Hayek Kimdir ? Ekonomi ve Politika Hakkinda Ne Söylemis ? Kim Dinlemis?

image

Liberalizm felsefi olarak ne olduğu ya da ne olmadığını anlamak bu bakış açısıyla kollektivizmin yanlış ve zararlarının anlamak için eğer 20.yüzyıla bakarsak birkaç önemli isim karşımıza çıkar. Bunlardan birbirlerini etkileme ve görüşlerinin paralellikleri dikkate alındığında karşımıza Hayek, Misses ve Karl Popper çıkacaktır..  Karl Popper`ın “Açık Toplum ve Düşmanları” isimli dev eserinin(Bertrand Russell bu kitap için 20.yüzyılın en önemli kitabıdır der) ön sözünde Hayek`e teşekkür eder.Hayek`te Mises için hayatımı değiştiren adam der.

Bu yazıyı daha doğrusu  sunumu geçen sene Türkiye`deyken BİSAV`da  biraz akademik biraz gayri akademik (başka güzel
bir kelime olmalı ) bir sunum için hazırlamıştım. O gün bugün derleyip bir yazı haline getirmeyi planlasam da zaman darlığından dolayı fırsat bulamamıştım. Gel zaman git zaman Hayek`in ömrünü çürüttüğü Londra`ya geldik ve yoğunluğun zirve yaptığı bu dönemde tüm işlerden elimizi çekip bu yazıyı hazırlamaya başladık, gecenin bir saatinde.

Benim gibi tembel öğrenci arkadaşlar bilir.Sınav dönemlerinde ders kitabı dışındaki kitaplar müthiş çekici gelir insana, eline alır 5-10 sayfa okur sonra  “ah sınavlar olmasa ne güzel okurdum seni” der bırakırsın, sonra ders çalışayım dersin bu sefer “spor yapayım” fikri gelir beynine çatar v.s ders yapmaman için şeytan dört bir taraftan çepeçevre sarar seni sonra yarım yamalak bir ders calısma ile sınava girer çıkarsın ve sınav döneminde 5-10 sayfasını okuduğun tarih,felsefe v.s kitaplarına bir daha da dokunmazsın. İşte benim bu yazıyı yazma durumumda aynı böyle. Bitirmem gereken 3-4 ders kitabı var ve  sayfası çevrilmemiş bana bakıyorlar. Ama biz elin Hayek`i ile uğraşıyoruz. Hemen o meşhur alamancı cümleyi kurayım. “İşte memleket bu yüzden geri kalıyor arkadaş. `Bizim` avrupada işler böyle değil. ” Dolayısı ile yazı`da tek tek akademik kaynak aramak beyhude bir uğraş olacaktır. Ama şuna inanın yazdıklarımın hepsi  Türkçe yahut ingilizce  kitaplardan ciddi sitelerden v.s biryerlerden gelmektedir. Hasılı kafadan atacak durumda değilim.Güvenin yahu.

Yazı 3 kategoriden oluşacak.

1 Hayek Kimdir ?

2 Fikirleri

3 Kısaca Etkileri

Hayek Kimdir ?

1899`da Viyana`da doğan Hayek`in yahudi olduğuna dair bir çok gayri resmi bilgiye rastladım ama çokta mühim olmadığından detayına girmedim. Zaten yahudi olsa da “laik bir yahudi” idi galiba. Ailesinin aksine Hayek sosyal bilimlere merak salıyor.  Aile`de herkes doğa bilimler ile hemdem. Mesela  babası tıp doktoru, diğer kardeşleri anatomi ve kimya profesörü olmuş ve soylarıda  hep bu yönde insanlar çıkmış.Hayek bu “doğa bilimleri sülalesi”ne nokta koyuyor gibi oluyorki onu da beceremiyor ve oğlu bakteriyolog kızı ise biyolog oluyor. Hasılı kitaplar Hayek`in “önemli bir aileden gelir.” tezini doğrulamak için böyle şeylerden bahseder. Biz de kendisine “Beyaz Avusturyalı” diyebiliriz.
Marx`a en büyük eleştirilerden birini getiren Böhm Bawert Hayek`in babasının kankisi ve  beraber çay-çekirdek kurtlar vardisi seyrediyorlarmış. Bu geliş gidişlerde Hayek sohbetlerine tanık oluyor ve zini yavas yavaş bulanıyor.  Ekonomi alanında Nobel alan ve piyasa da ekonomist olarak tanınan ki aslında iktisat düşünürüdür. Hayek`in ekonomi doktorası yoktur. Onun yerine 21 yaşında aldığı Hukuk ve 23 yaşında aldığı Siyaset Bilimi doktorası vardır. [Bir iktisatçı olarak soruyoum hukuk ve siyaset doktoraların toplamı bir iktisat doktorası eder mi ?   şüpheliyim ]

Genel Yaşam

Bir eserini (`Sosyalizm` di sanırım) okuyarak “artık dünya eskisi gibi hiç olmadı” dediği Mises , Hayek`in hayatında çok önemli bir yeri vardır. Aslında bir beyaz avusturyalı olarak Hayek başlarda Mises`i hoca olarak kbul etmiyor. Daha sonra girdiği iş sebebiyle patronu olan Mises, Hayek`in fikirlerini tamemen değiştiriyor. Yoksa fabian sosyalismini savunup ömrünü heder edecekti. Hayek tıpkı  Gottfried Haberler, Fritz Machlup, Oskar Morgenstern, Paul Rosenstein-Rodan, Richard von Strigl, Karl Schlesinger, Felix Kaufmann, Alfred Schütz, Eric Voegelin, Karl Menger,gibi 20.yüzyılın önemli isimlerinin katıldığı ve Mises tarafından verilen Privatseminar` seminerlerine iştirak ediyor. Bu seminerler sonunda ne diploma ne de herhangi bir maddi gelir sağlayacak birşey söz konusu değil. Bu seminerler Hayek`in fikri alt yapısında çok önemli yer tutuyor.

Viyanadan sonra gittiği Londra Üniversitesi`inde (bir ara bizde takıldık) 1931`den 1950 ye kadar istatistik ve iktisat profesörü olarak çalışıyor. Kürsü veriyorlar seviniyor. Bu arada ortamın gerginliğinden midir nedir ingiliz vatandaşlığına geçiyor.

Ekonomik görüşleri tam parlayıp siyasetçileri etkileyecekken piyasaya Keynes çıkıyor ve siyasetçiler keynes`i benimsiyor mevcut krizden çıkmak için. Hayek`te “kardeşim öyle saçmalıkmı olur” deyip başlıyor Keynes`i eleştirmeye. Keynes`in Treaties and Money isimli eserine uzun süre kafa yoruyor ve ciddi sarsıcı eleştirilerde bulunuyor.  Sonra tükürdüğünü yalayan Keynes “dün dündür bugün bugündür” deyip o fikirlerinden vazgeçtiğini söylüyor.  Keynes`in daha sonra yazdığı Genel Teori kitabına ve diğer iktisadi görüşlerine zaman ayırıp eleştiri yapmak istemiyor. Çünkü Hayek`e göre bu görüşler çok saçma ve Keynes yine vazgeçecektir. Ancak öyle olmuyor ve keynesin görüşleri başta abd olmak üzere avrupada etkili oluyor. Hayek daha sonra hayatının en pişmanlık duyduğu şeyin keynes`e ikinci eleştirisini yapmamak olduğunu söylüyor. Burada nacizane fikrimi belirteyim. Hayek`in entelektüel kapasitesini ve eserlerini düşününce keynes ucuz yırtmış.

Her ne kadar keynes ile iktisadi manada papaz olsalarda Keynes ikinci dünya savaşında bir kaç bomba yiyen Londra`da durumlar karışınca Cambridge`ye gelen Hayek`e kalacak yer temin ediyor.İngilizlerin meşhur sallama çayları ile  beraber sahanda yumurta yiyorlar. Böyle bir dostlukları da var yani. İş başka arkadaşlık başka diyor Keynes.

Hayek sadece kitapları ve makaleleri ile değil düzenlediği seminer organizasyon v.s ile de etki alanını ve fikirlerini genişletiyor. Bunlardan en önemlisi isviçrenin (nedense hep isviçre oluyor) mont pelerin kasabasında “Mont Pelerin Topluluğu”`nu kuruyor ve burada yıllık toplantılar düzenliyorlar. Uzun yıllar buranın başkanlığını yürütüyor.Birçok safi zihni burda idlal ettiği söyleniyor. Bu mont pelerin topluluğu hala toplanmaya devam etmektedir. 2011 toplantısı ise istanbulda düzenlenecek bir kaç ay sonra.

1950`de Hayek gayri bu kadar avrupa yeter, “ver elini amerikanya”  deyip Chicago`ya gidiyor. Burada  yoğun matematik temelli iktisat dolayısı ile iktisat bölümünde hocalık yapamasa da Chicago üniversitesi ve eski talebeleri hocalarına sahip çıkıyor ve Hayek`in en önemli eseri olan “Kölelik Yolu” isimli kitabın ABD baskısını okul üstleniyorlar.1974 Milletin aklı başına geliyor ve Hayek`e iktisat nöbel ödülünü veriyorlar. Bu tarihten sonra “bu hayekte kim” denilmeye başlıyor ve eserleri ve fikirleri bir kez daha dünyada ilgi uyandırmaya başlıyor. Aslında bu zaman diliminde chicago ekolü genel olarak iktisatta da ağırlık kazanıyor. Özellikle Keynes`in durgunluk ve enflasyonun bir arada olmayacağı kanısı çöküp bunu açıklayama çalışan  Milton Friedman gibi isimlerin önemi artıyor.

Bu ince yüzlü az yiyen az uyuyan insan bir kaç kalite insanın yazabileceği eserleri tek bir ömre sığdırmayı başarıyor. Hayek`in 25 kitap, 130 makale ve 10 tane kitapçık yazdığı söyleniyor. Benim inceleme fırsatını bulduğum daha doğrusu Hayek`i anlama adına büyük resmi görebilmek için bakılması gereken eserler şunlar

1)    The Road to Serfdom: En önemli eseri olduğu söyleniyor. Bizim mimar sinan`ın selimiye camisi için dediği  gibi o da bu kitaba “ustalık eserim” gibi birşey diyor. Kitap özellikle planlamanın gereksizliğini zararalarını anlatırken kollektivizm,faşizm ve sosyalizm gibi kavramların temeline inerek neden sonuç içerisinde çok güzel açıklamalarda bulunuyor. Bereket Türkçesi mevcut açıp okuyunuz lütfen.

2)      The Constitution of Liberty: Modern manada liberalizmin ilke ve uygulamalarını sağlam felsefik şekilde yeniden ifade etme çabasdır.  Bireysel özgürlüğün önemine ve hukukun üstünlüğüne ve elbette eşitliğe değiniyor.

3)      Law,Legislation and Liberty : Bu eser 3 cilt ve hayek bıkmadan usanmadan tam 15 yılda yazıyor bu eseri. Hayek`in hukuk ve toplum düzenlemelerine dair fikirleri mevcut. Birçok doktora konusuna tez olmuştur. Hatta ben bir tane Türkçe hukuk doktora tezine rastlamıştım. Hayek`in hukuk düşüncesine dair. Elbette hukukçulara bırakıyoruz bu kitabın detaylarını.

Toplumun işleyişine ilişkin anlayışı

Yasaların,ahlakı kuralların ve toplumsal kurumların insanlar tarafından yaratılmadığını dolayısı ile istedikleri gibi değiştirilebileceği görüşünü yanlış bulur. Bunlar icad edilmemişler ki yeniden icad edilsin ya da düzenlenmesi fayda getirsin.Toplumsal yapılar ve işleyişin karmaşa içinde olduğuna değil kompleks olduğuna inanır.Dolayısı ile “madem karmaşa var bunu engellemel için plan yapalım“ fikrine karşı çıkar. Bu planlama kısmını aşağıda daha detaylı açıklayacam.
Bireysel Özgürlük

Bir takım güvenlik,toplumsal kural ve tabular v.s gibi nedenlerden ötürü özgürlüklerimizden kısıtlama yapamayız der. Çünkü bu kısıtlama ve müdahalenin nerede ve ne zaman duracağını kestirmemiz mümkün değildir. Birşeyin toplum için iyi veya kötü olduğunu biz karar veremeyiz. insanın bilinçli, sistemli ve iyi niyetle yaptığı şeylerin sonuçları da iyi olacaktır demek oldukça yanlıştır.Çünkü; Bilgisizdiriz: Kurumların ve kendi hareketlerimizin toplumun genel düzenine nasıl bir etkide bulunacağı hakkında tam bir bilgi sahibi değiliz. Bu bakımdan insanları belirli bir tarzda davranmaya zormalak doğru değildir. Nasıl bir felakete yol açacağından haberdar değiliz.Özgürlük esasen insanların kendileri için neyin yayarlı neyin zararlı olacağına dair fikir ve tahmin yürütebilmeleri ve bunları uygulamaya geçirmeleridir. Merkezi bir zeka bunları gerçekleştiremez. İyiler zaten ayakta kalacaktır der ve darwin amcaya selam çakar.Özgürlüğün amacını öngörülebilir ve tahmin edilebilir gelişmeler olarak değil , yeni ve beklenmeyen gelişmelere açıklık olarak niteler.

İnsanlara ne kadar çocuk yapmasını ya da yapmamasını emretmek doğru değildir. Kişiler buna kendi karar verecektir. Malthus gibi nüfüs artışından korkmamaktadır. Hayek`e göre nüfüs`u arttıran etmen ne ise onu durduracak etmende yine aynısı olacaktır. Bırakınız çocuk yapsınlar insanlar istediği kadar ya da yapmasınlar demek istiyor.

Hukuk

Hayek`e göre hukuk keşif süreciyle ortaya çıkmıştır yaratılmamışlardır(oluşturulmamışlardır).Ancak yine de özgür toplum kuralsız,yasasız,veya  hükümet iktisadının olmadığı bir toplum değildir. Kuralların önceden bilindiği ve bu kuralların yönetimi sınırlandırdığı bir toplumdur.Özgür bir toplumda bireye talimat verilemez. Planlamacı ekonomide hedeflere göre kurallar konur ve kurallara uygun harekete zorlanır insanlar.Hayek derki yasalar bilinir ve kesin olmalıdır.İnsan zihninin uygarlığı yüceltici ve yükseltici sistemler dizayn etme yeteneği yoktur. Sadece karşılaştırma yapabiliriz.Bu açıdan “yapacağım güzel bir hukuk sistemi ile herşeyi düzene koyabilirim” diye zihniyeti eleştirir.Çünkü aklımız toplumun dışında veya beşeri değerlerden bağımsız bir şey değildir. Bu yüzden toplumu dizayn etmedik edemeyiz de.Bu durumu şöyle açıklar.Avcı toplumlarda takasın  özel mülkiyete ve muhafazasına,sözleşmeye ve sonunda iş bölümüne uzmanlaşmaya,verimliliğe ve piyasa ekonomisine yol açacağını planlamamıştır ve tahmin etmemişti.Hayek`e göre modern toplumun evriminde yeni düzenin belkemiği üç önemli kurum vardır. Bunlar:  özel mülkiyet,aile ve dürüstlüktür. Uzun süre yaşayan dinler bunları kutsal kabul edenlerdir. He hiç geciktirmeden sosyalizme basar kalayı “yeni bir din şeklinde ortaya çıkan sosyalizmin çökme nedenide budur”
Piyasa Süreci

İnsanların bazı amaçların gerçekleşmesinde planlanmış ve dizayn edilmiş şeylerin doğal bir şekilde gelişenden mutalaka daha iyi olacağı yönünde yanlış bir düşünce temayülü vardır. Bu temayül en çok iktisadi alanda kendine yer bulur.Hayek büyük dedesi Adam Smith gibi piyasa özelliklerini şöyle sıralar

  • Piyasa üstün ve mükemmeldir. Ulsulararası alanda bir birlerine bağımlı kılar barış içinde yaşamalarını sağlar.Burada sömürgeciliğe pek değinmez. Ama gözlerimiz kapalı sadece avrupa birliğine baktığımızda hayek`e haklı diyebiliriz. Evet gelişen iktisadi ilişkiler politik istikrarı getirmiş ve bu da yüzyıllar boyu durmadan birbirlerini boğazlayan fransa,almanya ve ingiltere gibi ülkeler yaklaşık 60 yıldır paşa paşa oturup birbirlerini üzmemektedirler.Ancak bu iktisadi bağımlılığın nerede duracağını hesap etmemiştir Hayek.
  • Piyasa bir oyundur oyunda sadece kurallar bellidir güçlü olan kazanacak diye bir şey yoktur. Sonuç beceri ve şansa bağlıdır diyerek fakir ülkelere ve küçük şirketlere umut vermektedir. 21.yy bilgi-teknoloji-iletişim temelli ekonomisine baktığımızda bunu görmek mümkün. Örneğin gençler tarafından garajlarda,yurtta v.s kurulan google`lar,facebooklar bugün dünyanın en büyük şirketleri olmuşlardır.
  • Piyasada ayakkabı üretimi Ahmet efendinin ayakkabıya ihtiyacı olduğu için Mehmet efendi ayakkabı üretmez,Ahmet`in değişik fiyatlardan belli sayıda ayakkabı almak istediğini bildiği/tahmin ettiği için ayakkabılar üretilir.
  • Piyasa sistemi insanların liyakatine,çok çalışmasına,emeğine değil insanları doğru zaman ve mekanda tatmin etmesine göre değer verir.Bunun için istanbulda un kapanında bulunan ve piyasada “pisli pilav” olarak bilinen küçük arabasında hava kararınca pilav satan adamın durumuna bakabiliriz.
  • Tam rekabet piyasasına eleştilerde bulunur. Tam rekabet piyasasının tam ve ideal olduğuna ya da tamamen eksik,düzensiz ve kötü olduğu fikrine karşıdır. Hayek`e göre her iki yargı da yanlıştır çünkü piyasa mekanizması başarısını tam olmamasına borçludur.
  • Tüketici veri olamaz,bilgiye erişimimiz tam değil,tüm firmalar homojen firmalardan oluşmamaktadır. Dolayısı ile merkezi bir planlama ile “hal bunu ne ister” gibi bir saçmalığa başvurmamalıyız.
  • Rekabeti bir keşif süreci olarak görür.Tüketiciler  zevklerini karşılayabilecek en ucuzundan mal/hizmet bileşimini bulmak ya da keşfetmek ister üreticiler de bunu terkip edebilecek yeni keşifler yapmak durumundadırlar.Para ve Enflasyon
  • Enflasyon para ve kredi yüzündendir der.(Monetarist yaklaşım )
  • Enflasyon kendi sonunun tohumlarını taşır
  • Para nötr değildir.Sermaye ve işgücü istihtamda reel değişiklikler olur. Enjente edilen endüstride fiyatlar artacak diğer sektörleride etklieyecek ve yatırımcılara yanlış sinyal verecektir.
  • İşsizlik enflasyonun bir sonucudur  sonucudur.
  • Keynes  talebi desteklemek gerek derken hayek buna tamamen karşıdır. İşsizlik genel talep eksikliği ile ortaya çıkmaz arz ve talebin birbirine uymaması ile ortaya cıkar.Yani yanlış alanlardaki aşırı yatırımdır. “Keynesin politikasına hakikaten en kötü politikadır” şeklinde bir açıklaması vardır. Çünkü bu politika biribirinden  cok farklı seyleri bir araya toplayarak  işsizliğin gerçek kaynağını göz ardı etmemize neden olur der.
  • Hayek işsizliğin en önemli nedenlerinden birinide sendikalar olarak görür. J maaşlar üzerindeki etkileri yüzünden.
  • Biraz enflasyon ile istihdam arttırılabilir görüşüne karşıdır.Bu trade-off a karşıdır.(Beşiktaş çarşıya selamlar) Çünkü her enflasyon zaten işsizliği içinde barındırır der.
  • Fiyat kontrollerine de karşıdır. Piyasa fiyatının oluşmasına engeldir. Yani yatırımcılara ve tüketicilere sinyal verilmesini engeller böylece verimli alanlara gidecek yatırımlara engel olur.
  • “Enflasyon her ne olursa olsun tereddüt etmeden durdurulmalıdır” bu keskin çözüm de belli endüstrilerde daha önce yanlış şekilde tahsis olmuş bulunan işgicünü işsiz yapacaktır. Ve işsizliğe yol açabilecektir. Buna hemen müdahale edilmese yanlış tahsis büyüyecek ilerdeki düzenlemeleri ya daha acı ya daha zor olmasına neden olacaktır.
  • Enflasyonun üstesinden gelmede en önemli nokta işleyen bir emek piyasası olmasıdır. Bu açıdan sendikalar kapatılmalı ya da ona benzer bişiler söyler.Hayek`in planlama ve sosyalizme eleştirisi
  • Bölümlerinden birinde keynes Trotsky`den  iktibas ettiği şu cümlelerle başlar
    “Tek işverenin devlet olduğu yerde muhalefetin anlamı yavaş yavaş açlıktan ölümdür.Ç alışmayana ekmek yok diyen eski prensibin yerini itaat etmeyene ekmek haline dönüşmüştür.”
  • Marx sosyalizmin gelişmiş sanayi toplumunda olacağını söylemesine rağmen hayek planlamanın daha kolay olacağı tarımsal ekonomilerde olacağını belirtir.Ki zaten öyle olmuştu.

Planlama kaçınılmaz mı ? Neden planlama ?

Hayek sosyalizmin en önemli dinamiklerinden planlama fikrine karşı çıkmadan önce bu fikrin insanlar tarafından aldanılarak inanıldığını açıklamaya çalışır ve sonra bunların aslında ne olduğunu anlatmaya girişir.

  • Standardizasyon verimlilik getirir: Rekabet reklam v.s israf,bu yüzden ürünler standartlaşmalı buda planlama ile olur:  Hayek ise bunun ancak geçici bir şekilde olabileceğini düşünür.Çünkü ekonomi statik değil dinamiktir. Standartlaşma bugün tasarruf getiriyor olabilir daha sonra tasarrufları birden geri alır. Çünkü teknoloji durmadan gelişiyor. Üretimi hali hazır teknoloji ile standardize etmek gelecekti bizi ekarte edecektir. Ayrıca bugunden gelecekte bugun olan mamullerden hangisinin ayakta duracagını tahmin edemeyiz.bugun kullanışlı ve ucuz görünen gelecekte demode pahalı ve samca gelebilir ya da tam tersi.bunlar piyasanın asli denetim sürecini
  • Toplumun karışıklığı: Modern toplum o kadar karmaşıktırki kaynakların tahsissi problemi planlamayı gerektirir.bunu da ancak büyük bir merkezi planlama çözebilir.hayek ise iktisadi sistem ve toplum o kadar komplekstirki hiçbir plancının ya da planlamacıların kapasitesinin yetmeyeceği görüşündedir.tüm bilgilerin tek bir yerde doğru bir şekilde toplanacagını düşünmek gerçek dünyayı göz ardı etmek demektir.insanlar her hadiseye aynı tepkiyi vermeyebilirler. Vereceklerini varsaymak ise özgürlüğüne müdahaledir.
  • Hepimiz plan yaparız: evet doğrudur ancak ortada merkezi bir plan olunca işletmeciler ve tüketiciler fiyat düşüşlerine yada gerçeğe göre değil temel ulusal plana göre hareket edeceklerdir.buda onların ileriye matuf planlarını inkitaya uğratacaktır.böylece işletmecilerin hayatları kırtasiyecilik,gecikme ve öngörülememezliğe bağımlı bir hala bürünecektir.plan ne kadar çok şey kapsıyorsa tehlikeside o kadar yıkıcı olacaktır.insanlar kendi tahminlerinde özgür bırakılmalıdırlar.ayrıca hayek şunu belirtmektedir. Oratada merkezi bir plan idaresinin olmaması ekonomide planın olmadığı anlamına gelmez.herkes plan yapmaktadır. Ancak bu planlar tek bir merkez yerine bir çok merkezden planlanmış olup yıkımda bu şekilde gerçekleşir. Yani tartışma planlamanın olup olmaması değil planlamanın tek bir otorite tarafından yapılıp yapılmamasıdır.
  • Planlama bir istikamet varsayımında bulunur: evet çok iyi bir silah ya da otoban planlaması sonucu bu amaçlara ulaşabiliriz ya da uzay araştırmalarında iyi bir yere gelebiliriz. Ancak kendi kişisel amaçlarımızda bizlerin gerçek bir uzman olduğumuz ve başka uzmanlara ihtiyaca gerek olmadığıdır.

Servet.

Hayek`e göre servet yetenek ve şans bileşimidir. Bu bileşimde bazen yeteneğin payı büyüktür bazen şansın. Yani çok yetenek istemeyen ancak şansın yaver gitmesiyle piyasanın talep edeceği bir ürün ve hizmet bir anda servet getirebilir.

Sosyal Adalet ve Toplumsal Değer

Sosyal adalet amaç haline gelince özgürlük ortadan kalkmaya başlar. Adalet kavramı moral bir kavramdır o yüzden insanoğlunun fiilleri ancak adil ya da gayri adil olabilir. Toplumsal değer üreteceğiz diye bazı değerlerin gözden kaçmasına göz yumabiliriz der ve şu soruyu sorar Beethoven ve Leonardo da Vinci ne kadar toplumsal değerdir? Hükümetin sosyal adaleti sağlama ayağına hayır kurumuna dönüştürülmesine karşıdır. Eeee millet açlıktan mı ölsün ? diye sorduğumuzda  Muhtemelen birazı öldükten sonra kalanlar daha iyi yaşayabilir derdi.

Hayek sosyal adalet`in menşeini iki şeye bağlar 1) piyasa mekanizması ile gereksiz ve verimsiz çalışmalarda bulunan ve dolayısı ile durumu kötüleşenlerin baskısından 2) kıskançlıktan J Bu açıdan hayek, sosyal adalet talihsizler ve fakirler için değğil belirli gruplara yöneliktir. Özellikle dağıtım merciinde tanıdıkları olan,çıkar ilişkileri olan insanlar bunlardan en fazla yararlanandır.

Liyakat ve Ödül

Zahmet ve eziyete göre ödül mantıksızdır. Piyasa adaletini savunur ve zahmet çekmeden piyasa işleyişi dolayısı ile ödül almak pek tabi mümkündür der. Evet piyasaya  baktığımızda  günde 14-15 saat maden ocağında çalışan madencinin elde ettiği gelir ya da ödül ile oturduğu yerden bilgisayar üzerinden kurduğu facebook gibi bir site ile Mark Zuckerberg kazandığı para arasındaki karışlaştırma hayek`i anlamamız için yeter. Yukarıda da belirttiği gibi servet ya da ödül “yetenek ve şans” terkibinden oluşmaktadır.

Gelirin Yeniden Dağıtımı

Hayek böyle birşeyin merkezi bir otorite tarafından yapılmasına karşıdır. Çünkü büyümeyi engelleyici bir işlevi vardır ve dağıtılacak daha az şey kalır her zaman. Ama bu iş piyasa mekanizmasına bırakırsak sermaye verimli yatırım alanlarına kayacak ve genel bir refah artışına neden olacaktır. Hasılı derki birşeyler dağıtmak için üretmek lazım. Üretmeden dağıtım dağıtım bir yere kadar. Hayek toplum için zenginlerin çok önemli olduğunu söyler J Başlarda lüks sayılan bir çok şey bugün ortalama vatandaş tarafından kullanılıyorsa bu zenginler sayesindedir der. Mesela cep telefonu ilk çıktığı zamanlar sadece zenginlerin elinde vardı ve çok büyük bir ihtiyaç değildi. Ama zenginlerin bir takım başka motivasyonlarla (gösteriş v.s ) aldıkları bu ürünler geri planda yani üretim  kısmında bir teşvike neden olmuştur. Daha sonra zenginlerden daha fazla kar elde etmek isteyen üretici kendisini geliştiriyor ve teknoloji girdisi ile daha kaliteli ve nisbi olarak ucuz ürünler çıkarmaya başlıyor ve gün geçtikçe bu ürünlerin toplumun değişik ekonomik sınıflarına doğru ilerliyor.  Bu açıdan derki yoksullar uzun süre yoksul kalmayacaktır J  Ayrıca miras kurumunun da işlemesinden yanadır. Miras biriktirmek çalışma ve mücadelenin bir motivasyonudur der.

Özel Sektör

Devlet olmamalı gibi bir şey söylemiyor hiç bir zaman ama devletin yönetme görevinden ziyade piyasanın işleyinine hizmet etmeli diyor. Para üzerindeki hükümet monopolü kaldırılmalı.Çünkü bu büyük bir imtiyazdır. Emeklilik özel sektöre geçmeli. Sağlık özel sektöre bırakılmalı. Eğitim özel sektörün işi olmalı. Özellikle yüksek öğrenim`in kesinlikle özel sektör tarafından verilmesinden yana. Örneğin devlet vergileri ile kurulmuş ve sürdürülen devlet üniversitelerinde bedava okuyan öğrenci diplomasını eline aldığında yüksek bir maaştan işe başlayacaktır. Bunu sağlayan ise halkın vergileridir. Dolayısı ile mükelleflerin parasıyla okuyup sadece okuyana yüksek gelir getiren bir sistem kabul edilemez. Kişi özel sektörden aldığı uzun vadeli kredilerle okumalı mesleğe başladığı zamandır aldığı yüksek maaşlar bunları ödemelidir. Ancak burada eğitimin toplumsal bir fayda sağladığı noktası biraz es geçiliyor gibi.

Etkileri ve Sonuç

Hayek yazdığı onlarca kitap makale yanı sıra ülke ülke üniversite üniversite dolaşıp verdiği konferanslarla sadece ekonomistlere değil aynı zamanda sosyal bilimlerin bir çok alanında öncü ve çok etkili bir isim olmuştur. Hayek`fin fikirleri bugün hukuk`tan sosyolojiye ekonomiden felsefeye birçok akademik dünyada tartışılmaya devam ediyor. Hayek`in izinden giden ya da fikirlerinden yola çıkan birçok devlet adamı yetişmiştir. Bunların yanı sıra hayek hiçbir zaman politikaya atılmayı düşünmemiştir. Bir seferinde kendisinin kitabını okuyup müthiş derecede etkilenen ve Hayek ile görüşüp bu fikirlerin politika yoluyla ve devlet eliyle hayata uygulanmasını isteyen Anthony Fisher`e bunu yapmak için politikacı olmana  ve devleti yönetmene gerek yok. Düşünce alanında çalış ve politikacıları yönet diye öğütte bulunmuştur. Anthony Fisher de hayek`ten aldığı gazla 1955 de Institute of Economics Affairs isimli düşünce kuruluşunu kuruyor ve kurulduğu günden bu yana dünyanın en önemli ve yönlendirici kurumlarından biri oluyor.

Hayek`in etkisini edebiyat dünyasında da hissetmek mümkün. George Orwell`ın yazdığı ve 20.yy`in en önemli romanlarından olan “1984” e ilham kaynağı olmuştur. Burada planlamacı şekilde yönetilen toplum ve sorunlarını anlatan Orwell adeta Hayek`in  toplumsal planlama ile yönetilmek neden faydalı değildirin edebiyat diliyle anlatmış. Aslına bakılırsa hayek`ten ikinci dünya öncesi ve sonra konjontür ile keynes`in popülist ekonomi politikaları dolası ile pek 20.yy pek fazla yararlanamamıştır diyebiliriz. Şahsi değerlendirme yapmak gerekirse hayek`in büyük bir beyin olduğu su götürmek bir gerçek ancak “öteki dünya” için pek fazla söz söylemediği ya da pek dikkate almadığını da es geçmemeliyiz. Fakirliğin pek fazla sürmeyeceği gibi bir muğlaklığı söylemesi ya da piyasa söylemi ile “uzun dönemde piyasa kendine gelecektir”  ifadesi sonrası keynesin “uzun dönemde hepimiz ölüyüz” sözünü  yeğlemek gerek bugün gerekse devrin politikacılarını haklı kılar. Hayek`te tıpkı Marx gibi uçların adamı olarak yazmış ve öyle kalmıştır.

Yararlanılan kaynaklar.

The Road to Serfdom— Friedrich A.Von Hayel

Liberalizm—— Atilla Yayla

An Introduction Political Ideologies—- Andrew Heywood

The Open Society and Its Enemies—- Karl Popper

Hayek—- Eamonn Butler

Mises Institute– mises.org

Hayek Center —- hayekcenter.org

EconLib — econlib.org

Adam Smith Institute—- adamsmith.org.

 

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir