Ağustos Okumaları ve Değerlendirmeleri

Henüz daha bir kaç gün oldu rekor tatilimden döneli. Uzun bir süredir siteye gelen yorumları onaylamak dışında site ile ilgili bişi yapmıyordum. Soru soran/sataşan arkadaşlar cevap veremediğim inşallah kusuruma bakmazlar çünkü çok kısıtlı internet erişimim vardı. Hatta ve hatta genel olarak internet ile ilgili hiç birşey yapmadım desem yeridir… Bu yıl ağustos ayında 10 gün olarak planladığım tatil annemin ve babamın ve dahi diğer akrabaların yoğun ısrarları sonucu 35 güne kadar çıkınca son 6 yılın tatil rekorunu kırmış oldum. Rekoru şöyle anlatsam daha  anlamlı olur. Son altı yılda toplam olarak 35 gün tatil yapmamıştım :) Bu zaman zarfında bazı kitapları iki kere okuma fırsatı buldum. Malum köy yerinde dağ taş tarla gezmek dışında en iyi alternatif serin havada kitap okumak oluyor.Köyde kitap okudğum vakitlerde büyük insanlar neden böyle şehirden insanlardan uzaklara gidip bi başlarına düşünce dünyasına daldıklarını daha iyi anladım. Köye gitmeden önce Ağustos ayını kendi çapımda liberalizm,demokrasi,hürriyet gibi kavramları anlama ayı olarak ilan etmiştim. Bu açıdan aşağıda ağustos ayında okuğum kitapların bir değerlendirmesini yapmak yerinde olur diye düşündüm belki bu işe kalkışacak arkadaşlara bir faydası olur.Ayrıca aşağıdaki kitapları okumadan önce şu kitapların okunması da önemle tavsiye edilir:

  • John Stuart Mill`in “Özgürlük Üstüne”
  • John Locke`un “Hoşgörü Üstüne Bir Mektup”
  • Atilla Yayla`nın “Liberalizm”

kitapları konuların anlaşılması ve oturması için yerinde olabilir.

Siyasi İdeolojiler  (An Introduction Political Ideologies) Yazar: Andrew Heywood


19 ve 20 yüzyıl için ideolojiler yüzyılları denilir çoğu yerde. Bu ideolojilerin ne olduğu neyi amaçladıklarını ve birbirleri ile olan ilişkilerinin boyutunu anlamak için çapraz okuma şart. Liberalizm, sosyalizm,muhafazakarlık, milliyetçilik,faşizm, feminizm, fundamentalizm,anarşizm ve çevrecilik gibi ideolojileri tarihsel perspektifte inceliyip yer zaman ve kişi şeklinde ideolojileri  çeşitli açılardan inceliyor. Özellike bu konularda fazla okuma yapmamış iktisat,felsefe,sosyoloji,siyaset bilimi,maliye,hukuk gibi sosyal bilim öğrencileri için çok güzel bir giriş kitabı olacaktır.Ayrıca kitapta yer alan bilgi kutucukları ile farklı bilgielr yer almakta mesela filozofların kışa yaşamöyküleri,değişik kavramların açıklamaları gibi bilgiler oldukça faydalı. Ben tvlerde dönen tartışmalar dışında olaya bir daha entellektüel açıdan bakmak istiyorum diyen bir öğrenci böyle eserleri kesinlikle okunmalı çünkü bir çok tartışma bu fikirler üzerinden sürüp gitmekte fakat ne yazıkki bunları konu başlıkları dışında bilen pek az kimse var. Sadece bağırıp çağırmayı sosyalizm,herşeyi özelleştirmeyi liberalizm,ırkçılığı milliyetçilik sanan çevremizde o kadar çok insan varki. Benim özellikle hoşuma giden kısmı ise sistematik bir anlatım tarzı olması. Yani anlatacağı ideolojiyi kelime manasından tutup köklerini inceleyip ortaya çıktığı mekanları ve neden olduğu olayları anlatıp bu ideoloji ile diğer ideolojiler arasında benzer farklar anlatıldıktan sonra bu konuda fikir yürüten insanları detaylı şekilde anlatyor olması gayet ilgi çekici.

Açık Toplum ve Düşmanları -1 (The Open Society and Its Enemies) Karl POPPER


Karl POPPER, LSE`nin efsane hocası  ve yazdığı bu kitapla iyice efsaneleşen bir isim. Kitap ise Bertrand Russell`ında belirttiği üzere yirminci yüzyılın en önemli kitaplarından biridir. ikinci dünya savaşı dönemlerinde avrupada totaliter rejimler iyice popüler olduğu vakitler bunca yıldır fazla kişinin söz söyleyemediği platondan başlayıp marx ve hegel`e derin eleştirilen getiren ve demokratik toplumun en büyük savunucularından biri olmuş popper bu eserinde platon`un fikirlerinde açıktan ve gizliden demokrasiye saldırıları deşifre etmeye çalışıyor ve günümüzde bu düşüncelerin sakıncalarından bahsediyor. Ancak bu kitabı yani ilk cildini okumadan önce biraz platon okuması şiddetle tavsiye edilir. özellikle platon`un devlet adlı eseri kesinlikle okunmalı ve platonun siyaset felsefesi az çok karıştırılmalıdır. Aksi halde kitapta bahsi geçen alıntılar ve onlara popper tarafından getirilen eleştiler havada kalacaktır. Şahsen bu kitabı iki kere okuyan birisi olarak havada kalan hala bir çok şey var kafamda :)) Ama iyi ki okumuşum diyor ve bir kaç sene sonra tekrar okumak üzere rafa kaldırıyorum

.

Açık Toplum ve Düşmanları -2 (The Open Society and Its Enemies) Karl POPPER

Kitap aynı sertlikte ve sistemde devam ediyor. Platon`u eleştirdikten sonra kendisinin 2000 yıl sonraki öğrencileri marx ve hegel`e bulaşan popper bir çok açıdan yine vurmaya devam ediyor. Bir önceki kitaptaki uyarılar gibi burada da aynı uyarıyu yapmal mümkün. ikinci cildi okumadan marx ve hegel okumaları yapılmalıdır. Açıkçası bu iki kitabı okumak ve biraz anlamak için bir kaç kitap okumak gerekli.İlk olarak siyasi ideolojiler kitabı okunduktan sonra kavramsal çerçeve çizilmiş olsada spesifik okuma olmadan pek mana ifade etmez. Açıkçası hegel ve marx da kolay kolay anlaşılacak düşünce adamları olmadığı için bu kitaba bulaşmadan önce iyice düşünmelisiniz. Özellikle zamanınızn obl kafanızın bu konularda dertlenmesi gerekmektedir. Yolsa kısa zamanda köşeye atarsınız kitabı. Mesela bana ilk kez üçüncü sınıfta musallat olan popper`a ancak iki hafta dayanabilmiştim o da “ulan o kadar para verdik kitabı okumadan bırakmayayım” psikolojisinin etkisi ile okumaya çalışmıştım. Ayrıca kitabın arkasında bulunan notlar ayrı bir kitap gibi. Konuyu ve detayları daha derinlemesine anlamak isteyenler,ek okuma yapmak isteyenler üşenmiyorlarsa oralarada bakabilirler. İlk kitapta ben biraz baktım ama pek sarmadı ve onları 3.okumaya bıraktım :)

HAYEK Eamonn Butler

Liberalizm,Özgürlük,Demokrasi deyince akla gelen isimler J.S.Mill,Popper,Misses ve tabiki Hayek`tir. Hayek bu saydıklarım arasında bu alanda en çok konuşulan ve en çok kişiyi etkileyen düşünce adamıdır. Hayatı boyunce düşünmüş ve düşüncelerini kaleme almış nobel ödüllü iktisatçının hayatını,fikirlerini,eserlerini anlatan bu kitap londrada bulunan adam smith enstitusünden eamonn butler tarafından yazılmıştır. Hayek nobel iktisat ödülü almasına rağmen iktisat doktorası olmayan birisi hoş o zamanda iktisat doktorası diye birşey olup olmadığını da bilmiyoruz ama kendisi 22 yaşında hukuk 24 yaşında da siyaset bilimi doktorası alıyor. Ayrıca 25 kitap 130 makale 10 kitapçık ile ne kadar üretken bir düşünce adamı olduğunuda ispatlıyor. Bu kitap işte bunları anlatıyor.Hayek`in türkçeye çevirilmeyen bir çok eserinden bahsediyor kitap. Genel olarak en önemli 3 eserinden bahsetmek gerekirse;
1:the road to serfdom: en önemli ve en çok ses getiren eseridir.planlama  kollektivizm,faşizm,sosyalizm gibi konularda çok önemli eleştirilerini topladığı dev bir eser
2:the constitution of liberty: modern manada liberalizmin ilke ve uygulamalarının sağlam bir şekilde yeniden ifadesidir. bireysel özgürlüğe vurgu hukukun üstünlüğüne dayalı eşitlik gibi konularda yoğunlaşmıştır.
3:law,legislation and liberty: 3ciltlik eseridir ve 15 yılda tamamlamıştır. Özgür toplumun hukuki düzenlemelerini anlattığı kitaptır.

Kölelik Yolu (The Road to Serfdom) Friedrich A. Von HAYEK

Hayek`i Hayek yapan en önemli eserlerinden biri belkide en önemlisi. Ön sözünde “eğilip bükülmeye utanıp çekinmeye gerek yok bu bir siyasi kitap” mealinde söylediği cümleden de anladığımız üzere hayek`in siyasi kitabı siyasi olarak sosyalizme neredeyese bitirici darbeler vuruyor. Özellikle sosyalizm düşüncesinin oluşum süreci ve sonuçları hakkında akla yatkın bir çok argumanla yanlışlıklarını açıklıyor. Kitabın en çok üzerinde durduğu konulardan biri olan planlamayı derinlemesine inceliyor.İnsanlar neden planlamayı tercih eder ? en çok planlama hangi alanda olur (ekonomik) sonuçları nelerdir ? toplumsal olarak etkileri ne olabilir gibi sorulara çok doyurucu cevaplar veriyor. İster taraf ister karşıt olalım ama kesinlikle okunması gereken bir yazar. keynesin bile hakkını teslim ettiği ve “kitaptakilere aynen” katılıyorum demesini dikkatle okumak gerekiyor. Ayrıca bu kitaptan etkilenen bir çok kişi olmuştur. mesela george orwell`ın 1984 adlı eseri bu kitaptan esinlenerek yazdığı,ingilterede bulunan ve kamuoyu ve politikacılar üzerinde büyük etkiye sahip “the institute of economic affairs” `ın kurucusu fisher`a  ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca meşhur chicago okulunun en çok etkilenilen iktisatçılarından biri olmuştur.
dsadasdadas

Kafa Karıştıran KelimelerRasim Özdenören


“Kelimelerle konuşur kavramlar ile düşünürüz” ödünç kavramlarla düşünce ise sığ ve taklitten öteye geçemez. İşte bu manada günümüz entellektüel dünyasında sık sık kullanılan kavramları rasim özdenören hoca çeşitli açılardan incelemiş ve bunları dini boyutunuda göz önünde bulundurarak açıklamaya çalışmış.

benim temmuz ayını “rasim özdenören ayı” ilan edip o ay içerisinde okuyamadım bir iki eserinden biri olan bu kitap dili sayesinde kolayca okunuyor. pozitivizm,diyalektik, demogoji bilim, kültür özgürlük,irade, laiklik gibi kavramların günümüzdeki kullanışlarına ve gerçek manalarına yönelik açıklayııc bir kitap. Ancak benim beklentimi karşılamakta biraz uzak kaldığı için ileri düzey okuyucuya hitap edemiyor. yani daha önce farklı şekillerde bahsi geçen kavramlarla haşir neşir olmuşsanız açıklamalar size doyurucu gelmeyecektir ya da bildiğiniz şeylerin dışında pek bişi katmayacaktır. ancak yeni okuyucular için güzel bir başlangıç olabilir.

.

.
İktisat Düşünürleri:Büyük İktisat Düşünürlerinin Yaşamları ve Fikirleri(The Worldly Philosophers)Robert L.Heilbroner


İktisadi Düşünce kitapları arasında ismi en çok geçen,2-3 milyon satan (iktisat kitapları fazla satmaz)bir kaç sene önce dilimize çevrilen bu kitabı açıkçası uzun süredir okuma niyetim vardı. bir ara bir iki bölümünü karıştırmışlığım olsada elimde kalem baştan sonra okumak yeni nasip oldu. Açıkçası resmen hayal kırıklığına uğradım. Kitap bolca mizahi bir dille yazılmış ve boyna bir geyik havası hakim. Yani bahsettiği iktisat düşünürlerinin hayatlarını detaylı şekilde anlatmadığı gibi fikirleri de es geçilmiştir çoğu yerde. Bu kitabı okumadan önce bahsi geçen iktisatçıların fikirleri konusunda iyi bilgiye sahip olmalısınız ki içeride geçen esprileri anlayasınız ayrıca düşünürlerin iktisadi görüşleri neredeyse yok gibi. Adam smithten başlayıp schumpeter`e kadar uzanan bir çizgide önemli iktisatçılara değinmiş olan kitap yerine hiç çekinmeden tavsiye olarak gülten kazganın politik iktisadın evrimi isimli kitabı tavsiye ederim. gülten kazgan hocan harvard`da ya da başka bir abd üniversitesinde kitabını bassa idi muhtemelen 5milyon satmış ve önemli bir klasiklerde olurdu demek  bu kitabı okuduktan ve ününi bildikten sonra işten bile değil. Ayrıca kitap oldukça pahalı :)

Huzursuz Bacak: Mustafa Kutlu (hikaye)

kitap yayınevi tarafından şöyle tanıtılıyor:

“Genç akademisyen Ömer, uzun yıllar yaşadığı yurtdışından memlekete dönüyor… Umut, özlem ve memleket hasreti, daha havaalanında yerini kaygı, isyan ve huzursuzluğa bırakıyor… “Yolculuğu” boyunca karşılaştığı kişiler, hadiseler, mekânlar, siyasî ve toplumsal gelişmeler yaşadığı hayal kırıklığını iyiden iyiye pekiştiriyor. çektiği sıkıntı, memlekete fikir, fikir adamı, uğruna savaşılacak “dava” kalmamasıyla; özün görüntüye, kanaat ekonomisinin tüketim çılgınlığına, düşüncenin safsataya dönüşmesiyle, onu fark ettirmeden “huzursuz bacak” denen bir illete doğru itiyor… Kutlu’nun sonbahar geleneğinin son halkası yine dokunaklı üslubu, kendine has mizahı ve her şeye rağmen içinde barındırdığı inançla burada. Ancak bu kez, fikir merkezli bie eserle ve fikir çölündeki bir huzursuz gezginle karşı karşıyayız..”

Kahraman yurt dışında ekonomi doktorası yapıp geliyor :)) tanıdık geldi mi ? Şiddetle tavsiye edilir.

Gül Yeiştiren Adam(roman) Rasim Özdenören

Anadolu’nun bir taşra kentinden Yeni Dünya’nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız… Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar… Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram… Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler… Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz… Rasim Özdenören’in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bira arada bulacaklar…

Rasim Özdenören: “Bu kitabımı alan bir bayan, bir süre sonra hemen kitapçıya teslim etmiş. Açıklaması ilginç. Ben bu kitapta, gülün nasıl yetiştirileceği, bakımının nasıl yapılması gerektiği konusunda açıklamalar bekliyordum. Ama gül yetiştirme bilgisi yok. Hem okuduklarımdan bir şey de anlamadım. Alın bu kitabı alın !” :)

Felsefenin Öyküsü Will Durant


Felsefenin Öyküsü, Platon’dan başlayara, Aristo, Bacon, Spinoza, Voltaire, Kant, Schopenhauer, Spencer, Nietzsche, Bergson, Croce, Rusell, Santayana, James ve nihayet Dewey gibi büyük filoofları inceleyen bir felsefe tarihidir. Aynı zamanda medeniyet tarihçisi olan Durant bu kitabında ünlü filozofların yaşam öykülerini belli bir tarih, beşeri durum ve uygurlık firki çinde ele almakta, felsefi düşünceleri kendi engin birikimiyle bütünlük taşıyacak şekilde yorumlamaktadır.

Yazar konusunu parlak, renkli ve ekici bir üslup izleyerek metne dökmü, felsefe trihi bilgisini zevkle okunur ve kolay anlaşılır bir şekilde okuyucua ulaştırmıştır. Onun okuyucuya ulaşmakta gösterdiği başarı, bu kitabın çıktığı ilk birkaç ay içinde yaklaşık iki milyon nüsha satmış olmasından da anlaşılabilir.

Nitekim yayınlanışı üzerinden seksen küsur yıl geçmiş olmasına rağmen Felsefenin Öyküsü, alanında hala türünün en iyi eserlerinden biri sayılmaktadır. Kitabın çevirisi ise usta çevirmen Ender Gürol’un imzasını taşımakla, özel bir değere sahiptir.

-Arka Kapak-
….

Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara GirerThomas Cathert,Daniel Klein

Dikkat! İçerde Felsefespri var!

“Yılın en matrak çoksatarı” –The Boston Globe

“Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim” –Roy Blount Jr.

Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.

“Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…” ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika… Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

4 Yorum

  1. yalın   •  

    Hocam kaybolma bir daha bu kadar. Yazılarını, tavsiyelerini okumak eğlenceli ve güzel. Fazla ara verme yazılarına :-) İyi araştırmalar ve yazmalar…

  2. Fatih KANSOY   •  

    güzel görüşlerin için teşekkürler yalın. iyi bayramlar.

  3. Gökhan ARYIZ   •  

    Gerçekten çok teşekkürler..Fazla söze gerek yok..

  4. Ramazan   •  

    hocam çok güzel, londra’dan da yazılarının devamını bekliyoruz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir