Bir Çıktı ve Fiyat İstikrar Sağlayıcısı Olarak Para Politikası

fed


Yazar
: Koshy Mathai*

Çeviri: Fatih Kansoy

Merkez bankaları, para arzını ayarlamada faiz oranları gibi araçları ekonomiyi canlı tutabilmek için kullanırlar.

Para politikası birçok farklı şekil ve biçimde görünmüş olsa da, enflasyon ve çıktı istikrarını birlikte sağlayabilmek için ekonomideki para arzının ayarlanması olarak özetlenebilir.

Birçok iktisatçı onaylayacağı gibi uzun dönemde çıktı sabittir dolayısı ile para arzındaki herhangi bir değişiklik fiyatlarda [doğrudan] bir değişime neden olacaktır. Fakat kısa dönemde fiyatların ve ücretlerin hızlıca değişememesi nedeniyle, kısa dönemdeki para arzındaki değişiklik mevcut mal ve hizmet üretimini etkileyecektir. İşte tam da bu yüzden para politikası enflasyon ve büyüme hedeflerinin her ikisini de birlikte başarmak için anlamlı bir araçtır.

Resesyon döneminde, örneğin tüketiciler daha önceci dönemlerde yaptıkları harcamaları kısabildikleri kadar kısarlar, iş üretimi azalır, öncü firmalar işçi çıkarır ve yeni kapasite yatırımları durur, ve ülkenin ihracatına olan yabancı iştah/talep ayrıca düşebilir. Kısacası,genel ya da toptan bir düşüştür bu. Hükümet de ekonominin başı çektiği bir politika ile buna karşılık verebilir. Para politikası genelde konjonktürel araç seçimidir.

Böylesi konjonktörel bir politika, çıktı’nın (ve istihdamın) arzulanılan genişlemesine yol açar, fakat, bu para arzının artmasını zorunlu kıldığından ayrıca fiyatların da arması sonucunu doğurur. Bir ekonomi tam kapasite ile üretime yaklaştıkça artan talep, girdi maliyetlerine ve ücretlere baskı yapacaktır. İşçiler artan gelirlerini daha fazla mal ve hizmet satın almak için kullanacaklardır. Bir sonraki fiyat ve ücret artışı genel enflasyonu yukarı yönlü itecektir.

İkiz hedef

Para Politikası uygulayıcıları, fiyat ve çıktı hedefleri arasında denge kurmalıdırlar. Gerçekte, sadece enflasyonu hedefleyen merkez bankaları bile, örneğin Avrupa merkez bankası, ayrıca çıktı istikrarı ve ekonomiyi tam istihdam düzeyinde tutmak için dikkat sarfettiklerini kabul ederler. Ve Amerikan Merkez Bankası-FED ki Amerikan Kongresine karşı açık bir şekilde ikili zorunluluğu vardır, istihdam hedefi resmi olarak tanınmış ve enflasyon hedefi ile eşit konuma yerleştirilmiştir.

20140405_FND002_0

Mal ve hizmetlere olan toplam talebi yönetebilecek yegane araç yalnızca Para politikası değildir. Maliye politikası –vergi ve devlet harcamaları- başka bir politikadır ve hükümetler bu aracı bir önceki küresel kriz döneminde çokça kullandılar.

Fakat, verginin yasallaşması ve harcamaların değişmesi zaman alır ve bu değişikliklerin kanunlaştığı anda politik olarak buları geriye döndürmek zordur. Bu kaygılarla birlikte tüketiciler mali teşviklerle hedeflenen yönde karşılık vermeyebilirler (örneğin, vergi kesintisi sonrası harcama yerine birikim yapabilirler). Bu yüzden sıkıntılı dönemlerde ekonomiyi istikrarlaştırmada para politikasının neden savunmanın en ön safında görüldüğünü kolay anlaşılır. (Sabit döviz kuru rejimine sahip olan ülkeler istisnadır. Buralarda para politikası tamamen döviz kuru hedefine bağlanmıştır.)

Bağımsız Politika

Para politikası hükümetin en önemli iktisadi araçlarından biri olsa da, birçok iktisatçı para politikasının en iyi şekilde seçilmiş hükümetten bağımsız bir merkez bankası (ya da benzer bir kurum) tarafından yürütülebileceğine inanıyor. Bu inanışın kökeni 30 kusur sene önceki zaman uyumsuzluğu problemine vurgu yapan akademik araştırmalara dayanıyor. Hükümete karşı daha az bağımsız olan Para politikası yapıcıları kendi ilgi alanlarını düşük enflasyon taahhüdünden ziyade tüketiciler ve iş dünyasının enflasyon beklentilerini düşük tutma gayreti içinde bulurlardı.

Fakat neden sonra, yeni gelişmelere karşılık, para arzını genişletmeye karşı koymanın zor olacağını görebilir ve bir “enflasyon sürprizi” doğuverir. Bu sürpriz en başta işgücünü göreceli olarak ucuzlatarak çıktıyı yükseltir ve ayrıca hükümet borcunun gerçek değerini düşürür. Fakat insanlar kısa zamanda bu “enflasyon sapmasının” farkına varır ve fiyatların artacağına daha beklentilerini çokça arttırırlar bu da politika yapıcıların düşük enflasyon hedefini başarmasını iyice zorlaştırır.

Bu zaman uyumsuzluğu probleminin üstesinden gelebilmek için bazı iktisatçılar politika yapıcıların para politikası ayarlamalarında tam ihtiyatı kaldıran bir kurala bağlı kalmalarını önerdiler. Fakat pratikte kurala bağlılık uygulamasını güvenilir ve makul şekilde gerçekleştirmek zordur (ve muhtemelen çetrefillidir). Alternatif bir çözüm para politikası yetkisini politik süreçlerin çoğundan izole edilmis bağımsız bir merkez bankasına devretmekti, tıpkı birçok ekonomi de hali hazırda görüldüğü gibi. Deliller gösteriyorki merkez bankası bağımsızlığı gerçekte düşük ve daha istikrarlı enflasyon ile bağdaşıyor.

Para Politikası Uygulaması

Merkez bankası para politikası değişikliğine nasıl gider? En temel yaklaşım para arzı D4805LD1miktarını basitçe değiştirmektir. Bu genellikle kısa dönem devlet borçlarının özel sektor ile değiştirildiği açık piyasa işlemleri vasıtasıyla yapılır. Örneğin, eğer FED ticari bankalardan hazine bonosu satın ya da ödünç alırsa merkez bankası hesabına nakit ekleyecektir ki buna reserv adı verilir ve bankalar bu miktarı tutmak zorundadırlar. Bu işlemler para arzını genişletir. Buna karşın, eger FED hazine senetlerini bankalara satar veya ödünç verirse bu değişim ile ödeme alınmış olur ve bu da para arzını düşürecektir.

Birçok merkez bankası yıllardır açık ve net parasal büyüme hedeflerini gerçekleştirse de bu hedefler daha az yaygın hale almaya başladı. Çünkü para ve fiyatlar arasındaki korelasyonu açıklamak eskisine nazaran daha zor bir hal aldı. Birçok merkez bankası hedeflerini tek başına enflasyonu belirlemeye hasretti veya büyüme ve istihdam hedefini artık dolaylı bir amaç olarak belirledi.

Yayılma Mekanizmasi

Para politikası değişimi toplam talep üzerinde önemli etkilere sahiptir ve dolayısı ile çıktı ve fiyatlar üzerinde de etkilidir. Bu politika hareketlerinin reel ekonomiye yayılmasını sağlayan çok sayıda yol vardır.

Bunlardan biri insanlar genellikle faiz oranı kanalı’na odaklanırlar. Eğer merkez bankası daraltıcı politika izlerse, örneğin borlanca maliyeti yükselirse tüketiciler normal şartlarda imkanı olduğu halde -örneğin ev ya da araba gibi – yeni şeyler almazlar ve işletmeler de aynı şekilde yeni araçlara yazılımlara ya da binalara yatırım yapmama eğilimindedirler. Bu da iktisadi hareketliliği düşürür ki bu da düşük enflasyon ile birlikte olur zira düşük talep genellikle düşük fiyatlar anlamına gelir.

Fakat elbette bu tüm hikayenin sonu değildir. Faiz oranlarındaki bir yükseliş ayrıca işletmelerin ve bireylerin varlıklarında net düşüşe yol açar bu kanal bilanço kanalı olarak adlandırılır.

Bir merkez bankası kamuya açık bir şekilde para politikası üzerine konuştuğunda bu konuşma genelde herhangi bir parasal miktar üzerinden ziyade faiz oranları üzerine odaklanır. Merkez bankaları genelde kısa dönem ve çoğunlukla gecelik olan tek bir “politika oranı”na odaklanmaya meyillidirler. Bu oran bankaların birbirlerinden tahvil alımlarında uyguladıkları orandır. Merkez bankası satın alarak veya tahvil ödünç alarak sisteme para aktardığında, bilinen tabirle, bu da zamanla daha az ücrete ve fiyat artışına neden olacak ve bir de gerçek enflasyonu düşük tutacaktır.

Faiz daha da düşemediğinde

2008 küresel finansın başlangıcından hemen sonra, dünya çapında merkez bankaları politika [faiz] oranlarını sert bir şekilde düşürdüler- bazı durumlarda neredeyse sıfıra kadar- ve böylece [başka bir] potansiyel bir kesintiyi [faiz oranları zaten sıfıra yaklaştığı için] zorlaştırdılar. Buna rağmen merkez bankaları genişletici para politikalarına devam ettmek için alışılmadık yollar buldular.

Bu yaklaşımlardan biri piyasadan yüksek miktarda finansal enstrumanların satın alınması olmuştur. Parasal genişleme [quantitative easing] denilen bu yaklaşım merkez bankasının bilançosunu genişletir ve ekonomiye yeni nakit girişi sağlanır. Bankalar ilaveten reserv alır ve parasal arz büyür.

Benzer bir seçenek ise “kredi genişlemesi”dir, ki bu da ayrıca merkez bankasının bilançosunu gelişletir fakat odak noktası daha çok bilanço kompozisyonunadır yani hangi tip varlıklar elde edilmiş ona bakar. Bir önceki kriz boyunca birçok özel kredi piyasası engellendi ve faiz oranı kanalının çalışamaması ile sonuçlandı. Merkez bankaları bu problemli piyasalara direk müdahale ile karşılık verdi. Örneğin, amerikan merkez bankası FED ticari kağıtları satın almak için yeni bir araç oluştur

Kimileri piyasanın belirli bir bölümüne yönelik finans akımını garanti altına alan merkez bankası ile kredi genişlemesinin para politikasını endüstriyel politikaya çok fazla yaklaştıracağını iddia ederler. Fakat parasal genişleme daha az tartışmalı değildir. [Parasal genişleme] devlet borçları gibi daha fazla bir nötr varlık alımını gerekli kılar, fakat bu[parasal genişleme] merkez bankasını hükümetin mali açığının finansını sağlamaya yönlendirir ve kuvvetle muhtemel bu da kendisinin bağımsızlığının sorgulanmasına neden olur.

*Koshy Mathai IMF Sri Lanka temsilcisi
Kaynak: Monetary Policy: Stabilizing Prices and Output

Referanslar

Ireland, Peter N., 2008, “Monetary Transmission Mechanizm,” The New Palgrave Dictionary of Economics, 2nd ed., ed. by Steven N. Durlauf and Lawrence E. Blume (Houndmills, United Kingdom: Palgrave MacMillan).

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir