Euro Tekrar Onarılabilir Mi?

euros_1780625b


Yazar: 
Jean Pisani-Ferry*

Çeviri: Fatih Kansoy

PARIS- Alman maliye bakanı Wolfgang Schäuble Yunanistanın Euro’dan çıkmasını bir opsiyon olarak masaya koyduğunda hiçbir üyenin parasal birliğin katı disiplinlerinden beri olmadığının sinyalini vermeye çalışmıştı. Aslına bakılırsa, onun bu inisiyatifi Euro’nun desklenme kaidelerine, yönetişimine ve varlığının temel gerekçesine dair görüşlerin daha geniş şekilde tartışılmasını tetikledi.

Schäuble’nin önerisinden sadece iki hafta önce, Avrupalı liderler, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından oluşan ekibince Euro’nun geleceğine dair hazırlanan rapora çok fazla ilgi göstermemişlerdi. Fakat Yunanistan üzerinden yürüyen bu yeni tartışma birçok politika yapıcıyı herşeyin sil baştan başlamasının gerekliliğine ikna etmeye yetti. Bu arada, vatandaşlar bu para birimini neden paylaştıklarını ve eğer ilerde bir anlaşmaya varılırsa bunun bir anlam ifade edip etmediğini merak içinde.

Tıpkı ülkelerde olduğu gibi para birimleri için de kuruluş efsaneler önemlidir. Euro üzerine yaygın 20130914_LDP001_0inanış şudur; Almanya’nın yeniden birleşmesine karşı Fransa’nın razılığına karşı Almanya’nın ödediği siyasi bir fiyattır Euro. Aslına bakılırsa Almanya’nın yeniden birleşmesi uzun zamandır süre gelen ikilemi ortadan kaldırmak için 1980lerde tasarlanmış olan bu projenin sadece son itici gücünü oluşturmuştur. Avrupalı hükümetler hem döviz kurlarının dalgalanmasından çok fazla rahatsızdılar hem de Bundesbank’a dayalı bir parasal rejimin kalıcılaşmasından hoşnutsuzdu. Alman ilkeleri üzerine kurulmuş ve tamamen avrupalı bir para birimi ileriye dönük en iyi yol olarak göründü.

Geriye dönüp bakıldığında, Almanya’nın yeniden birleşmesinin inayetten daha ziyade bir inkışar olduğu anlaşıldı. Döviz kurları 1999 da kilitlendiğinde, Almanya [piyasaları] aşırı değerlendi ve [Alman] ekonomisi bununla cedelleşirken, Fransa aşırı değerlenip ve Fransız ekonomisi aniden yükseliyordu. Sonraki on yıllık dönemde, yeniden dirilen Almanya ve düşük faiz oranlarının kredileri patlattığı ülkeler arasındaki dengesizlikler yavaş yavs büyüdü. Ve 2008 de küresel finans krizi patladığında kusursuz bir fırtına için şartlar olgunlaşmıştı.

Avrupanın Euro’suz nasıl evrileceğini bugünden bakıp birinin birşey söylemesi imkansız. Sabit döviz kuru sistemi sürebilir miydi yoksa çöker miydi? Alman markı çok fazla değerlenir miydi? Ülkeler yeni ticaret bariyerleri kurup ortak bir ve tek piyasanın sonunu getirir miydiler? İspanyadaki emlak piyasası balonu [yine de ] gelişir miydi ? Hükümetler az ya da çok reform yapar mıydılar ?

Euronun etkisi temeline dayadırılarak yapılan varsayımlarla değerlendirme yapmak imkansız. Fakat rahat ve rehavet için bir engel yok. Geçen 15 yılda euro bölgesinin ekonomik performansı hayal krikliği oluşturduğu ve politik sistemin buna cevap bulmak zordunda bir gecek.

euro1

Önemli olan şu; Avrupa’nın yaygın para birimi gelecek için hala anlamlı mı değil mi ? Bu soruya çoğunlukla cevap verilmekten kaçınıldı zira [Eurodan] çıkış maliyeti gereğinden fazla yüksek olarak düşünülmüştü. Dahası, euronun fişini çekmek milliyetçilik ve korumacılık gibi karanlık güçleri salı vermek olacaktır. Fakat, Oxford’dan Kevin O’Rourke bu iddianın çok fazla saglam temele dayanmadığını dile getirdi. Mantıklı olan ise bu çifte evil kalmalarını tavsiye etmek çünkü boşanma masrafları haddinden fazla.

Hasılı, Euro hala anlamlı mı? Euro’dan avrupa için üç ekonomik fayda sağlaması beklenildi. Parasal birlik, ki bununla iktisadi entegrasyonun hızlanacağı varsayıldı, Avrupanın uzun dönem büyümesini hızlandırma. Aksine, Euro bölgesi iç ticaret ve yatırımın artması çok cüzzi oldu ve büyüme potansiyeli gerçekte zayıfladı. Bunun kısmı nedenlerinden biri de parasal birleşim üzerine inşa edilmiş Euro bölgesinin iktisadi bir güç merkezine dönüştürülmesinden ziyade ulusal hükümetlerdir. Bu da kuvvetle muhtemel politik mantık nedeniyleydi fakat hiçbir iktisadi anlam ifade etmedi: Avrupanın en önemli iktisadi varlıklarından biri olan büyük iç piyasası ve bunu güçlendirme fırsatları çarçur edilmemeliydi.

İkinci olarak, euronun uluslararası arenada asıl ve önemli bir para birimi olması umut ediliyordu. Ve yakın zamanlarda yayınlanan Avrupa Merkez Bankası (AMB) istatistik raporuna göre bu umudun çoğu gerçeğe dönüştürülmüştü. Euronun uluslararası arenada Amerikan dolarının hemen ardından kullanımı başarısı, ilgisizliğe saplanmaktan daha ziyade Avrupaya küresel iktisadi düzeni belirlemeye devam etmeye yardım edebilir.

Üçüncüsü, güya avrupa çapında politikaların ulusal çaptakilerden otomatikman daha iyi olacağı 201016bbd001varsayımı, euroyu destekleyici kurumların iktisat politikası kalitesini toptan artıracağına (biraz safça olsa da) inanıldı. Zorlu ve asıl deneme 2008 küresel krizinin hemen ardından geldi; krizin mali boyutlarını abartıp finansal boyutlarını hafife aldıklarından, Euro bölgesi Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltereden çok daha kötü bir performans sergiledi.

Eğer Euro refah yaratmak için ise, politik sisteme dair yeni reformlara ihtiyaç var. Bu Fakat böyle bir ajanda ancak ve ancak problemin ana nedenleri üzerinde geniş uzlaşı oluşturulmuş tasarı ile uygulanabilir. Dahası Yunanistan örneği üzerinde devam eden hali hazırdaki tartışmalarda olduğu gibi, mutabakata ulaşmak hala çok zor. Katılımcı ülkeler borç krizinin nedenlerine dair birbiriyle çelişen analizler yapıyor ve dolayısı ile yine birbirinden farklı reçeteler sunuyorlar.

Harvard Üniversitesi’nden Richard Cooper’un toplum sağlığı üzerine uluslararası işbirliğinin ilk günlerinde gözlemlediği gibi ülkelerin farklı modeldeki bulaşıcılara karşı uyumu küresel hastalıklara karşı mücadeleyi sekteye uğratıyordu. Bütün hepsi ortak bir hareketten yanaydılar fakat plan üzerine mutabakat sağlayamadılar çünkü hepsi salgın hastalığın/epideminin sınırları nasıl aştığına dair farklı düşünüyordu.

İsta Euro bölgesinin içinde bulunduğu problemde tamda bu aslında. Neyseki, Avrupa İstikrar Mekanizması gibi önemli reformların ve Bankacılık Birliğinin başlatılmasının gösterdiği gibi. bu problemler çözülemez değil. Keza bu anlaşmazıklar Avrupa Merkez Bankasını cesaretle adım atmasını da engeleyemedi ki bu da kurumların iyi yönetilmesinin ne kadar önemli olduğunu birkez daha gösterdi. Fakat şu da bir gerçek ki şiddetli kriz baskısı altında ve biraz da geç yapılan reform ve icraatlar. mutabakata ulaşmanın zorluğunu hatırlatan bir uyanma oldu.20110716_eud000

Avrupanın işi savsaklayacak ve kaytaracak maddi gücü yok. Ya parasal birliği refahın sürükleyicisi ve lokomotifi haline dönüştürecek yönetişim ve politik reformlar üzerinde Euro bölgesi üyeleri mutabakat sağlayacak ya da kriz tartışmaları dolayısı ile vatandaşların sabırları tamasına veya piyasaların güveni kaybedeceği ana kadar defaatle tökezlemeye devam edecek.

Ciddi müzakereler ve iddialı reformların ön koşul olduğu çok açık. Büyük katılımcıların her birinin neyin zaruri, neyin kabul edilemez olduğunu belirleme gibi yükümlülükleri var ve bunların gerekliliklerini yerine getirmek için nelerden feragat etmeleri gerektiğini netleştirmeliler.

Kaynak: Can the Euro Be Repaired? 

*Hertie School of Governance, Kamu Yönetimi ve Ekonomi Profesörü,  @pisaniferry

** Görseller The Economist (economist.com) dergisinden alınmıştır.

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir