Kapitalizmin Metalaştırdığı Değerler{imiz}…!*

Kapitalizm öyle garip bir sistemdirki kar gelebilecek herşeyi satmak mübah görünür. Yahut biz öyle alglıyoruz. Manevi değerler alt üst olur her şey her an metalaşabilir.Marksist iktisatta “malların metalaşması” olarak adlandırılan benzer durum şöyle gelişir.

Kapitalist öncesi toplumlarda üretim sadece “kullanım değeri” için yapılırken işbölümü,uzmanlaşma,aşırı talep,artan verim,kar güdüsü,zenginlik hırsı v.s gibi sebeplerden artık üretim “değişim değeri” için yapılmaya başlanır. Yani eskiden anadoluda yaşayan bir amcamız  bahçesinde sadece kendisi için ürettiği domatesleri üretim araçlarına sahiplik ile birlikte üretimi büyük topraklarda yapmaya başlayıp artık istanbuldaki bir başkası için üretmeye başlıyorsa artık domates “mal” olmaktan çıkıp bir “meta” olmuştur/dönüşmüştür.Domates meta olduktan sonra o üretimi yapan “köylü amca” bir anda anadoluda “ağa” batıda  “burjuva” oluvermiştir. Bu metalaşma süreci tarihsel evrede bir çok şeyi değiştirmiş. Marx`ın en çok değindiği 3 argüman ise “paranın metalaşması” “emeğim metalaşması” “toprağın(üretim araçlarının) metalaşması”dır.  Süreç o kadar hızlı ve keskin ilerlemeye devam ederki artık bu durdurulamaz. Marx bunun durdurulmasının tek ve yegane yolunun işçi ayaklanması yahut teknik tabirle “proletarya devrimi” ile gerçekleşebileceğine inanmıştır. Hatta bunun çok yakın bir tarihte en fazla kapitalistleşmiş olarak gördüğü avrupada hususi ile ingilterede başlayacağını düşünmüştür. Fakat bu nafile bir düşünce olmuş ne kendi ömrü ne sonraki yüzyılda avrupada böyle bir devrim gerçekleşmemiş ancak devrim dışındaki diğer birçok analizi doğru çıkmıştır.

Daha önce “İktisadi Düşünce,Karl Marx,Che ve Micheal Jackson” Başlıklı bir yazıda dünyada yaşanan benzer örnekleri anlatmaya çalışmıştım. Bu yazı da değinmek istediğim bu metalaşma sürecinde ülkemizde  metalaşan ya da metalaştırılmaya çalışılan  manevi değerlerimize değinmek. Hergün yüzlercesini yaşasakta benim son bir iki yılda gözlemleyebildiğim bir kaç örneğe değineceğim.

İş Bankası ve Atatürk:

Geçen senelerde İş bankası tarafından yayınlanan reklam manevi değerlerin metalaştırılmasına bir örnek olarak gösterilebilir. Ticari mantık olarak,reklam tarzı olarak çok şayanı taktir bir çalışma olmuş ancak çok açık ve net görülüyorki maksat Atatürk`ü anmaktan ziyade Atatürk ile olan bağını ticari bir getiri ile süslemektir. Bu reklama zamanında bir çok eleştiri yayınlandı bizimkisi biraz geç oldu ama aşağıdaki diğer örneklerle birlikte düşünülünce daha bu örneğin bir istisna değil genel bir anlayışın temsili olduğu daha net anlaşılacaktır.

Mevlana ve Sema Gösterisi

Son yıllarda en önemli metalaşma aracı kuşkusuz mevlana olmuştur. Özellikle kitapları üzerinden yapılan metalaştırmalar ciddi bir gelir kapısı olmaya devam etmektedir. İnsanlarımız mevlanayı mevlananın eserinden okumak yerine mevlananın türev kitapları üzerzinden okumaya başladı ne yazıkki. Mevlana da aşkı  mesneviden okumak yerine elif şafak`ın aşk kitabından okumak, mevlanada tasavvuf,felsefe,insan ve kainat düşüncesi ni fihi ma fih kitabından okumak yerine her gün yenisi çıkan “mevlanada yönetim” “mevlan ve felsefe” “mevlana ve tasavvuf” gibi köprü üzerlerinde satılan ya da etiketleri kitapların üzerinde “şok kampanya mevlana kitapları 6 tl” yazan kitaplardan okumak artık bir klişe olmaktan çıktı bir yol olmaya çoktan başladı. Mevlana`nın ne olursa ol gel  felsefesi bir yazarın dediği gibi mevlanayı ticari rant sağlayacak otopark haline getirmiştir.Ancak mevlana malesef otopark değildir. Böyle bir yoldan gelene ne mevlana ne eserleri kendini açmaz, okunanlarla ise soğuk ve bayağı malumattan öteye gidilemez.Benzer bir metalaşma ise sema gösterisi dediğimiz mevlevi dergahlarında yapılan eylemler bugün artık siparişlerle düğünlerde,kına gecelerinde 250 ytl ye seyretmek mümkün.  Artık bir çok düğünde yemek yerken,takı esnasında  iki tane abimiz üzerlerine beyaz bişi giyinip sağa sola dönmeye başlamışlardır. Semanın anlamaı,mevlana öğretisi,hay ve huy inancı, zahidane yaşam v.s gibi mevleviğinin temel argümanları artık sadece 250 tl ile düğünlerimizde…

Osmanlı

Osmanlı, Türk islam tarihinin en şanlı yapraklarından biridir. Gerek Batıda gerek Doğuda hakkı teslim eden vicdan ehilleri osmanlının kültür,yönetim ve organizasyon dehası bir devlet olduğunu ve dünya ve insanlık tarihi için müthiş dersler sunan bir imparatorluk olduğunu kabul etmektedirler. Ancak böyle bir ejdadın torunları osmanlı hakkında sadece istanbulun fethini,sultan ahmet camisini,kanuni sultan süleymanın hazinelerini,harem dairesini, ve kara murat karakterini bilmekten öte bir malumatları malesef yoktur. Bu açıdan olsa gerek bu ismin yani “Osmanlı” isminin artık bir çok ticari organizasyonda kullanılmasına rast geliyoruz. Örneğin “Osmanlı lokantası,osmanlı bakkaliyesi,osmanlı turşu,osmanlı ayakkabı,osmanlı v.s v.s” şeklinde ticaret organizasyonlarının tabelalarının üzerinde kendisine yer bulmaktan öteye gidemeyen bir osmanlı anlayışı. Geçenlerde bir yerde “Osmanlı Lokantası” açılıyordu şöyle 10 15 dakika seyrettim. İskender ve ayran 5 tl satılan lokantanın açılışında batı müziği eşliğinde   ve “osmanlı” tabelası altında oynayan 3-4 tane  palyaçoyu görünce  hey gidi marx ne kadar da haklıymışsın demekten kendimi alamadım.

Ramazan  Ayı Kurban Bayramı

Ramazan ayı biliyorsunuz ülkenin kahir ekseriyeti tarafından saygı duyulan bir ay şeklinde geçer ülkemizde. Oruç tutsun tutmasın büyük bir çoğunluk bu ayda bir takım farklılıklar yaparlar. Ticari kaygı olsun olmasın meyhaneler gazinolar v.s tadilatlarını,tatillerini bu aylarda verirler. Gazetelerimiz başka aylarda “18lik helganın sıradışı fotoğraf albumü pazar günü bedava” şeklinde promosyon tanıtımlarını ramazan ayında “yaşar nuri öztürk meali sadece ve sace 10 kupona sizlerle” şeklinde değiştirirler. Televizyonlarımızda bir aylık paket programlar devreye girer ve önünde bir takım titleler olan hocalar tutularak halkı bilinçlendirme telaşına düşerler. “Acaba sakız orucu bozar mı bozmaz mı ?  oruç tutmasakta fakirlere yardım etsek daha iyi olmaz mı ? Böylesi daha mantıklı değil mi ? bırakalım artık bu 1400 yıl önceki davranış kalıplarını daha bir fleksible ibadet tarzları oluşturmamız lazım bunun caiz olması için ne önerirsin bize sayın hocam” Tüm bunlar bu ayda insanların ilgisini çeken bir konuya odaklanarak reyting ve tiraj kaygısıdır. Tıpkı kurban bayramında “tavuktan kurban olur mu” sorusu ve “sayın seyirciler bu yıl hac mevsimi kurban bayramına denk geldi” diye şaşıran zihniyetin ürünleri olduğu gibi.

*bir kaç senedir taslak şeklinde duran bu yazının bir kaç maddesi daha yazılmayı bekliyor

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

1 Yorum

  1. Pingback: Tweets that mention Kapitalizmin Metalaştırdığı Değerler{imiz}…!* | Fatih KANSOY -- Topsy.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir