Akademisyenler için Blog Sosyal Medya ve Web-Teknoloji

tech-1024x750

Web-Blog Sayfası/Sosyal Medya: Bir akademisyeni diğer meslek gruplarında çalışan insanlardan ayıran en önemli özelliği onun “yazmak için okuması, okunmak için yazmasıdır.” Yani bir akademisyen yazmıyorsa o kişiye biz entelektüel diyebiliriz, bilgili bir insan diyebiliriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Aynı şekilde okumadan, yazdıklarının arkasını doldurmadan yazan kişiye de akademisyen denmez, belki köşe yazarı deriz, blogger deriz televizyoncu deriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Dolayısı ile akademisyen okumalı yazmalı ve yazdıklarının okunması için çaba sarfetmelidir. Akademisyen “ben yazdım gidip bulun okuyun” dememeli. En çok okunan dergilerde yazmaya çalışmaları, en iyi yayın evlerinden kitaplarını bastırmaya çalışmali ki değerli gördüğü fikirleri insanlara ulaşsın. Eğer bunları birilerine ulaştırma kaygısı taşımıyorsa bizatihi kendisi ya mesleği bir teknisyen gibi yapıyordur ve değersiz bir akademisyendir ya da yazdıkları değersizdir ki bunun yayılmasına uğraşmıyordur. Bu açıdan insanların, öğrencilerin ve diğer akademisyenlerin istisnasız bulunduğu yer olan internette akademisyen kesinlikle olmalıdır. Yarım saat içerisinde basit bir şekilde kurulabilen bir web sitesi bir akademisyen için olmazsa olmazdır. İçerisinde CV’si olacak, ne yazmış, nerelerde çalışmış, ne çalışıyor, akademik ilgi alanları nedir, kitapları var mı, araştırma merkezleri üyelikleri, dergi editörlükleri vs gibi bilgileri saklamadan açık seçik yazmalıdır. Web sitesinin yanı sıra sosyal medya da yeni yazdığı makaleleri, kendi ilgi alanındaki herhangi bir konuda varsa fikirlerini vs sosyal medya üzerinden açıklamalı ve ve bunu öğrencileri ile meslektaşları ile sosyal medya vasıtası ile paylaşmalıdır. Böylece en hızlı ve en kolay şekilde bilgi yayılmaya başlayacaktır. Yoksa saklı bilgiler kütüphanelerde, google amcada vs her yerde var. Kendisini google veya kütüphane görüp insanların ona ulaşmaya çalışmasisini beklemesi boş kibirten öte birşey değildir. Ki bence bu kibir değil içerisinde bir boşluğun ifadesidir. Ancak akademisyenler arasında websitesi yapma üzerine maalesef “çok zor, kodlama bilgisi gerek, bu yaştan sonra nasıl yaparım” gibi bir batıl inanç söz konusu. Çoğunun bilgilerini saklama arzusu nedeniyle değil web sitesi yapamam korkusuyla bu işlere bulaşmadığını düşünüyorum. Bu yazıyı okuyup benim bir web sitem olsa diyen herhangi bir akademisyene ücretsiz, hızlı, fonksiyonel bir web sitesi yapmayı ben taahhüt ediyorum. Akademiye bizim de böyle bir katkımız olsun.

Google Scholar/Web of Science/Scopus: Akademisyenlerin genelde Newton’un kafasına elma düşmesi gibi bir anda kafasına fikir gelmez. Uzun ve hedef odaklı yapılan okumalar sonucu ne yazması gerektiğine karar verir. Bu okumalar ise sistematik ve hedef odaklı olmazsa çoğu zaman yazıya dönüşmeyen ve yarım yamalak kültür birikintileri olarak zihinde kalır. Ancak düzenli, sistemli, hedef odaklı yapılan okumalar sonunda akademisyen, literatürdeki boşlukları görür ve ona göre yazacacaklarını belirler. Bu açıdan yazmaya başlamadan yapılacak okumalar çok ama çok önemlidir.

Gunumuz teknoloji dünyasında bunu yapabilmek için kütüphaneye gidip raflardan başlıklarını beğendiğimiz kitapları masanın üzerine yiğip sırasıyla okuma yapmaktan ziyade Google scholar, web of science, scopus gibi bu işi kolaylaştıran teknolojileri kullanmamız gerekmektedir. Bu araçları kullanmayı çok iyi bilen bir akademisyen çok hızlı ve çok sağlıklı bir şekilde tam istediği makaleyi bulup okuyabilme imkanına sahiptir. Aksi halde sadece google araması ile yapılan aramalar sonucu ortaya çıkan gereksiz yazıları okuyarak zaman ve konsantrasyon kaybetmekten başka bişi yapmayacaktır. Dolayısı ile web of science nedir? Scopus ile akademik makaleler nasıl taranır gibi konular üzerine düşünülmeli ve zaman harcanmalıdır. Yapılacak bu yatırım bir akademisyene ömür boyu kullanacağı bir yeti kazandıracaktır.

Flipboard: Flipboard, tek bir platform üzerinden birçok sosyal medya aracını ve kendi ilgi alanımıza giren makaleleri takip etmemizi sağlayan harika bir uygulama. Bu uygulama hem cep telefonları ve tablet gibi mobil cihazlarda hem de web üzerinden çalışabiliyor. Uygulamanın mantığı gerek facebook, twitter gibi sosyal medya platformlarından gerekse Economist, Forbes, Financial Times gibi yazılı basından ilgi alanlarınıza göre kategorikleştirilmiş içeriği size dergi formatında sunması. Bunun yanı sıra kendi belirlediğiniz konu başlıkları ile o alanda öne çıkan makale, haber, video vs gibi içerikleri tek bir yerden takip etmenize imkan sağlıyor. Birçok farklı kaynaktan akan veriyi kendiniz düzenleyebilir ve kendi elektronik derginizi oluşturabilirsiniz. Özellikle akademik olarak ilgi alanımıza giren birçok alt başlığı çok kolay ve görsel olarak çok güzel şekilde önümüze sunan bu uygulama ile en güncel bilgilere kolayca ulaşmak mümkün. Örneğin benim ilgi alanlarımdan biri olan “Big Data” başlığına bu https://flipboard.com/topic/bigdata adresten ulaşarak o alanda gazetelerde, dergilerde ve diğer farklı platformlarda çıkan makaleleri anlık olarak önüme getiriyor.

Research Gate/ Academia Edu : Akademisyenlerin facebook’u diyebileceğimiz bu iki platformda dünya çapında akademisyenlerin makalelerini, akademik çalışmalarında karşılaştıkları sorunları, bu sorunlara dünyanın farklı bir yerinden başka bir akademisyenin cevabını görebilmek mümkün. Özellikle research gate’de kendi alanımızla ilgili soru cevap kısmı çok ama çok faydalı ve takip edilmesi gerekn bir kısım olarak göze çarpıyor. Academia edu da ise makalelerimiz yükleyerek diğer akademisyenlerin erişimine sunuyoruz veya onların makalelerine ulaşabiliyoruz. İstastik kısmında hangi ülkeden kaç kişi makalelerimize ulaşmış, kaç kişi makaleyi indirmiş ve kim bize referans vermiş hepsini görmek mümkün. Bir akademisyenin ya da akademisyen adayının bu iki platmormda kesinlikle bulunması gerektiği kanaatini taşıyorum

Nvivo/One Note: Klasik bir akademisyen bir ayda onlarca makale, birkaç kitap, gazete ve dergi yazıları gibi yüzlerce sayfa okuma yapmaktadır. Akademisyenin diğer insanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri akademisyen bu okuduklarını kullanmak zorundadır. Ekmeğini bu okudukları ile kazanmaktadır zira. Peki bu kadar fazla okuma sonrası ortaya çıkan notlar, referanslar, sorular, cevaplar vs nasıl sistematik bir şekilde saklanacak ve istediği zamanda elinin altında olacak ? Atıyorum tarihi alanındaki bir akademisyen 17yy osmanlı iktisadi yapısı üzerine bir yazı yazmak istese bu alanda daha önce yaptığı okumalara ve çıkardığı notlara nasıl ulaşacak ? Adı üzerinde tarihçi, Selçuklu, Osmanlı, Avrupa, Çin vs okumalarından “Osmanlı” ile ilgili kısmına ulaşacak sonra alt başlıklardan Kültür, Devlet Yapısı, İktisadi Yapısı, Savaşlar, vs alt başlıklardan İktisat ile ilgili okuduklarını bulmalı ve sonrasında 600 yıllık dönem üzerinde 17.yüzyıla ulaşmalı. Taktir edersiniz ki bu ve benzeri çalışmaların yıllarca sürdüğünü düşününce yapılan onca yıllık okuma notları bir anda karmakarışık içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Bu açıdan dünya çapınca yaygın şekilde kullanılan Nvivo ve Öne Note gibi programlara çok ama çok yakından bakmalı ve en önemli ve ençok kullandığımız araçlardan biri haline getirmeliyiz. Aksi halde uzun vadede akademisyenlik çileye dönüşebilir.

Endnote / Mendeley /Zotero: Akademik bir makale yazımı ile gazetede köşe yazmak arasında en bariz fark –tabiri caizse- gazetede desteksiz sallama imkanı genel yayın yönetmeninin inisiyatifi ile sınırsızken akademik yazında bu imkansızdır. Okuyucu akademik bir makaleyi her cümlenin sonunda “bunu nerden çıkardin?” diye sorarak okur. Dolayısı ile herhangi bir sonuç içeren bir cümle için referans vermemiz gerekmektedir. Bir önceki paragrafta nasıl notlarımızı sistematik şekilde biriktirmemiz gerekliyse aynı şekilde bu notları kimin makalesinden hangi dergiden ne zaman okuduğumuzu da bilmemiz gerekmektedir. O yüzden endnote, mendeley ve zotero gibi araçlar bu işi çok basit ve verimli şekilde sizin adınıza yapmaktadır. Akademisyen olacağım diyen herkesin tıpkı kendi alanında çok iyi olması gerektiği gibi bu araçları da çok iyi şekilde kullanması gerekmektedir.

Latex/Word/: Word deyip geçmemek gerekiyor. Özellikle tez yazım aşamasında olan doktora öğrencileri ile mesleğe başlayan akademisyen için word programı kişinin en fazla zaman harcadığı arkadaşlarından biri haline geliyor. Dolayısı ile arkadaşının tüm özelliklerini iyi bilmesi yürüyeceği yolda kendisine çok ama çok fazla getirisi olacaktır. Fakat özellikle matematiksel ifadelerin olduğu çalışmalarda word çok ama çok yetersiz kalmakta bu açıdan en iyi alternatif olarak Latex göze çarpıyor. Gerek görünüm gerekse referans verme noktasındaki Latex’in sunduğu kolaylıklar akademi dünyasında Latex’in önemini git gide arttırmaktadır. Aynı şekilde yine powerpoint’in yerini de latex sunum şablonlarından olan latex beamer almaya başladı bile. Bugün çoğu akademik dergi gönderilecek makalelere latex ile yazılma şartı getirmektedir. Bu açıdan ilk etapta Latex’in öğrenmesi zor görünse de bu mesleğin başındaki biri için öğrenmek için harcayacağı zaman kendisine çok güzel şekilde geri dönüş sağlayacağından his şüphesi olmasın.

Dropbox/Öne Drive/Google Drive: Bir akademisyenin ya da doktora öğrencisinin başına gelecek en önemli felaketlerin başında yazdığı yazıyı kaydetmeden kapatması, word’un çökmesi (latex cökmez), sunum dosyasının bulunduğu USB’yi kaybetmesi ya da USB’nin içine virüs girmesi gibi nedenlerle yazdıklarına ulaşamamasıdır. Bu açıdan öne dirve, dropbox vs gibi internet tabanlı depolama dropboximkanlarından kesinlikle faydalanması gerekmektedir. Böylece bir dosya üzerinden yaptığı çalışmaya dünyanın her tarafından en son haline ulaşması mümkün. Dropbox gibi internet üzerinden depolama hizmeti sunan uygulamalarda çökme, kaybolma ve ulaşamama gibi bir durum söz konusu olmadığı için bu uygulamaların kullanılması akademisyenlere ve doktora öğrencilerine saç baş yoldurma gibi problemlerle karşı karşıya kalma gibi problemleri sıfıra indirgemektedir.

Stata: Bugün istatistiki bir temele dayanmayan akademik çalışmalar sadece laf salatası şeklinde görülmeye başlandı. Özellikle ekonomi, sisayet, ve sosyoloji gibi alanlarda istatistik kullanma olmazsa olmazlar arasında kendine yer buluyor. Elbette bazı basit istatistiki uygulamalar Excel ile basitçe halledilebileceği gibi Excel’de çok fazla uğraşmanıza sebep olacak fakat Stata ile çok basit bir iki kod ile bunu yapabilirsiniz. Bu yüzden sosyal bilimler alanında çalışmayı düşünen biri hiç beklemeden bu ve benzeri paket programları öğrenmeye başlamalıdır.

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir