board chair, testifies on Capitol Hill in Washington, Thursday Nov. 14, 2013, before the Senate Banking Committee hearing on her nomination to succeed Ben Bernanke. (AP Photo/Jacquelyn Martin)

Evet, arttıracak!

FED’in yıllardır sıfıra yakın (0.25) tuttuğu faiz oranını artırıp arttırmayacağı arttıracaksa ne zaman ve ne kadar arttıracağı sorulari son aylarda finans dünyasının en popüler konularından birisi. Fakat etkilierini düşündüğümüz de finans dünyasının çok ötesinde birçok ülke ve hatta küçük esnafı dahi etkileyecek öneme sahip olduğu açık.Ozellikle de FED’in yaklasik 10 yildir hic faiz arttiriminda bulunmadigini dusunursek bu etkiyi anlamlandirmak daha da kolaylasiyor.

CAe9O9vWwAE5hvh

Eylül ayındaki FED başkanlarının toplantısında (FOMC) benzer bir tartışma yaşanmış finans dünyası artacak ve sabit kalacak şeklinde tahminlerle ikiye ayrılmıştı. O dönem attığım bir twitter mesajında sabit kalacaklar düşüncesinden yana olduğumu söylemiştim. Nitekim artmamış ve sabit kalmıştı.

Peki bu tahmini yazı tura atarak mı yaptım yoksa bu tahminimin arkasında bazı göstergeler mi vardı ?

Malumunuz benim doktora konum kriz sonrası FED-FOMC kararları daha doğrusu şok etkisi oluşturan kararların gelişmekte olan ülkelere etkisi. Dolayısı ile FED kararlarını önceden tahmin edebilmeye yarayan birkaç parametreye bakmak FED’in ne karar vereceğini az çok tahmin etmeyi kolaylaştırıyor. Fakat yine de her daim FED sürprizlere açıktır ve zaten çalıştığım konu da bu sürprizler biraz da. Okumaya devam…

You’re Not Supposed to Understand the Federal Reserve

25mag-25onmoney-t_CA0-articleLarge

It’s a well-written paper that shows why FED decisions are very important even we do not understand how exactly it works. Actually, FED, in other words FOMC’s decisions have more important role in  emerging market economies than it has in the US. I’m hoping that I will have time to write something on this regards. Anyway, it seems better idea reading this article instead of waiting me… :)

new_york_times_logo_large-1600x600

Akademisyenler için Blog Sosyal Medya ve Web-Teknoloji

tech-1024x750

Web-Blog Sayfası/Sosyal Medya: Bir akademisyeni diğer meslek gruplarında çalışan insanlardan ayıran en önemli özelliği onun “yazmak için okuması, okunmak için yazmasıdır.” Yani bir akademisyen yazmıyorsa o kişiye biz entelektüel diyebiliriz, bilgili bir insan diyebiliriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Aynı şekilde okumadan, yazdıklarının arkasını doldurmadan yazan kişiye de akademisyen denmez, belki köşe yazarı deriz, blogger deriz televizyoncu deriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Dolayısı ile akademisyen okumalı yazmalı ve yazdıklarının okunması için çaba sarfetmelidir. Akademisyen “ben yazdım gidip bulun okuyun” dememeli. Okumaya devam…

Alışılmadık Bir Gerçek – Nouriel Roubini

DAVOS/SWITZERLAND, 27JAN12 - Nouriel Roubini, Professor of Economics and International Business, Leonard N. Stern School of Business, New York University, USA; Global Agenda Council on Fiscal Crises is seen during the session 'Fixing Capitalism' at the Annual Meeting 2012 of the World Economic Forum at the congress centre in Davos, Switzerland, January 27, 2012.

Copyright by World Economic Forum
swiss-image.ch/Photo by Sebastian Derungs
[Ceviri: Fatih Kansoy]

NEWYORK– En gelişmiş ekonomilerin alışılmadık para politikasına (unconventional monetary policy) ait alfabetik bir çorbanın–ZIRP, QE, CE, FG, NDR, ve U-FX Int- içinde krizden sonra bile  hala yüzmeye devam edeceğini  kim düşünebilirdi? Herhangi bir merkez bankası 2008’den önce böylesi önlemlerin hiçbirini düşünmemişti. Bugün, bütün bu önlemler politika yapıcıların ellerinden düşürmedikleri araçlar haline geldi.

Aslında, sadece bir buçuk sene önce Avrupa Merkez Bankası kendisine has ileriye dönük sözlü yönlendirme (forward guidance) politikasını tatbik etmişti daha sonra sıfır faiz oranı politikasına kaydı ondan sonra mevduata negatif faizi denemeden önce kredi genişlemesi politikasını benimsedi. Ocak ayında ise parasal genişlemeyi tamamen tatbik etti. Aslına bakılırsa Amerika, İngiltere ,Japonya ve Avrupa merkez bankalarının ve İsviçre Milli Bankası gibi diğer gelişmiş ekonomilerin merkez bankalarının hepsi şuana kadar böylesi bir alışılmadık politikalara bağlıydılar. Okumaya devam…

Bir Çıktı ve Fiyat İstikrar Sağlayıcısı Olarak Para Politikası

fed


Yazar
: Koshy Mathai*

Çeviri: Fatih Kansoy

Merkez bankaları, para arzını ayarlamada faiz oranları gibi araçları ekonomiyi canlı tutabilmek için kullanırlar.

Para politikası birçok farklı şekil ve biçimde görünmüş olsa da, enflasyon ve çıktı istikrarını birlikte sağlayabilmek için ekonomideki para arzının ayarlanması olarak özetlenebilir.

Birçok iktisatçı onaylayacağı gibi uzun dönemde çıktı sabittir dolayısı ile para arzındaki herhangi bir değişiklik fiyatlarda [doğrudan] bir değişime neden olacaktır. Fakat kısa dönemde fiyatların ve ücretlerin hızlıca değişememesi nedeniyle, kısa dönemdeki para arzındaki değişiklik mevcut mal ve hizmet üretimini etkileyecektir. İşte tam da bu yüzden para politikası enflasyon ve büyüme hedeflerinin her ikisini de birlikte başarmak için anlamlı bir araçtır.

Resesyon döneminde, örneğin tüketiciler daha önceci dönemlerde yaptıkları harcamaları kısabildikleri kadar kısarlar, iş üretimi azalır, öncü firmalar işçi çıkarır ve yeni kapasite yatırımları durur, ve ülkenin ihracatına olan yabancı iştah/talep ayrıca düşebilir. Kısacası,genel ya da toptan bir düşüştür bu. Hükümet de ekonominin başı çektiği bir politika ile buna karşılık verebilir. Para politikası genelde konjonktürel araç seçimidir. Okumaya devam…

Euro Tekrar Onarılabilir Mi?

euros_1780625b


Yazar: 
Jean Pisani-Ferry*

Çeviri: Fatih Kansoy

PARIS- Alman maliye bakanı Wolfgang Schäuble Yunanistanın Euro’dan çıkmasını bir opsiyon olarak masaya koyduğunda hiçbir üyenin parasal birliğin katı disiplinlerinden beri olmadığının sinyalini vermeye çalışmıştı. Aslına bakılırsa, onun bu inisiyatifi Euro’nun desklenme kaidelerine, yönetişimine ve varlığının temel gerekçesine dair görüşlerin daha geniş şekilde tartışılmasını tetikledi.

Schäuble’nin önerisinden sadece iki hafta önce, Avrupalı liderler, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından oluşan ekibince Euro’nun geleceğine dair hazırlanan rapora çok fazla ilgi göstermemişlerdi. Fakat Yunanistan üzerinden yürüyen bu yeni tartışma birçok politika yapıcıyı herşeyin sil baştan başlamasının gerekliliğine ikna etmeye yetti. Bu arada, vatandaşlar bu para birimini neden paylaştıklarını ve eğer ilerde bir anlaşmaya varılırsa bunun bir anlam ifade edip etmediğini merak içinde. Okumaya devam…

John Nash’in Ardindan…

johnnash

Çoğu ölüm belki de acıdır. Ancak bazı ölümler aynı zamnda çok fazla sarsıcı olabiliyor, ki ölen insanın yaşı çok ileri olsa dahi. İşte dün ajanslara düşen haber, birçok insanın sarsılmasına neden olan böyle bir ölümden bahsediyordu: ünlü matematikçi ve nobel ekonomi ödülü sahibi John Nash trafik kazasinda hayatını kaybetmişti

John Nash eskilerin ifadesi ile nevi şahsına münhasır bir bilim adamıydı. Bu şekilde elim bir trafik kazasında karısı ile birlikte ölmesi oldukça trajik. Bindiği taksinin yaptığı kazada eşi ve kendisi emniyet kemeri takmadığı için arabadan fırlıyorlar ve hayatlarını kaybediyorlar.

John Nash kimdir?

Çok iyi bir Matematikçiydi. Evet, ekonomi nobel ödülüne sahipti ama hiçbir ekonomi eğitimi olmadığı gibi hiçbir ekonomi makalesi de yoktu. Ve kendisini asla bir ekonomist olarak görmemiştir. Nash, 1928 yılında amerikada doğuyor. Babası gibi mühendis olmak üzere Carnige üniversitesine gidiyor fakat hocaları matematikteki üstün yeteneğini keşfedip onu matematik departmanına gönderiyorlar. 1948 yılında ise princeton üniversitesinde matematik doktorasına başlıyor, yaş 20. O yıllarda çoğu amerikalının en büyük hayali ya Einstein gibi büyük bir fizikçi ya da Neumann gibi dahi bir matematikçi olmaktı. Nash matematiği tercih etmişti. Okumaya devam…

Ingiltere’de Ekonomi Yuksek Lisans ve Doktora Egitimi

londonkkk

Hic kuskusuz sanayi devriminden sonra ingiltere, dunyanin en onemli ve etkili ulkelerinden biri
olmustur. Etki alani kadar buyuk ve gelismis ki “gunesin batmadigi krallik” olarak anilir hale gelmistir. Bu etki sadece toprak genisligi veya kolonilestirdigi ulke sayisina bakarak anlasilacagi gibi gerek hukuk sistemi gerek egitim sistemi gerekse ingilizcenin kuresel dunyanin bir numarali dili haline gelmesinden de anlayabiliriz. Bugun dunya’da yuzlerce ulke ingili huku
k sistemine sahiptir. Keza ingiliz egitim sistemi de bir cok ulke icin ilham kaynagi olmustur. Elbette bilim ve sanayideki gelismelerden Ekonomi bilmi de nasibini almistir. Bugun herhangi bir iktisat ogrencisine “buyuk iktisat dusunurlerini sayar misin?” diye sorulsa verecegi isimler Adam Smith, David Ricardo, Malthus, Karl Marx, Alfred Marshall ve Keynes olacaktir. Tum bu iktisat dusunurlerini yetistiren ulke ingilteredir. Peki iktisat bilmine tarihte bu kadar buyuk katki saglayan bir ulke gunumuz modern iktisat kuraminda etkisi nedir ? Tipki tarihte oldugu gibi ingiltere iktisat dunyasini etkilemeye devam ediyor. B6ru_7uCYAATcsd.jpg-largeOyleki dunyanin en onemli 10 akademik dergisinden 5’i ingiltere merkezlidir . Dahasi akademik
arastirma kriterine gore Repec’in yaptigi siralamada en iyi ilk 50 universite arasinda 10’a yakin ingilizokulu bulunmaktadir. Ingiltere’nin ekonomi akademik dunyasina bu denli etkisinin yani sira Londra’nin dunyanin en buyuk finans ve ticaret merkezi oldugunu da dusunursek ekonomi-finans egitimi icin ingilterenin ne denli onemli ve dogru bir adres oldugu daha iyi anlasilir. Okumaya devam…