Ingiltere`den neyimiz eksik ?

Hiç kuşku yok ki Türkiye ve Anadolu insanı, medeniyet birikimi, kültür algısı ve insani değerler açısından gerek İngiltere gerekse birçok batılı devletten fersah fersah ileri bir seviyede. Bu değerlerin sayısı o kadar fazlaki bunları saymak yerine ingiltereden eksik kaldığımız birkaç konuyu anlatıp diğer tüm alanlarda ileriyiz demek matematiksel olarak daha mantıklı görünüyor. Bu açıdan birkaç başlık altında İngiltere`nin çok iyi konumda olduğu  ve yakın gelecekte bizim de böylesi değerlere sahip olma dileği ve umuduyla hazır tatildeyken birkaç şey karalayayım dedim.

Basın

Dünya`ya gazeteciliği ve dergiciliği öğreten tıpkı futbolun beşiği olduğu gibi medya`nın da beşiği sayılan İngiltere sahip olduğu basın kuruluşları ile ne kadar övünse azdır. Burada övünülecek durumun olması onları yayın politikalarını doğru bulduğum manasına gelmez. Birçok açıdan yanlı ve hatta iki yüzlü bir yayın politikaları olsa da bu işi dahi gayet profesyonelce yapıyorlar.

Gazeteler

Londra`da 150 yılı aşkın  bizim memleketteki gazetelerin yarısından daha fazla ciddi ve emek verilmiş “bedava” gazete çıkarılıyor ve metro giriş çıkışlarında bedava dağıtılıyor. Uzun yıllar sabah ve akşam olarak özellikle metro giriş çıkışlarında dağıtılan iki farklı gazete İngilizlere okuma alışkanlığı kazandırdığı bir gerçek. İnsanlar metrolarda kesinlikle bir şeyler okuyorlar. Bu bedava gazetelerin aynı zamanda paralı olan gazetelere daha çok çalışma ve  durmadan çeki düzen vermeye zorluyor. Çünkü bedava gazete kaliteli olunca ortamla  1 pound olan paralı gazeteyi insanların alması için bu fırsat maliyetini iyi kapatmaları gerekmekte.  Benim gözlemlediğim kadarıyla paralı gazetelerin birçoğu bunu başarıyor. İki  örnek vermek istiyorum.

The Guardian (1 pound)  ve Financial Times (2 pound)

The guardian gazetesi gerek web sitesi gerek kağıt baskısı ve dahi boyutu ile “bu iş böyle yapılır” diyor. Çeşitli dönemlerde gıda fiyatları gibi gündemdeki konular ile ilgili gerekse modern müzik tarihi gibi biraz daha spesifik konularda yayınladığı özel raporlarla bizde olmayan haber dergiciliğini gazeteleri ile birlikte veriyorlar. Mesela modern müzik tarihi ile ilgili günlerce verdikleri ekler bu konuda özel ilgisi olan kişilerden akademik olarak çalışan hocalara kadar birçok kişinin arşivleyeceği nitelikte ve doygunlukta bir rapordu.  Ayrıca 1 pound olan fiyatı okullarda 40p (100 p = 1pound)  olması ayrı güzel. Ek bilgi olarak geçenlerde dünyanın gündemini sallayan wikileaks belgelerinin yayınlandığı yanlış hatırlamıyorsam 4-5 gazeteden biri The guardian`dı

Financial Times (FT)

İngiltere’de FT artık gazete olmaktan çıkmış iş ve ekonomi dünyasında bir fenomen haline gelmiş. Haftada birkaç defa yayınladıkları analiz yazıları, özel raporları her güne farklı gazete ekleri ile finans dünyasının en önemli merkezlerinden Londra`nın önemli parçalarından biri. FT sadece gazetecilik yapmıyor. Yöneticilere yönelik eğitim programlarının yanı sıra  çeşitli dönemlerde  yaptığı dünyadaki business okullarının kalite sıralaması bu alanda çok önemli bir referans.

The Economist ve Newscientist

Dergicilikte 150 yılı aşan the economist için fazla söze gerek yok. Maalesef bizim memlekette seçim döneminde yazdığı sansasyonel bir yazı ile popüler olan bu dergi aslında dünyada politikadan bilime ekonomiden teknolojiye birçok alanda referans yazıları ile tanınıyor. Bu derginin büyüklüğünü ve etkisini şöyle bir örnek vererek aktarmak daha uygun olabilir. Aldıkları kararlar ile dünyayı yöneten yahut yönlendiren liderlerin, para babalarının her hafta masasında olmazsa olmaz olarak duran dergi bu dergidir. Elbette yüzyılı aşkın bir süredir kapitalizmin en büyük destekçisi,savunucusu olarak nam salmış olması bir tarafta duruyor. Yukarıda belirttiğim gibi insanlar bunu çok kaliteli yapıyor. Benim temas etmeye ve vurgulamaya çalıştığım nokta bu. Bu dergide kapitalizm menşeli fakirlik az gelişmişlik muhtelif sorunları bulmak çok zordur. Ama bunların kapitalizm ile alakalı olmadığını size çok iyi anlatan yazıları bulmanız çok normaldir. Mesela dünya gıda fiyatları krizini anlattığı özel raporunda birçok konuya temas edip asıl konuya bir iki geçiştirici cümle ile temas eder geçer. The economist dergisi`nin daha çok sosyal bilimlere ağırlık verdiğini düşünürsek the economistin fen bilimlerindeki yerini ise newscientist dergisi alıyor. Haftalık çıkan bu dergi benim gibi iktisat eğitimi ile hemdem olanların bile hiç sıkılmadan okuyabileceği bir dergi.

BBC

BBC sadece bir televizyon kanalı değil görsel ve işitsel yayıncılığın zirvesi diyebiliriz. Farklılaştırılmış 10larca tv ve radyo`suyla internet sitesine saat ve saat koyduğu podcastler ile bir okul,bir tv, bir radyo bir eğlence aracı olmasının ötesinde dijital dünyada yaşayan insanın vazgeçilmezlerinden biri olmuş. Gerçi Türkiye`den internet sitesinin tamamına ulaşılamıyor ama sadece internet sitesi bence bizim tüm kanallarımızın yapamadıklarını yapıyor. Henüz yeni yeni filizlernen bizdeki podcast kültürü bbc`de neredeyse unutulacak. Belgeselleri, analiz konuşmalarını, hızlı haberciliğinden hiç bahsetmek bile istemiyorum.

Memleketimizde ne zaman böyle kuruluşlarımız olur o zaman. gerek yok biz zaten gelişmişiz :)

Düşünce Kuruluşları

Memleketimizde son 5 bilemedin 10 senedir sayıları yavas yavaş artmaya başlayan düşünce kuruluşları ingilterede yaklaşık yüz yıldır politikadan ekonomiye bir çok alanda kamuoyunu etkiliyor. Bizde gözlerimi kapatıp ciddi düşünce kuruluşlarını aklıma getireyim dediğim zaman bir elin parmağını maalesef zor geçiyor.  Burada ise bu işler üniversite kalitesinde ve uluslararası düzeyde etki ile profesyonelce yapılıyor. Birçokları olsa da ben iki tanesini açıklayayım

Chatham House

Birinci dünya savaşı hemen sonrası kurulan chatham house londraya gelen bütün devlet büyüklerinin ikinci uğrak yeridir.Devlet başkanları ve bakanların yaptığı konuşmaların yanı sıra kendilerinin organize ettiği ve ücretli ve ücretsiz olmak üzere herkese açık olan konferanslar seminerler ve yayınlar nedeniyle sadece londranın değil dünyadaki entelektüel camianın yakından takip ettiği bir kuruluş. İlgi alanları politikadan uluslar arası ilişkilere sosyolojiden ekonomiye bir çok konuda ve coğrafyada özel ve dikkate değer çalışmaları bulunuyor. Mesela bizi ilgilendiren “Turkey Project” diye bir çalışmaları dahi var.

 

Institute of Economic Affairs

20 yy`ın en önemli filozoflarından ve liberal düşüncenin köşe  taşlarından Hayek`in “Kölelik Yolu” isimli kitabı okuyan Anthony Fisher buradaki fikirlerden çok etkilenir ve bunları politika ile hayata tatbik etmek için politikaya atılmaya karar verir. Bu düşüncesini Hayek`ile paylaşır ve Hayek`ten beklenmedik ve bir o kadar da farklı bir öneri alır. “Politikacı olacağına politikacıları yönlendiren ve yöneten düşünce sahibi ol. “ önerisini alır ve bu tavsiye ile IEA`yı kurar. Kurulduğu o günden bu güne Hayek ve Karl Popper`den mülhem açık toplum, piyasa ekonomi,özgür toplum gibi konularda çok sağlam yayınların yanı sıra birçok devlet politikasını etkileyen ve düzenleyen düşünürlere ev sahipliği yapmıştır. Hayek`in tavsiyesini hakkıyla yerine getiren bu kuruluş  bugün avurupada ekonomi ve politikada en etkili kuruluşlardan biri kabul edilmektedir.

 

Üniversiteler ve Akademisyenler

Her ne kadar abd gibi ingilterede de son zamanlarda açılan ve üniversite kelimesinin kökeni olan “üniversitas” yani şirket manasında üniversiteler kurulsa da geçmişi ile sağlam bağları olan okullar bu mantıktan oldukça uzaktalar. Üniversiteler gerçekten özgürlüğün son raddesine kadar yaşandığı ve benim gibi bazen “dar kafalı” düşünenlerin “bu kadarı da fazla dediği” özgürlük anlayışı mevcut.

Üniversiteler maalesef bizdeki gibi talebenin işçi hocanın notu maaş gibi kullanan bir yönetici olarak algılandığı bir sistemden öte fikri ve fiili mesainin harcandığı bilim yuvalarına dönmüş. Meslek edindirmekten ziyade fikir vermeyi, eğitmekten ziyade öğretmeyi amaçlayan halka açık bu kurumlar bizdeki gibi teknisyen değil fikir işçileri üretmeyi amaçlıyorlar. Halk elini kolunu sallayarak istediği derse ve konferansa girebilir. Ismini ve yerini belirtmeyeyim Türk bir politikacı burada yapacağı konuşmayı beklerken bizim anadoludan bir teyzem sırada şu cümleyi kurduğunu hiç unutmam. “Ben politikadan anlamam ama kalabalık görünsün, destekçisi çok olsun diye geldim.”  Kimse bu teyzemin bidon kafalılığını(!), yandaşlığını/yoldaşlığını sorgulamıyor gayet güzel bir şekilde kalabalık yapma görevini yerine getirebiliyordu.

Geçmiş yıllarda ABD de meşhur olan “tanrı akademisyen hoca” kavramı ve kavramın temsilcileri maalesef memleketimizde hala mevcut. Ancak kendinden ve ilminden emin, mutlak ilmin büyüklüğünü ve kendi ilminin bu deryadaki bir katre dahi olmayacağını bilen hocalarım müstesna maalesef hala öğrenciyi saf ve ne söylersem ne dersem inanır ve yönlendirilir bir aygıt olarak gören ahbap çavuş ilişkisi ile verdiği dersleri ise bu yönlendirmeye zemin olarak gören zihniyet artık üniversitelerimizden elini çekmesi gerekiyor. Buradaki hocalar ile vatandaş john`u ayırt etmek çok zor. Odaları ufak,öğlen yemekleri sefer tası ile evden getirilir,üst baş ve hatta makam ve makam arabası sevdasından öte başka bir şeylerin peşindeler.

Göçmen(muhacir) Potansiyelinden Yararlanma

…. bu kısmı sonra yazayım.hatta bu kısım ile ilgili ayrı bir yazı yazayım. çok mühim.tarihsel bir çok örnek mevcut. dalarsam çıkamam.

Tüm bu övgüyle bahsettiğim hasletler aslında gözümde sonuç eksenli olarak hiçbir değeri yok. Yapılan fevkalde basın yayın işlerinin maksadını, 24 saat ışıkları sönmeyen düşünce kuruluşların hedeflerini, tevazuularıyla övgüyü hak eden akademisyenlerin gayesini kendi değerler dünyamın penceresinden bakınca malesef kayıpta olduklarını düşünüyorum. Dünya ve dünya üzerine kurulan ve buna matuf yönlendirme/etkileme ve güç yönetme arzusu ile yapılan yayınların kalitesi, bilim hamallığı,makale müptelalığı psikolojisi ile uğraşılan bilim, hasılı tüm bu eforların bağlandığı ya da bağlanamadığı “değerler üstü değerlerin” olmayışı edison`un annesinin dediği gibi  bana “boşa boşa”  gibi geliyor.

 

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir