Bir Bilim Adamının Hayatından Çıkarıla(bile)cak Dersler

image

Bir kaç aydır içinde bulunduğum çetin ve çetrefilli durum nedeniyle ne yazabiliyor ne de ciddi şekilde düşünebiliyordum. Sadece ve sadece pasif bir bekleme sürecinde kendi kafamda oluşturduğum fasid bir daire içerisinde dönüp duruyorum. Hala da bu daireden tam manası ile çıktığım söylenemez. Tüm bu nedenlerden ötürü bir ay önce yazmayı planladığım bir değerlendirme yazısını ancak şimdi yazabiliyorum…


Geçen ay (haziran) Tübitak tarafından kırk küsür yıldır çıkan Bilim ve Teknik Dergisi de çok hoşuma giden ve içerisinde türlü türlü dersler olduğunu farkettiğim bir hayat hikayesinden bahsetmek istiyorum. 2004 yılı Nobel Kimya Ödülü sahibi israilli Prof.Dr. Aaron Ciechanover`a ait olan bu hikayede öğrencilere,öğretmenlere,bilim adamlarına,iş adamlarına,anne ve babalara yönelik bir çok ders bulunuyor.

Bilimsel Başarı ve Aile

ilkokuldayken gazeteler kupon topmalak koşulu ile tabak tencere verdikleri gibi bazıları da  ansiklopedi verirlerdi. ilkokulda bisikletimin olma hayalimin ardından en önemli hayallerimden biri boydan boya kalın kalın ansiklopedilerden oluşmuş bir odamın olmasıydı. Ama babam kupon biriktirme teklifine  bir türlü razı olmuyordu ben gizli gizli biriktirmeye çalışsam da bir türlü 59,69, gibi sayılara ulaşamıyordum. (bknz: 59 kupona ana britanica). Neyseki babam sonradan olaya el atarak kupon biriktirmese de istediğim kitapları yavaş yavaş almaya başlamıştı.

1947 yılında İsrail`in  kuzeyindeki Hayfa şehrinde dünyaya geldi Aaron Ciechanover. Hukukçu baba ve öğretmen annelerinin ona ve abisine sürekli olarak “tüm yapmanız gereken çalışmak” mesajını verdiklerini söylüyor. Anne ve babasının çalışmaya ve okumaya  verdikleri öneme, bir ev dolusu kitaba sahip olmalarını örnek gösteriyor.

İstisnalar çıksa da Aile ve çevre kişileri hayatı boyunca etkileyecek bir çok etkene sahip. Onların vermiş olduğu tavsiye telkinlerin yanı sıra bu tavsiye ve telkinleri bizzat yaşayarak çocuklarına örnek rol model olmaları çocuğun geleceğine çok önemli etkileri olmaktadır. Bugün anne karnında çocuğun dışarıda olan bitenden etkilendiği artık bilimsel bir gerçekse çocukluklarında anne babalarından sadece “lan bırak misket oynamayı git ders çalış, bu odada değil ben dizi seyrediyorum öteki soğuk odada çalış” tavsiyesi yerine “lan bak biz kitap okuyoruz ananla birlikte, soytarılık etmede  sen de gel” söylemi arasındaki farkı ve çocuğun üzerindeki tesiri Aaron örneğinde görmek mümkün.

Kişisel İlgi Ve İstidat

insanların farklı yaratıldıklarını anlamaları için Allah o kadar çok delil vermiş ki bize ancak biz hala insanları tek bir tip  ya da benzer kalıplar içerisine sokmakta inat etmeye devam ediyoruz. Her birimizin parmak izi,iris yapısı, yüzü v.s birbirinden farklı. Bunlar fiziki yani maddi farklılıklar. İnsan ise hem maddi hem de manevi bir yapıya sahip dolayısı ile fiziksel olarak bu kadar farklılığa sahip olan insanın manevi yapısı da bir o kadar farklı olacaktır. Yani kişisel ilgi,beceri,karakter v.s de o oranda farklıdır. Dolayısı ile herkese tek bir gelecek hayali kurdurmaya zorlamak yerine onları iyi şekilde keşfederek güzel bir yönlendirme ile müthiş başarılar elde edilebileceğini düşünüyorum.

Prof. Ciechanover, çocukluğunun ilk yıllarında biyolojiye,hatta biyolojinin farklı konularına duyduğu ilgiyi hatırlıyor. Topladığı çiçekleri kitap sayfaları arasında kurutma,yapraklardan aalkolle klorofil özütleme maceralarına, abisinin bir ingiltere seyahati dönüşünde  hediye ettiği mikroskop ile devam ediyor. O sıralar 11 yaşında olan Ciechanover, mikroskobuyla, ozmoz(geçişme;suyun çok yoğun ortamdan az yoğun ortama  seçici geçirgen bir zardan enerji harcamadan geçişi) deneyini yapıyor ve soğan zarındaki hücreler keşfediyor. Birkaç yıl sonra ise biyolojiye olan bu amatörce ilgisinin ve sevgisinin ciddi olduğunu lisede ana branş olarak biyolojiyi seçerek gösteriyor

Gördüğünüz gibi biyolojiye olan ilgisi “saf adam biyolojide ne yapacan oraya öss de düşük puan alanlar gidiyor,zaten okumasıda zor mezun oluncada işsiz işsiz gezersin saflık etme yaz bi mühendislik” dememişler ve biyoloji ile hayatı arasında saçma sapan duvarlar kurmamışlar.

Zorluklar ve Sabır ile Çalışmadan Yılmama

Henüz 11 yaşındayken annesini,altı yıl sonrada babasını kaybediyor Prof. Ciechanover.Hafta içi teyzesiyle Hayfa`da kalan ve okuluna devam eden Aaron, hafta sonlarını ve diğer tatillerini Tel Aviv`de abisinin yanında geçirerek lise eğitimini tamamlıyor.

Bir ara dünyada önemli portreleri okumaya girişmiştim. Bir çok ortak özelliklerini keşfetmiştim bunlardan birtanesi çok ilginçti; bu büyük insanların kendileri çok ufak yaştayken anne ve-veya babalarını  kaybetmeleri olmuştu. Genç bir insan için sanırım anne ve babanın vefat etmesi gibi sarsıcı bir olay yoktur dünyada. Tabi aynı zamanda hayata tutunma, mücadele, yetişme, güçlü olma ve kalma noktasında da bir çok zorunlu eğitimi yanında getiren ızdıraplı bir durum. Günümüzde sevgilisinden ayrıldığı için dersleri sallayan,sular akmadığı için ödev yapmayan, TV`de maç,dizi, v.s olduğu için okumaya ara veren bizlerin çok zor anlayacağı bu durumu Aaron bizzat yaşayarak başarmış. Demekki başarılı olma yolunda kesinlikle ve kesinlikle bir çok zorlu ve sabır gerektiren süreçler öne çıkacaktır. Bunlarla mücadele ise çalışmaktan bir an olsun kendimizi geri tutmamaktır.

Kırılma Noktaları Yada Karar Anları

Tıp fakültesinde heyecanla geçen dört yılın sonunda, hasta muayene etme sürecinin başlamasıyla tıp doktoru olma noktasında doğru karar verip vermediğine dair ciddi kuşkular duymaya başlıyor ve klinik tıbbın kendisi için uygun olmadığını anlıyor…..Ciechanover aldığı dersler arasında biyokimyasal araştırmalar yaparak yüksek lisans derecesini alıyor. Geçmişe baktığında bu bir yılın tüm kariyerinde en kritik yıl olduğunu ve bu sürenin sonunda hayatının geri kalanında biyokimya alanında temel araştırmalar yapmak istediğini anladığını belirtiyor. Evet yeni bir aşk keşfediyor ve hatta biyokimyayı hayatının geri kalanındaki diğer eşi olarak tanımlıyor.


İnsanların hayatlarında daima böyle kritik karar verme anları olmuştur. Böyle zaman  dilimlerinden yıllar sonra kimisi “keşke” ile başlayan cümle kurarken daha cesaretliler ve  kararlarını ne pahasına olursa olsun sağlam olduğunu bilenler ise “iyiki” şeklinde başlarlar  cümlelerine ve güzel bir hatıra olarak kalır hayat defterlerinde.Elbette istişare çok  önemlidir ve hayatımızda alacağımız kararlarda en önemli yeri istişare sonuçları  kaplamalıdır. Ancak istişare yapacağınız kişi veya grup o işin ehilleri, ufuk sahipleri bir iki  yıllık değil daha uzun vadeli düşünebilen hatta ve hatta sadece dünyaya yönelik değil  ukbaya ait bir takım görüşlerini açıklayabilecek insanlardan oluşmalıdır. Yoksa sadece o  anki konjonktüre göre bayağı kararlar ile hayatınız boyunca “keşkeler” içerisinde  bocalayıp durursunuz.

Hayat Arkadaşı ve Başarı

Askerlik görevi sırasında, Tel Aviv Belediye Hastanesi`nde doktor olan Menucha ile evleniyor ve böylece tekrar bir aileye sahip olduğunu hissediyor. Menucha`nın aslında parlak bir geleceğe ve geniş maddi imkanlara sahip olabilecek bir tıp doktorundan ziyade geleceği belirsiz bir öğrenci ile evlendiğini ifade ederek, eşinin öğrenciliğe dönme kararında da kendisini cesaretlendirdiğini ve desteklediğini belirtiyor. Ardından oğulları Tzachi dünyaya geliyor.Böylece Ciechanover`ın sorumlulukları da artıyor. Ama gene de bu baskıların onu yıldırmadığını, kendisi için en iyi kararı aldığını söylüyor.

Demekki “her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözü oldukça gerçeği yansıtıyormuş. Akademisyen adaylarına bu noktada bir tavsiye sadedeinde bunuda belirtelim. Yani han hamam ev araba gibi istekleri olan adaylardan uzak durun yoksa akademiden uzak kalırsınız :)) Ayrıca diğer bir noktada aile babası olsa bile iyi bir zaman tanzimi ile akademisyenlik gibi zaman ve sabır isteyen iş aynı anda götürülebiliyormuş. Benim okumalarımda bizzat rastlamadığım ama Sokrates`e  atfedilen bir sözü buradan tekrar belirteyim. Sokrat demişki “kesinlikle evlenin eşiniz iyi ise mutlu kötü ise filozof olursunuz” :))  Halbuki sokratesin eşi bildiğim kadarıyla çok iyi birisyidi. Sokrates gururla ölmeyi tercih ederken o gözyaşlarına hakim olamıyor sokrat soruyor “neden ağlıyorsun? “ o da “seni haksız yere ölüme mahkum ettiler bundan daha kötü ve ağlanacak başka birşey olabilir mi ? o yüzden ağlıyorum”... sokrat şöyle cevap veriyor: “ ya haklı yere ölüme mahkum etselerdi?” gördüğümüz gibi her ikisi de olabiliyor :))

Ufuk ve Dava Sahibi Olmak

Prof. Ciechanover doktora çalışmalarını tamamladıktan sonra doktora sonrası eğitimine Camridge, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)  Biyoloji bölümü`nde Profesör Harvey Lodish ile devam ediyor. Boston`da geçirdiği yaklaşık dört yıldan sonra yeni bir karar daha alması gerekiyor. ABD`deki iş tekliflerini reddeden Prof. Ciechanover ülkesine geri dönüyor. Prof. Avram`ın da yardımıyla Technion Tıp Fakültesi`nde bağımsız bir akademisyen olma fırsatı buluyor. ABD`de kalmak cazip olsa da öncelikle ülkesine, ülkesindeki insanlara ve topluma faydalı olmak istiyor. Diğer yandan anadilini, kültürünü ailesini yetiştiği o küçük yeri özlediğini düşünüyor. Kişinin küçük bir ülkede de, sınırlı kaynaklarla yükselebileceğini vurgulayan Ciechanover bu kararının hata olmadığını görmekten memnun.

Prof. Ciechanover`ı bu sayfaya taşımamın en önemli nedenlerinden bir yukarıdaki paragraf oldu. Herşeyden önce insanın bir davası,ideali, mefkuresi (hepsi aynı anlam olsa da farklı boyutları olduğu için saydım) olmalı. Yoksa sadece ve sadece o işin ehli olup kuru kuruya yaşanmış bir hayat ile ömrü tamamlarız. Yan eğer bir bilim adamıysak, öğrenciysek, siyasetçiysek,hamalsak,doktorsak,polissek v.s v.s her ne işle iştigal ediyorsak o işte iyi olmaya çalışacağımız gibi yaptığımız iş davamıza yönelik olmalı. Prof.Ciechanover “israil neden güçlü ?” sorusuna yaşanmış bir hayat olarak verilmiş bir cevaptır. Bizim ülkemizde de inşallah böyle insanlar pek yakında çıkacak diye umutlarım o kadar yüksek ki….

Hobilerin Meslek Hala Gelmesi ve Sabır

Temel prensip olarak kişilerin denemekten korkmamalarını ve hobilerini meslek haline dönüştürmelerini öneriyor. Kendisinden de pay biçerek eğer insan hedefine ulaştıysa sonsuza kadar mutlu olabiliyor diyor. İşte bu görüşü gönülden benimsemiş olması sayesinde Aaron Ciechanover ikinci kariyer hayatına doktora öğrencisi olarak başlama cesaretini gösterebiliyor. Bu süre boyunca danışmanı Prof. Avram Hershko ve birlikte çalıştıkları ABD`deki Prof. Irwin Rose ile ubikuitin mekanizmasını keşfediyorlar; ancak bilimsel çevrenin mekanizmanın önemini taktir etmesi neredeyse 10 yıldan fazla zaman alıyor.

Nobel ödülü almalarına neden olacak çalışmaları 10 küsür yıl sonra farkedilsede sonunda farkediliyor. Dolayısı ile “hakikat er ya da geç gün yüzüne çıkacaktır” düsturu burada bir kez daha gerçekleşmiştir. Sevdiği işi meslek olarak yapan insanlar “iş,mesai,fazla çalıştım” gibi düşüncelere hiç bir zaman kapılmadıkları için başarı onlara bir kaç adım uzaktadır sadece. Durmadan ve zevk alarak çalışıırlar ve aktif sabır ile başarılarına odun taşırlar…“Aktif sabır”….

Danışman ve Fenomene Farklı Bakış

Akademik kariyerinin başından beri, öncelikle Avram Herschko olmak üzere, Harvey Lodish gibi mükemmel danışmanlarla çalışmanın, akademik işbirliği açısından ne kadar kritik olduğunu ve başarının en önemli etkenlerinden birinin iyi danışmanlarla ya da rehberlerle çalışmak olduğunu vurguluyor.Doktora eğitimine başlarken bu kararın önemini bilen Prof. Ciechanover, danışmanını seçme sürecinde birkaç kişiyle görüştükten sonra Avram Herschko`nun kendisi için doğru bir seçim olacağını  hissediyor. Çünkü o zamanlar kimsenin ilgilenmediği “hücresel proteinler nasıl yıkılıyor”,”preteinleri neden yıkıyoruz” sorularıyla Avram Hershko ilgileniyor.

Akıl hocası,vezir,danışman,yardımcı,hoca bu insanlar tarih boyunca yöneticilerin,padişahların,siyasetçilerin bir adım gerisinde olmuşlardır ancak alınan başarılarda çok önemli etkileri olmuştur. Bu açıdan “Allah, sevdiği bir yöneticiye salih bir vezir nasip eder, unutursa hatırlatır, yanılırsa düzeltir; ona yardımı murat etmezse fasık bir yardımcı verir, unutursa hatırlatmaz, yanılırsa düzeltmez” sözü çok önemlidir. Ancak ne yazıkki ülkemizdeki danışman anlayışı böyle değil. Örneğin yukarıda Prof. Ciechanover danışman seçme sürecinde danışmanını kendi belirlerken malesef bizim okullarımızda yüksek lisans danışmanları merkezi sistemle atanıyor :)))

Tevazu ve Yoldan Sapmamak

Nobel  Ödüllü biri olmanın kendisine yeni kapılar açtığını düşünüyor.Neredeyse haftada bir kez lise öğrencilerine, öğretmenlere ders veriyor ve onları heyecanlandırmaya,onlar için rol model olmaya ve herşeyin mümkün olabildiğini göstermeye çalışıyor. Ülkesine döndüğü günden bugüne başarılı, bir öğrenci ve akademisyen grubuyla çalışmalarını sürdüren Prof. Ciechanover, yüksek lisans,doktora, doktora sonrası öğrenrencilere, kariyerlerine israil`de ve yurt dışında devam eden hekimlere eğitim veriyor olmaktan çok mutlu. Şimdi yıllar önce planlayıp gerçekleştirdiklerinin meyvesini topluyor ve bu da ona mutluluk veriyor, kendini harika hissediyor.

“Başarılıve büyük  insanların boyunları hep eğiktir” çünkü onlar ziyadesi ile büyüktürler ancak enaniyet kahramanları ve boş insanların boyunları hep tepede ve kendileri büyüklenme içerisindedilerler çünkü o kadar küçüktürlerki kendilerinin farkedilmesi için ayaklarının üzerine dikilmeleri,boyunları  kaldırmaları gerekmektedir. Bu açıdan nobel ödüllü bir insanın haftada bir lise öğrencilerine motivasyon amaçlı dersler anlatması,hala yüksek lisans doktora öğrencileri yetiştirmesi  başarı ve tevazunun at başı gidebileceğine güzel bir örnektir. Ayrıca Prof. Ciechanover, yoldan sapmamış iyi bir bilim adamı olmayı bırakmamış oysa biz de kesinlikle ilk etapta bir milletvekilliği teklifi alır şayet partisi hükümet kurma yetkisi almışsa bakanlık için mücadele vermeye başlardı. Hiç mi teklif gelmedi bu sefer köy köy kasaba kasaba dolaşıp yalan dolan üzerine bir parti kurmaya yeltenirdi… Yani yoldan sapar saçma sapan işlere başlardı. Örnekleri yakın siyasi tarihimize bakarak görebilirsiniz…

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

4 Yorum

  1. Ramazan   •  

    Sayın hocam,
    Gerçekten güzel bir derleme-değerlendirme yazısı olmuş. Evet, keşke bizim ülkemizde de yurtdışında yetişmiş değerli bilim insanlarına bağımsız bir akademisyen olma fırsatı sunulabilinse, keşke bizim ülkemizde de sınırlı kaynaklarla yükselebilme fırsatı olabilse, keşke gerçek anlamda çalışmalar söz konusu olsa, keşke..ancak malesef yine aynı derginin 2006 yılındaki bir sayısında “insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğü” ile ilgili çalışmasına istinaden 2005 yılının en genç bilim insanı seçilen Dr Ahmet Yıldız’ın YOK ve TUBİTAK tarafından bir kez bile aranmaması ise “biz neden bu durumdayız” sorusuna cevap olabilir.
    Ancak büyük bir sorumluluk altında yurtdışına belki son bir nefes-fırsat olarak gönderilen bilim insanlarının bu ülkeyi farklı bir kulvara taşıyacağı konusundaki inanç, işin bilincinde olan insanların büyük beklentisi olacaktır. Umuyorum bilim/ilim yolundaki, Prof. Ciechanover gibi lise yıllarından itibaren değilde üniversitenin belirli bir yılından sonra bir ideale kavuşmuş genç arkadaşlar aradaki farkı kısa sürede kapatacaktır. Belirtiyorum, çalışacağız..davası banka hesabı, arabası, kariyeri değil, milletin alın teriyle yetişmişler olarak ideali ülkesi-vatanı olarak çalışacağız. Konuşulacak çok konu var zamanı-yeri gelince ‘konuşacağız.

  2. osman   •  

    Değerli hocam,

    Değerlendirmeniz gerçkten güzel, insana, özellikle öğrencilere yeni bir bakış açısı sunmuş. Tüm öğrencilerin, kendilerin bir hedef oluşturması için okumasını canı gönülden istiyorum. Yazınız için yürekten teşekkür ediyorum.

    Değindiğiniz gibi,Ülkemizde de akademik çalışmalrın bağımsz olması gerekir, araştrmaları ve dersleri ayrı akdemiyenler vermeli ve böyle olacağına yürekten inanıyorum.

  3. Rürup Rente   •  

    selam ben senay, gercekten super bir site, eger facebook veya twitter varsa eklemek isterim…

  4. Şadiye   •  

    Bu güzel yazı için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir