Akademisyenler için Blog Sosyal Medya ve Web-Teknoloji

tech-1024x750

Web-Blog Sayfası/Sosyal Medya: Bir akademisyeni diğer meslek gruplarında çalışan insanlardan ayıran en önemli özelliği onun “yazmak için okuması, okunmak için yazmasıdır.” Yani bir akademisyen yazmıyorsa o kişiye biz entelektüel diyebiliriz, bilgili bir insan diyebiliriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Aynı şekilde okumadan, yazdıklarının arkasını doldurmadan yazan kişiye de akademisyen denmez, belki köşe yazarı deriz, blogger deriz televizyoncu deriz ama asla akademisyen diyemeyiz. Dolayısı ile akademisyen okumalı yazmalı ve yazdıklarının okunması için çaba sarfetmelidir. Akademisyen “ben yazdım gidip bulun okuyun” dememeli. Okumaya devam…

Alışılmadık Bir Gerçek – Nouriel Roubini

DAVOS/SWITZERLAND, 27JAN12 - Nouriel Roubini, Professor of Economics and International Business, Leonard N. Stern School of Business, New York University, USA; Global Agenda Council on Fiscal Crises is seen during the session 'Fixing Capitalism' at the Annual Meeting 2012 of the World Economic Forum at the congress centre in Davos, Switzerland, January 27, 2012.

Copyright by World Economic Forum
swiss-image.ch/Photo by Sebastian Derungs
[Ceviri: Fatih Kansoy]

NEWYORK– En gelişmiş ekonomilerin alışılmadık para politikasına (unconventional monetary policy) ait alfabetik bir çorbanın–ZIRP, QE, CE, FG, NDR, ve U-FX Int- içinde krizden sonra bile  hala yüzmeye devam edeceğini  kim düşünebilirdi? Herhangi bir merkez bankası 2008’den önce böylesi önlemlerin hiçbirini düşünmemişti. Bugün, bütün bu önlemler politika yapıcıların ellerinden düşürmedikleri araçlar haline geldi.

Aslında, sadece bir buçuk sene önce Avrupa Merkez Bankası kendisine has ileriye dönük sözlü yönlendirme (forward guidance) politikasını tatbik etmişti daha sonra sıfır faiz oranı politikasına kaydı ondan sonra mevduata negatif faizi denemeden önce kredi genişlemesi politikasını benimsedi. Ocak ayında ise parasal genişlemeyi tamamen tatbik etti. Aslına bakılırsa Amerika, İngiltere ,Japonya ve Avrupa merkez bankalarının ve İsviçre Milli Bankası gibi diğer gelişmiş ekonomilerin merkez bankalarının hepsi şuana kadar böylesi bir alışılmadık politikalara bağlıydılar. Okumaya devam…

Bir Çıktı ve Fiyat İstikrar Sağlayıcısı Olarak Para Politikası

fed


Yazar
: Koshy Mathai*

Çeviri: Fatih Kansoy

Merkez bankaları, para arzını ayarlamada faiz oranları gibi araçları ekonomiyi canlı tutabilmek için kullanırlar.

Para politikası birçok farklı şekil ve biçimde görünmüş olsa da, enflasyon ve çıktı istikrarını birlikte sağlayabilmek için ekonomideki para arzının ayarlanması olarak özetlenebilir.

Birçok iktisatçı onaylayacağı gibi uzun dönemde çıktı sabittir dolayısı ile para arzındaki herhangi bir değişiklik fiyatlarda [doğrudan] bir değişime neden olacaktır. Fakat kısa dönemde fiyatların ve ücretlerin hızlıca değişememesi nedeniyle, kısa dönemdeki para arzındaki değişiklik mevcut mal ve hizmet üretimini etkileyecektir. İşte tam da bu yüzden para politikası enflasyon ve büyüme hedeflerinin her ikisini de birlikte başarmak için anlamlı bir araçtır.

Resesyon döneminde, örneğin tüketiciler daha önceci dönemlerde yaptıkları harcamaları kısabildikleri kadar kısarlar, iş üretimi azalır, öncü firmalar işçi çıkarır ve yeni kapasite yatırımları durur, ve ülkenin ihracatına olan yabancı iştah/talep ayrıca düşebilir. Kısacası,genel ya da toptan bir düşüştür bu. Hükümet de ekonominin başı çektiği bir politika ile buna karşılık verebilir. Para politikası genelde konjonktürel araç seçimidir. Okumaya devam…

Euro Tekrar Onarılabilir Mi?

euros_1780625b


Yazar: 
Jean Pisani-Ferry*

Çeviri: Fatih Kansoy

PARIS- Alman maliye bakanı Wolfgang Schäuble Yunanistanın Euro’dan çıkmasını bir opsiyon olarak masaya koyduğunda hiçbir üyenin parasal birliğin katı disiplinlerinden beri olmadığının sinyalini vermeye çalışmıştı. Aslına bakılırsa, onun bu inisiyatifi Euro’nun desklenme kaidelerine, yönetişimine ve varlığının temel gerekçesine dair görüşlerin daha geniş şekilde tartışılmasını tetikledi.

Schäuble’nin önerisinden sadece iki hafta önce, Avrupalı liderler, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından oluşan ekibince Euro’nun geleceğine dair hazırlanan rapora çok fazla ilgi göstermemişlerdi. Fakat Yunanistan üzerinden yürüyen bu yeni tartışma birçok politika yapıcıyı herşeyin sil baştan başlamasının gerekliliğine ikna etmeye yetti. Bu arada, vatandaşlar bu para birimini neden paylaştıklarını ve eğer ilerde bir anlaşmaya varılırsa bunun bir anlam ifade edip etmediğini merak içinde. Okumaya devam…

John Nash’in Ardindan…

johnnash

Çoğu ölüm belki de acıdır. Ancak bazı ölümler aynı zamnda çok fazla sarsıcı olabiliyor, ki ölen insanın yaşı çok ileri olsa dahi. İşte dün ajanslara düşen haber, birçok insanın sarsılmasına neden olan böyle bir ölümden bahsediyordu: ünlü matematikçi ve nobel ekonomi ödülü sahibi John Nash trafik kazasinda hayatını kaybetmişti

John Nash eskilerin ifadesi ile nevi şahsına münhasır bir bilim adamıydı. Bu şekilde elim bir trafik kazasında karısı ile birlikte ölmesi oldukça trajik. Bindiği taksinin yaptığı kazada eşi ve kendisi emniyet kemeri takmadığı için arabadan fırlıyorlar ve hayatlarını kaybediyorlar.

John Nash kimdir?

Çok iyi bir Matematikçiydi. Evet, ekonomi nobel ödülüne sahipti ama hiçbir ekonomi eğitimi olmadığı gibi hiçbir ekonomi makalesi de yoktu. Ve kendisini asla bir ekonomist olarak görmemiştir. Nash, 1928 yılında amerikada doğuyor. Babası gibi mühendis olmak üzere Carnige üniversitesine gidiyor fakat hocaları matematikteki üstün yeteneğini keşfedip onu matematik departmanına gönderiyorlar. 1948 yılında ise princeton üniversitesinde matematik doktorasına başlıyor, yaş 20. O yıllarda çoğu amerikalının en büyük hayali ya Einstein gibi büyük bir fizikçi ya da Neumann gibi dahi bir matematikçi olmaktı. Nash matematiği tercih etmişti. Okumaya devam…

Ingiltere’de Ekonomi Yuksek Lisans ve Doktora Egitimi

londonkkk

Hic kuskusuz sanayi devriminden sonra ingiltere, dunyanin en onemli ve etkili ulkelerinden biri
olmustur. Etki alani kadar buyuk ve gelismis ki “gunesin batmadigi krallik” olarak anilir hale gelmistir. Bu etki sadece toprak genisligi veya kolonilestirdigi ulke sayisina bakarak anlasilacagi gibi gerek hukuk sistemi gerek egitim sistemi gerekse ingilizcenin kuresel dunyanin bir numarali dili haline gelmesinden de anlayabiliriz. Bugun dunya’da yuzlerce ulke ingili huku
k sistemine sahiptir. Keza ingiliz egitim sistemi de bir cok ulke icin ilham kaynagi olmustur. Elbette bilim ve sanayideki gelismelerden Ekonomi bilmi de nasibini almistir. Bugun herhangi bir iktisat ogrencisine “buyuk iktisat dusunurlerini sayar misin?” diye sorulsa verecegi isimler Adam Smith, David Ricardo, Malthus, Karl Marx, Alfred Marshall ve Keynes olacaktir. Tum bu iktisat dusunurlerini yetistiren ulke ingilteredir. Peki iktisat bilmine tarihte bu kadar buyuk katki saglayan bir ulke gunumuz modern iktisat kuraminda etkisi nedir ? Tipki tarihte oldugu gibi ingiltere iktisat dunyasini etkilemeye devam ediyor. B6ru_7uCYAATcsd.jpg-largeOyleki dunyanin en onemli 10 akademik dergisinden 5’i ingiltere merkezlidir . Dahasi akademik
arastirma kriterine gore Repec’in yaptigi siralamada en iyi ilk 50 universite arasinda 10’a yakin ingilizokulu bulunmaktadir. Ingiltere’nin ekonomi akademik dunyasina bu denli etkisinin yani sira Londra’nin dunyanin en buyuk finans ve ticaret merkezi oldugunu da dusunursek ekonomi-finans egitimi icin ingilterenin ne denli onemli ve dogru bir adres oldugu daha iyi anlasilir. Okumaya devam…

Dünya Açlık Krizi Üzerine Bir Deneme

aclik-nedir

Dünya Gıda Krizi Yazı Dizisi

Dünya da gıda fiyatları neden artıyor ? Somali`deki açlık krizinin nedeni sadece kuraklık mı ? Gıda fiyatları artışı ile Mısır,Suriye,Tunus ve digger Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ne alakası var? Dünya da gıda üretimi ve tüketimindeki çarpıklıklar neler ? gibi konulara değinmeye çalışacağım yeni yazılar yazmayı planlıyorum.

Gıda Fiyatları Neden Artıyor ?

Hiç kuşku yokki medeniyet tarım ve tarımdaki gelişmeler ile başlamıştır. İnsanlık tarih boyunca yiyecek ve içecek için gerek doğa ile gerekse kendi arasında mücadeleler vermiştir. Bu yüzden gıda ile ilgili en ufak değişiklik insanlık için her daim çok önemli olmuştur. Gıdaya ulaşım,gıda güvenliği,ve gıda fiyatları 21.yy`da bile insanlığın en önemli mücadele alanıdır. Birleşmiş milletlerin “Millennium Development Goal 2015” hedeflerinin en başında açlık ve fakirlikle mücade yer almaktadır. Hal böyle iken insanlığı bu kadar ilgilendiren gıda fiyatları neden artar ve buna neden izin verilir ?

A)     Enerji Fiyatlarının Artması

Okumaya devam…

Hayek Kimdir ? Ekonomi ve Politika Hakkinda Ne Söylemis ? Kim Dinlemis?

image

Liberalizm felsefi olarak ne olduğu ya da ne olmadığını anlamak bu bakış açısıyla kollektivizmin yanlış ve zararlarının anlamak için eğer 20.yüzyıla bakarsak birkaç önemli isim karşımıza çıkar. Bunlardan birbirlerini etkileme ve görüşlerinin paralellikleri dikkate alındığında karşımıza Hayek, Misses ve Karl Popper çıkacaktır..  Karl Popper`ın “Açık Toplum ve Düşmanları” isimli dev eserinin(Bertrand Russell bu kitap için 20.yüzyılın en önemli kitabıdır der) ön sözünde Hayek`e teşekkür eder.Hayek`te Mises için hayatımı değiştiren adam der.

Bu yazıyı daha doğrusu  sunumu geçen sene Türkiye`deyken BİSAV`da  biraz akademik biraz gayri akademik (başka güzel
bir kelime olmalı ) bir sunum için hazırlamıştım. O gün bugün derleyip bir yazı haline getirmeyi planlasam da zaman darlığından dolayı fırsat bulamamıştım. Gel zaman git zaman Hayek`in ömrünü çürüttüğü Londra`ya geldik ve yoğunluğun zirve yaptığı bu dönemde tüm işlerden elimizi çekip bu yazıyı hazırlamaya başladık, gecenin bir saatinde.

Benim gibi tembel öğrenci arkadaşlar bilir.Sınav dönemlerinde ders kitabı dışındaki kitaplar müthiş çekici gelir insana, eline alır 5-10 sayfa okur sonra  “ah sınavlar olmasa ne güzel okurdum seni” der bırakırsın, sonra ders çalışayım dersin bu sefer “spor yapayım” fikri gelir beynine çatar v.s ders yapmaman için şeytan dört bir taraftan çepeçevre sarar seni sonra yarım yamalak bir ders calısma ile sınava girer çıkarsın ve sınav döneminde 5-10 sayfasını okuduğun tarih,felsefe v.s kitaplarına bir daha da dokunmazsın. İşte benim bu yazıyı yazma durumumda aynı böyle. Bitirmem gereken 3-4 ders kitabı var ve  sayfası çevrilmemiş bana bakıyorlar. Ama biz elin Hayek`i ile uğraşıyoruz. Hemen o meşhur alamancı cümleyi kurayım. “İşte memleket bu yüzden geri kalıyor arkadaş. `Bizim` avrupada işler böyle değil. ” Dolayısı ile yazı`da tek tek akademik kaynak aramak beyhude bir uğraş olacaktır. Ama şuna inanın yazdıklarımın hepsi  Türkçe yahut ingilizce  kitaplardan ciddi sitelerden v.s biryerlerden gelmektedir. Hasılı kafadan atacak durumda değilim.Güvenin yahu.

Yazı 3 kategoriden oluşacak.

1 Hayek Kimdir ? Okumaya devam…

Ingiltere`den neyimiz eksik ?

Hiç kuşku yok ki Türkiye ve Anadolu insanı, medeniyet birikimi, kültür algısı ve insani değerler açısından gerek İngiltere gerekse birçok batılı devletten fersah fersah ileri bir seviyede. Bu değerlerin sayısı o kadar fazlaki bunları saymak yerine ingiltereden eksik kaldığımız birkaç konuyu anlatıp diğer tüm alanlarda ileriyiz demek matematiksel olarak daha mantıklı görünüyor. Bu açıdan birkaç başlık altında İngiltere`nin çok iyi konumda olduğu  ve yakın gelecekte bizim de böylesi değerlere sahip olma dileği ve umuduyla hazır tatildeyken birkaç şey karalayayım dedim.

Basın

Dünya`ya gazeteciliği ve dergiciliği öğreten tıpkı futbolun beşiği olduğu gibi medya`nın da beşiği sayılan İngiltere sahip olduğu basın kuruluşları ile ne kadar övünse azdır. Burada övünülecek durumun olması onları yayın politikalarını doğru bulduğum manasına gelmez. Birçok açıdan yanlı ve hatta iki yüzlü bir yayın politikaları olsa da bu işi dahi gayet profesyonelce yapıyorlar.

Gazeteler Okumaya devam…

“Sıradan ve Sürüden Olmayan” Bir Akademisyen: Fahri Karakaş

karakas

Bugün ki  yazım, Türkiye`de lisans eğitimimin sonlarına doğru yazıları ile tanıştığım ve “daha önce nasıl farkedememişim” diye vahladığım, ancak 3 sene sonra Londra`da ilginç bir şekilde tanıştığım ve Türk akademi dünyasında 10 tane daha olsa memleketin akademi çehresi değişir” dediğim, kariyeri başarılarla dolu ve dahi “entelektüel hamal” olmayan bir  akademisyenden, Dr. Fahri Karakaş`tan ve çeşitli sitelerde yazdığı yüzlerce enfes yazılardan bahsedeceğim.

fahrikarakas1996 Balıkesir  Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra ÖYS Türkiye 6. Olarak Koç Üniversitesi İşletme Bölümünde burslu okudu, sonra Boğaziçi Üniversitesinde işletme  yüksek lisans yaptı bu dönemde gerek ulasal gerekse uluslararası birçok şirkette önemli projelere öncü oldu ve yürütmesinde bulundu. Daha sonra dünyanın en önemli işletme okullarından Kanada`nın meşhur Mc Gill üniversitesinde burslu doktora eğitimine  başladı ve  doktorasını 2009 da bitirdi.Yazmış olduğu doktora tezi Leadership & Organization Development Journal tarafından “olağanüstü” kabul edilerek ödüle layık görüldü. 19 mayıs makale yarışmasından tutun bu tarz akademik ödüllere kadar bir çok ödül kazandı. Bir çok kitabı ve uluslararası saygın journallerde makalesi bulunan Karakaş, halen İngilterenin Open Üniversitesi`nde hoca olarak görev yapmaktadır. Fahri Karakaş  ödülerine  mart ayında bir yenisini daha ekledi. Yürüteceği proje için the Leadership Foundation for Higher Education tarafından 10bin sterlin burs ile ödüllendirildi.

Kanada`da da sadece okula gidip ders çalışıp kitap ezberlemedi. Bir çok sivil toplum kuruluşunda aktif  görevler alarak doktoranın ötesindeki hayallerine ulaşmaya çalıştı ya da ötelerden gelen bir ufkun peşinde koştu ve durmadan bir tuğla koyabilmenin mücadelesini verdi. Zaten doktora tezi de “yardımseverlik liderlik” üzerine idi. Hasılı işin teoriğini çok iyi yaptığı gibi  mutfağını da aksatmadı.

Eski öğrencileri acaba ne diyor diye merak edenler buraya tıklayarak öğrenebilirler. Ayrıca “acaba yazı uslubu nasıl  diyenler” için güzel bir örnek verelim. Global değerler üzerine birlik bütünlük makalesi okunabilir. Türkçe yazılarına birazdan değineceğim.

Doktora Eğitimini Tanımlaması

Doktora, gurbet demek, yalnızlık demek, hasret demek, hüzün demek. Daha yaşanır ve daha güzel bir Türkiye’ye ve dünyaya özlem demek. Doktora, fikir sancısı çekmek demek. Doktora, delicesine yazmak ve kendinden geçercesine düşünmek demek. Doktora, her hafta 3-4 bin sayfa okumak demek. Doktora, idealistlik ve fikir girişimciliği demek. Doktora, insanlık için bilim üretmek demek. Doktora, hayatı ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek için dert çekmek demek.

Doktora, yıllarca iğne ile kuyu kazmak demek. Çile doldurmak demek. Çilehane sayılabilecek araştırma ofisinde yıllarca sabretmek demek. Sabır olmadan olmaz. Sabır bu işin ilk kuralı. Yalnızsınız. Derdinizde, coşkunuzda, keşiflerinizde, problemlerinizde yalnızsınız. Soyutlanmış, odaklı, dertli, ızdıraplı, ümitli, sancılı, yıllar süren zorlu bir süreç doktora.

Çok ama çok çalışacaksın. Yolda, yürürken, yatarken, yazarken araştırmanı düşüneceksin. Araştırma çok nazlıdır, saatlerce, günlerce, aylarca uğraşırsın ve bazen hiç bir şey bulamadığına inanırsın. Kendini zorlaya zorlaya gıdım gıdım ilerlersin. Bazen mehter gibi geri dönersin. Bazen haftalar geçer de bir mesafe alamaz, tek sayfa yazamazsın. Hacca giden topal karınca gibi sabırla yoluna devam edersin. Umutla, ısrarla, cesaretle masana ve ofisine dönersin.

Kafaya takarsın meseleni, kendine dert edersin. Sürekli beyaz bir sayfa açarsın. Yeni bir umutla, ısrarla ve inançla başlarsın her yeni güne. Gecenin al yalazında herkes uyurken sen harıl harıl okur, yazar, çırpınırsın. Yorulmaya hakkın yoktur. Çünkü yüz metre koşusunda değil maratondasındır. Gecelerce ofis köşelerinde bir sandalyede kıvrılıp uyuyakaldığın olur. Zorlandıkça, ilerledikçe, keşfettikçe, yazdıkça, okucukça mutlu olursun.

Küçücük ofisinde kendi küçük dünyanda büyük hayallerin, büyük umutların, büyük ideallerin vardır. Yepyeni bir dünya kurmak istersin. Yaptığın araştırmanla dünyayı değiştirmek istersin. Bilime, insanlığa, medeniyete katkıda bulunmak istersin. Tarihe ve literatüre kalıcı bir not düşmek istersin. Senin söyleyecek sözün ne olacak diye düşünürsün. Yeni kavramlar üretmek ve insanlığa sunmak istersin. Bilime etkide bulunmak ve düşünce tarihine yön vermek istersin. Disiplinler arası kaotik bir entellektüel yolculuğa çıkarsın. Yolunu kaybettiğin ve çıkmaz labirentlerde hissettiğin olur. Ama tünelin ucunda mutlaka bir ışık vardır ve sen o ışığı bulacaksındır.

Peki bu sözlerin içini doldurmuş mu ? Kulakların doyduğu gözlerin aç olduğu bir zaman da yine kulaklarımıza mı çalışıyor bu cümleler ?  Hemen cevaba bakıyoruz.

Size yaptığım araştırmalardan birini anlatayım. Son bir yıldır yoğun olarak “Theory Paper” adı verilen doktora aşamasında mini bir tez hazırlamak için uğraşıyorum. Bu araştırmanın alt dallarından birinde son on yılın Liderlik teorilerini inceledim. 1996 ve 2006 yılları arasında uluslararası indekslerde yer alan ve yayınlanan 100 adet liderlik makalesini taradım. Her bir makaleyi iki-üç kez okudum ve notlar çıkardım. Sonra bütün bu makaleleri dev bir tabloda özetledim. Tablonun boyu benim boyumu aşınca tamam artık dedim: Yeter. Bir senteze ulaşmaya çalışmalıyım. Son on yılın bu yüz makalesini beraberce nasıl yorumlayabilir ve sentezleyebilrim?

Okumaya devam…