Gurbette Bayram Nasıl Geçer ?

tren

Gurbette bayram nasıl geçer ? Bayram gurbet diyarına hiç uğramazki nasıl geçtiğini bilelim..Sadece takvimlerin söylediği ve eski hatıraların süslediği günlerdir gurbette bayram..Soğuk takvim yaprağındaki anlamından biraz ileri götürmek istersin; yapamazsın,yeltenirsin; bir kanadın kırık şekilde döner pes edersin.. Bayram dersin vatan dersin sonra yüreğindeki yangınla bi başına kalıverirsin…İçine akıttığın göz yaşları ile söndürmek istersin yürekteki bu yangını heyhat yoğun alevin üstüne musluk suyu akınca ateşin iyice alevlenmesi gibi yüreğindeki yangın büyür,büyürde sadece seni yakar…Gurbette bayram kalabalıklar içinde yapayalnız bir o yana bir bu yana savrulmaktır. El öpecek bir büyük, ziyaret edecek bir mezar ,başı okşanacak küçük bir kardeş, hal hatır sorulacak arkadaş arar,ararsında  bulamadan döner o sarsıcı “ahhh”ı çekersin. Sonra dönüp bakar ve anlarsın tüm hüzünlü gurbette olanların neler çekildiğini.

Gurbette ilk bayram böyle geçti…sadece geçti, güzel hiç birşey bırakmadı sadece aldı götürdü.

Bu bayram gurbetteki ilk bayramımdı. Bayramı hissetmek için kendi çapımda bayram öncesi planlar,programlar yaptım. Önce program koordinatörüne “yarın bizim için özel bir gün derse gelmeyeceğim bakarsın sonraki günlerde gelmem.ister yok yaz ister yazma paşa gönlün bilir.” mail attım. Sonra bayram namazı için Londrada bulunan Türk camiilerinin listesini yapıp bayram namazı için hangisine gideceğime karar verdim.Namaz sonrası Türklerle bayramlaşıp oradaki programlara katılmayı planladım. Erkenden kalkıp en temiz,yeni,ütülü elbiseleri kuşanıp caminin yolunu tuttum. Burada bayram namazları iki sefer kılınıyor. İnsanlar camilere sığmıyor. Namazı kıldıktan sonra hiç birini tanımasamda herkesle bayramlaştım.Birini hasan amca ötekini hüseyin dayı, şu ahmet olsun,şu yakup olsun, bu kemal olsun deyip tanımadığım bu insanları tanır hale getirdim kendi kafamda…Daha bir sıcak tokalaştım onlarla… Sonra bir köşede beklemeye durdum. Olur ya bir program,organize  olabilir. Heyhat ses seda yok…bir iki kişiye sordum.. var mı bir organize şu bu ? hep aynı üzücü cevap “maalesef”.  Organizasyon beklediğim insanlara karşı birkez daha kırılıp,yazık milletin hüsnü zannına dedim… Millet terk ettikten sonra ben de biraz hayal kırıklığına uğramış bir şekilde uzaklaştım.

İşte tam bu zaman dilimi yalnızlığın, yapa yalnızlığın zirve yaptığı, seni en çok sarstığı andır. Gurbette bayramın en zon dakikaları bu dakikalardır. Elinde sadece bir telefon ve bir başına “sen !”. Hızlıca planlaman gereken “ziyaret edilecekler listesi” yoktur. Hemen koşup yanına bayramlaşacağın annen ve kız kardeşlerin yoktur. Yirmi küsür yıldır camii çıkışında bekleyip önce bayramlaşıp eve beraber  gideceğin baban yoktur yanında…Kalmışsındır öylece bir başına… Ne olacak şimdi ? Ne yapsam? Ne yapmalıyım ? Bu nasıl bir haldir Allahım… ? soruları yalnızlığını iyice derinleştirmektedir.

Sarılırsın telefona “Anne” dersin…bayramını kutlarsın,hüzünlü bir karşılık alırsın. “Nasıl rahatmısın ilk bayramın nasıl geçiyor?” sorularına neşeli ve yapmacık bir şekilde “iyi iyi çok güzel, burada çok iyi bir ortam var,çok rahatım v.s v.s”  karşılık verirsin…Kapatırsın.Hüzünlenirsin.Ama ağlamazsın.Belkide ağlayamazsın.

Sonra, daha önce “kimi ziyaret etsem” sorusunu şimdi “kimi arasam” şeklinde sorarsın kendine…arkadaşlarını,hocanı,büyüklerini ? neyse dersin şimdi işleri yoğundur yarın arayayım. İşte bu noktadan sonra bayram bitmiştir. Memlekette dört gün süren bayram, burada 4 saat sürmemiştir bile..

Ne yapsam dersin ? Dönüp eve gitsen bi başına evde ne yapacaksın ? Belki kaç Türk ya da müslüman görür onlarla da konuşurum diye düşünür okula gitmeye karar verirsin.

Devletin vermiş olduğu bursla milleti anlatayım diye gidip lokum,tatlı,şeker v.s alırsın. Derse gider “bugün bizim için özel bir gün,güzel bir gün bunlarıda bu güzel günü size anlatmak için aldıım buyurun yiyin,afiyet şeker olsun” dersiniz. Sonra sormaya başlarlar sen de bir hevesle anlatırsın. “işte bu bizim bayramımızdır, dargınlar barışır,muhtaçların ihtiyaçları giderilir,büyüklerin elleri öpülür,mezarlar ziyaret edilir,küçükler sevindirilir, en temiz elbiseler giyilir v.s v.s…” bir yandan tatlılar yenir diğer yandan “aaaa,çok iyi,vayyy, hiç bilmiyorduk,ne güzel günmüş” gibi sözlerle tepki verirler ve sen de sevinir “bayramda uzakta olsamda memleketimin güzelliklerini bu insanlara yakınlaştırdım” der ve kendini bunlarla avutursun.

Böyle geçti bir bayram…

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir