ABD Faiz Oranları [ve Etkileri] Üzerine

dsadsada

2006’dan beri ABD faiz oranlarının ilk kez arttılması küresel ekonomi için hayati önemde bir dönemi ifade eder. Bu, Allianz’in ekonomi  baş danışmanı Mohamed El-Erian’nın ifade ettiği üzere tüm bölge ve finansal piyasalara etki eden  “büyük politika ayrışması”nı başlatıyor.  Etki özellikle döviz kurlarının  ABD’deki artan dolar değeri ve daralan likitidiye karşı çok hassas olan yükselen ekonomilerde güçlü hissedilecektir. Dünyanın en önemli ekonomistleri ve politika yapıcılarından olan Project Syndicate yorumcuları bu mevzuyu dört geniş açıdan incelediler.

[Faiz arttırımının] ABD para politikasına kısa ve uzun dönemli etkisi ne olacaktır ?

FED liderleri mütemadiyen şunu şöyledirler: bizler faiz oranlarını daha önceki parasal daralmada yapılanın aksine çok daha yavaş şekilde yükseltmeyi planlıyoruz. Merkez bankacılarından gelen böylesi bir teminat her daim güvenilebilir değildir. Fakat FED başkanı Janet Yellen’in hareketin eskiye nazaran daha yavaş olacağı taahhüdü itibar edilebilir. Çünkü FED enflasyonu yükseltmesi için gerçekten zorlandı ve %2 oranından çok daha aşağıya düşmeyeceği garanti edildi. Okumaya devam…

Alışılmadık Bir Gerçek – Nouriel Roubini

DAVOS/SWITZERLAND, 27JAN12 - Nouriel Roubini, Professor of Economics and International Business, Leonard N. Stern School of Business, New York University, USA; Global Agenda Council on Fiscal Crises is seen during the session 'Fixing Capitalism' at the Annual Meeting 2012 of the World Economic Forum at the congress centre in Davos, Switzerland, January 27, 2012.

Copyright by World Economic Forum
swiss-image.ch/Photo by Sebastian Derungs
[Ceviri: Fatih Kansoy]

NEWYORK– En gelişmiş ekonomilerin alışılmadık para politikasına (unconventional monetary policy) ait alfabetik bir çorbanın–ZIRP, QE, CE, FG, NDR, ve U-FX Int- içinde krizden sonra bile  hala yüzmeye devam edeceğini  kim düşünebilirdi? Herhangi bir merkez bankası 2008’den önce böylesi önlemlerin hiçbirini düşünmemişti. Bugün, bütün bu önlemler politika yapıcıların ellerinden düşürmedikleri araçlar haline geldi.

Aslında, sadece bir buçuk sene önce Avrupa Merkez Bankası kendisine has ileriye dönük sözlü yönlendirme (forward guidance) politikasını tatbik etmişti daha sonra sıfır faiz oranı politikasına kaydı ondan sonra mevduata negatif faizi denemeden önce kredi genişlemesi politikasını benimsedi. Ocak ayında ise parasal genişlemeyi tamamen tatbik etti. Aslına bakılırsa Amerika, İngiltere ,Japonya ve Avrupa merkez bankalarının ve İsviçre Milli Bankası gibi diğer gelişmiş ekonomilerin merkez bankalarının hepsi şuana kadar böylesi bir alışılmadık politikalara bağlıydılar. Okumaya devam…

Bir Çıktı ve Fiyat İstikrar Sağlayıcısı Olarak Para Politikası

fed


Yazar
: Koshy Mathai*

Çeviri: Fatih Kansoy

Merkez bankaları, para arzını ayarlamada faiz oranları gibi araçları ekonomiyi canlı tutabilmek için kullanırlar.

Para politikası birçok farklı şekil ve biçimde görünmüş olsa da, enflasyon ve çıktı istikrarını birlikte sağlayabilmek için ekonomideki para arzının ayarlanması olarak özetlenebilir.

Birçok iktisatçı onaylayacağı gibi uzun dönemde çıktı sabittir dolayısı ile para arzındaki herhangi bir değişiklik fiyatlarda [doğrudan] bir değişime neden olacaktır. Fakat kısa dönemde fiyatların ve ücretlerin hızlıca değişememesi nedeniyle, kısa dönemdeki para arzındaki değişiklik mevcut mal ve hizmet üretimini etkileyecektir. İşte tam da bu yüzden para politikası enflasyon ve büyüme hedeflerinin her ikisini de birlikte başarmak için anlamlı bir araçtır.

Resesyon döneminde, örneğin tüketiciler daha önceci dönemlerde yaptıkları harcamaları kısabildikleri kadar kısarlar, iş üretimi azalır, öncü firmalar işçi çıkarır ve yeni kapasite yatırımları durur, ve ülkenin ihracatına olan yabancı iştah/talep ayrıca düşebilir. Kısacası,genel ya da toptan bir düşüştür bu. Hükümet de ekonominin başı çektiği bir politika ile buna karşılık verebilir. Para politikası genelde konjonktürel araç seçimidir. Okumaya devam…

Euro Tekrar Onarılabilir Mi?

euros_1780625b


Yazar: 
Jean Pisani-Ferry*

Çeviri: Fatih Kansoy

PARIS- Alman maliye bakanı Wolfgang Schäuble Yunanistanın Euro’dan çıkmasını bir opsiyon olarak masaya koyduğunda hiçbir üyenin parasal birliğin katı disiplinlerinden beri olmadığının sinyalini vermeye çalışmıştı. Aslına bakılırsa, onun bu inisiyatifi Euro’nun desklenme kaidelerine, yönetişimine ve varlığının temel gerekçesine dair görüşlerin daha geniş şekilde tartışılmasını tetikledi.

Schäuble’nin önerisinden sadece iki hafta önce, Avrupalı liderler, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından oluşan ekibince Euro’nun geleceğine dair hazırlanan rapora çok fazla ilgi göstermemişlerdi. Fakat Yunanistan üzerinden yürüyen bu yeni tartışma birçok politika yapıcıyı herşeyin sil baştan başlamasının gerekliliğine ikna etmeye yetti. Bu arada, vatandaşlar bu para birimini neden paylaştıklarını ve eğer ilerde bir anlaşmaya varılırsa bunun bir anlam ifade edip etmediğini merak içinde. Okumaya devam…