Dünya Açlık Krizi Üzerine Bir Deneme

aclik-nedir

Dünya Gıda Krizi Yazı Dizisi

Dünya da gıda fiyatları neden artıyor ? Somali`deki açlık krizinin nedeni sadece kuraklık mı ? Gıda fiyatları artışı ile Mısır,Suriye,Tunus ve digger Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ne alakası var? Dünya da gıda üretimi ve tüketimindeki çarpıklıklar neler ? gibi konulara değinmeye çalışacağım yeni yazılar yazmayı planlıyorum.

Gıda Fiyatları Neden Artıyor ?

Hiç kuşku yokki medeniyet tarım ve tarımdaki gelişmeler ile başlamıştır. İnsanlık tarih boyunca yiyecek ve içecek için gerek doğa ile gerekse kendi arasında mücadeleler vermiştir. Bu yüzden gıda ile ilgili en ufak değişiklik insanlık için her daim çok önemli olmuştur. Gıdaya ulaşım,gıda güvenliği,ve gıda fiyatları 21.yy`da bile insanlığın en önemli mücadele alanıdır. Birleşmiş milletlerin “Millennium Development Goal 2015” hedeflerinin en başında açlık ve fakirlikle mücade yer almaktadır. Hal böyle iken insanlığı bu kadar ilgilendiren gıda fiyatları neden artar ve buna neden izin verilir ?

A)     Enerji Fiyatlarının Artması

Okumaya devam…

Hayek Kimdir ? Ekonomi ve Politika Hakkinda Ne Söylemis ? Kim Dinlemis?

image

Liberalizm felsefi olarak ne olduğu ya da ne olmadığını anlamak bu bakış açısıyla kollektivizmin yanlış ve zararlarının anlamak için eğer 20.yüzyıla bakarsak birkaç önemli isim karşımıza çıkar. Bunlardan birbirlerini etkileme ve görüşlerinin paralellikleri dikkate alındığında karşımıza Hayek, Misses ve Karl Popper çıkacaktır..  Karl Popper`ın “Açık Toplum ve Düşmanları” isimli dev eserinin(Bertrand Russell bu kitap için 20.yüzyılın en önemli kitabıdır der) ön sözünde Hayek`e teşekkür eder.Hayek`te Mises için hayatımı değiştiren adam der.

Bu yazıyı daha doğrusu  sunumu geçen sene Türkiye`deyken BİSAV`da  biraz akademik biraz gayri akademik (başka güzel
bir kelime olmalı ) bir sunum için hazırlamıştım. O gün bugün derleyip bir yazı haline getirmeyi planlasam da zaman darlığından dolayı fırsat bulamamıştım. Gel zaman git zaman Hayek`in ömrünü çürüttüğü Londra`ya geldik ve yoğunluğun zirve yaptığı bu dönemde tüm işlerden elimizi çekip bu yazıyı hazırlamaya başladık, gecenin bir saatinde.

Benim gibi tembel öğrenci arkadaşlar bilir.Sınav dönemlerinde ders kitabı dışındaki kitaplar müthiş çekici gelir insana, eline alır 5-10 sayfa okur sonra  “ah sınavlar olmasa ne güzel okurdum seni” der bırakırsın, sonra ders çalışayım dersin bu sefer “spor yapayım” fikri gelir beynine çatar v.s ders yapmaman için şeytan dört bir taraftan çepeçevre sarar seni sonra yarım yamalak bir ders calısma ile sınava girer çıkarsın ve sınav döneminde 5-10 sayfasını okuduğun tarih,felsefe v.s kitaplarına bir daha da dokunmazsın. İşte benim bu yazıyı yazma durumumda aynı böyle. Bitirmem gereken 3-4 ders kitabı var ve  sayfası çevrilmemiş bana bakıyorlar. Ama biz elin Hayek`i ile uğraşıyoruz. Hemen o meşhur alamancı cümleyi kurayım. “İşte memleket bu yüzden geri kalıyor arkadaş. `Bizim` avrupada işler böyle değil. ” Dolayısı ile yazı`da tek tek akademik kaynak aramak beyhude bir uğraş olacaktır. Ama şuna inanın yazdıklarımın hepsi  Türkçe yahut ingilizce  kitaplardan ciddi sitelerden v.s biryerlerden gelmektedir. Hasılı kafadan atacak durumda değilim.Güvenin yahu.

Yazı 3 kategoriden oluşacak.

1 Hayek Kimdir ? Okumaya devam…

Ingiltere`den neyimiz eksik ?

Hiç kuşku yok ki Türkiye ve Anadolu insanı, medeniyet birikimi, kültür algısı ve insani değerler açısından gerek İngiltere gerekse birçok batılı devletten fersah fersah ileri bir seviyede. Bu değerlerin sayısı o kadar fazlaki bunları saymak yerine ingiltereden eksik kaldığımız birkaç konuyu anlatıp diğer tüm alanlarda ileriyiz demek matematiksel olarak daha mantıklı görünüyor. Bu açıdan birkaç başlık altında İngiltere`nin çok iyi konumda olduğu  ve yakın gelecekte bizim de böylesi değerlere sahip olma dileği ve umuduyla hazır tatildeyken birkaç şey karalayayım dedim.

Basın

Dünya`ya gazeteciliği ve dergiciliği öğreten tıpkı futbolun beşiği olduğu gibi medya`nın da beşiği sayılan İngiltere sahip olduğu basın kuruluşları ile ne kadar övünse azdır. Burada övünülecek durumun olması onları yayın politikalarını doğru bulduğum manasına gelmez. Birçok açıdan yanlı ve hatta iki yüzlü bir yayın politikaları olsa da bu işi dahi gayet profesyonelce yapıyorlar.

Gazeteler Okumaya devam…

“Sıradan ve Sürüden Olmayan” Bir Akademisyen: Fahri Karakaş

karakas

Bugün ki  yazım, Türkiye`de lisans eğitimimin sonlarına doğru yazıları ile tanıştığım ve “daha önce nasıl farkedememişim” diye vahladığım, ancak 3 sene sonra Londra`da ilginç bir şekilde tanıştığım ve Türk akademi dünyasında 10 tane daha olsa memleketin akademi çehresi değişir” dediğim, kariyeri başarılarla dolu ve dahi “entelektüel hamal” olmayan bir  akademisyenden, Dr. Fahri Karakaş`tan ve çeşitli sitelerde yazdığı yüzlerce enfes yazılardan bahsedeceğim.

fahrikarakas1996 Balıkesir  Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra ÖYS Türkiye 6. Olarak Koç Üniversitesi İşletme Bölümünde burslu okudu, sonra Boğaziçi Üniversitesinde işletme  yüksek lisans yaptı bu dönemde gerek ulasal gerekse uluslararası birçok şirkette önemli projelere öncü oldu ve yürütmesinde bulundu. Daha sonra dünyanın en önemli işletme okullarından Kanada`nın meşhur Mc Gill üniversitesinde burslu doktora eğitimine  başladı ve  doktorasını 2009 da bitirdi.Yazmış olduğu doktora tezi Leadership & Organization Development Journal tarafından “olağanüstü” kabul edilerek ödüle layık görüldü. 19 mayıs makale yarışmasından tutun bu tarz akademik ödüllere kadar bir çok ödül kazandı. Bir çok kitabı ve uluslararası saygın journallerde makalesi bulunan Karakaş, halen İngilterenin Open Üniversitesi`nde hoca olarak görev yapmaktadır. Fahri Karakaş  ödülerine  mart ayında bir yenisini daha ekledi. Yürüteceği proje için the Leadership Foundation for Higher Education tarafından 10bin sterlin burs ile ödüllendirildi.

Kanada`da da sadece okula gidip ders çalışıp kitap ezberlemedi. Bir çok sivil toplum kuruluşunda aktif  görevler alarak doktoranın ötesindeki hayallerine ulaşmaya çalıştı ya da ötelerden gelen bir ufkun peşinde koştu ve durmadan bir tuğla koyabilmenin mücadelesini verdi. Zaten doktora tezi de “yardımseverlik liderlik” üzerine idi. Hasılı işin teoriğini çok iyi yaptığı gibi  mutfağını da aksatmadı.

Eski öğrencileri acaba ne diyor diye merak edenler buraya tıklayarak öğrenebilirler. Ayrıca “acaba yazı uslubu nasıl  diyenler” için güzel bir örnek verelim. Global değerler üzerine birlik bütünlük makalesi okunabilir. Türkçe yazılarına birazdan değineceğim.

Doktora Eğitimini Tanımlaması

Doktora, gurbet demek, yalnızlık demek, hasret demek, hüzün demek. Daha yaşanır ve daha güzel bir Türkiye’ye ve dünyaya özlem demek. Doktora, fikir sancısı çekmek demek. Doktora, delicesine yazmak ve kendinden geçercesine düşünmek demek. Doktora, her hafta 3-4 bin sayfa okumak demek. Doktora, idealistlik ve fikir girişimciliği demek. Doktora, insanlık için bilim üretmek demek. Doktora, hayatı ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek için dert çekmek demek.

Doktora, yıllarca iğne ile kuyu kazmak demek. Çile doldurmak demek. Çilehane sayılabilecek araştırma ofisinde yıllarca sabretmek demek. Sabır olmadan olmaz. Sabır bu işin ilk kuralı. Yalnızsınız. Derdinizde, coşkunuzda, keşiflerinizde, problemlerinizde yalnızsınız. Soyutlanmış, odaklı, dertli, ızdıraplı, ümitli, sancılı, yıllar süren zorlu bir süreç doktora.

Çok ama çok çalışacaksın. Yolda, yürürken, yatarken, yazarken araştırmanı düşüneceksin. Araştırma çok nazlıdır, saatlerce, günlerce, aylarca uğraşırsın ve bazen hiç bir şey bulamadığına inanırsın. Kendini zorlaya zorlaya gıdım gıdım ilerlersin. Bazen mehter gibi geri dönersin. Bazen haftalar geçer de bir mesafe alamaz, tek sayfa yazamazsın. Hacca giden topal karınca gibi sabırla yoluna devam edersin. Umutla, ısrarla, cesaretle masana ve ofisine dönersin.

Kafaya takarsın meseleni, kendine dert edersin. Sürekli beyaz bir sayfa açarsın. Yeni bir umutla, ısrarla ve inançla başlarsın her yeni güne. Gecenin al yalazında herkes uyurken sen harıl harıl okur, yazar, çırpınırsın. Yorulmaya hakkın yoktur. Çünkü yüz metre koşusunda değil maratondasındır. Gecelerce ofis köşelerinde bir sandalyede kıvrılıp uyuyakaldığın olur. Zorlandıkça, ilerledikçe, keşfettikçe, yazdıkça, okucukça mutlu olursun.

Küçücük ofisinde kendi küçük dünyanda büyük hayallerin, büyük umutların, büyük ideallerin vardır. Yepyeni bir dünya kurmak istersin. Yaptığın araştırmanla dünyayı değiştirmek istersin. Bilime, insanlığa, medeniyete katkıda bulunmak istersin. Tarihe ve literatüre kalıcı bir not düşmek istersin. Senin söyleyecek sözün ne olacak diye düşünürsün. Yeni kavramlar üretmek ve insanlığa sunmak istersin. Bilime etkide bulunmak ve düşünce tarihine yön vermek istersin. Disiplinler arası kaotik bir entellektüel yolculuğa çıkarsın. Yolunu kaybettiğin ve çıkmaz labirentlerde hissettiğin olur. Ama tünelin ucunda mutlaka bir ışık vardır ve sen o ışığı bulacaksındır.

Peki bu sözlerin içini doldurmuş mu ? Kulakların doyduğu gözlerin aç olduğu bir zaman da yine kulaklarımıza mı çalışıyor bu cümleler ?  Hemen cevaba bakıyoruz.

Size yaptığım araştırmalardan birini anlatayım. Son bir yıldır yoğun olarak “Theory Paper” adı verilen doktora aşamasında mini bir tez hazırlamak için uğraşıyorum. Bu araştırmanın alt dallarından birinde son on yılın Liderlik teorilerini inceledim. 1996 ve 2006 yılları arasında uluslararası indekslerde yer alan ve yayınlanan 100 adet liderlik makalesini taradım. Her bir makaleyi iki-üç kez okudum ve notlar çıkardım. Sonra bütün bu makaleleri dev bir tabloda özetledim. Tablonun boyu benim boyumu aşınca tamam artık dedim: Yeter. Bir senteze ulaşmaya çalışmalıyım. Son on yılın bu yüz makalesini beraberce nasıl yorumlayabilir ve sentezleyebilrim?

Okumaya devam…

Gurbette Bayram Nasıl Geçer ?

tren

Gurbette bayram nasıl geçer ? Bayram gurbet diyarına hiç uğramazki nasıl geçtiğini bilelim..Sadece takvimlerin söylediği ve eski hatıraların süslediği günlerdir gurbette bayram..Soğuk takvim yaprağındaki anlamından biraz ileri götürmek istersin; yapamazsın,yeltenirsin; bir kanadın kırık şekilde döner pes edersin.. Bayram dersin vatan dersin sonra yüreğindeki yangınla bi başına kalıverirsin…İçine akıttığın göz yaşları ile söndürmek istersin yürekteki bu yangını heyhat yoğun alevin üstüne musluk suyu akınca ateşin iyice alevlenmesi gibi yüreğindeki yangın büyür,büyürde sadece seni yakar…Gurbette bayram kalabalıklar içinde yapayalnız bir o yana bir bu yana savrulmaktır. El öpecek bir büyük, ziyaret edecek bir mezar ,başı okşanacak küçük bir kardeş, hal hatır sorulacak arkadaş arar,ararsında  bulamadan döner o sarsıcı “ahhh”ı çekersin. Sonra dönüp bakar ve anlarsın tüm hüzünlü gurbette olanların neler çekildiğini.

Gurbette ilk bayram böyle geçti…sadece geçti, güzel hiç birşey bırakmadı sadece aldı götürdü. Okumaya devam…

Ekonomi-iktisat ve Sinema

Daha önce Ankara Üniversitesi SBF`den Prof.Dr.Aykut Kibritçioğlu tarafından derlenen şuradaki yazıda dile getirilen sonra benim aynı ile yayınladığım “her iktisat öğrencisinin izlemesi gereken sinema filmler listesi“ni tekrar gözden geçirirken acaba bu konuda dünya da daha geniş bir çalışma var mı diye şöyle bir araştırma yapmam sonucu bulduğum aşağıdaki bilgileri aynen paylaşıyorum. Özellikle iktisat hocaları,iktisatçılar, iktisat ekonomi öğrencileri kesinlikle bu filmlere göz atmalılar. Ekonomi ile alakalı bir çok açıklayıcı öğretici bilginin yanı sıra iktisat politikalarının uygulamadaki yerini görmek için eşsiz fırsat. Yazıyı aynen buraya aktarıyorum.

“Değişen ve gelişen dünyada görselliğin önemi her geçen gün biraz daha artıyor. Görsel iletşimin en önemli sektörü olan sinema dünyası bugün uluslararası ilişkileri etkileyecek ve hatta yön verecek düzeyde olduğu artık bir gerçek.Ekonomi bilmi hayatın ta kendisi ile ilgilendiği için doğal olarak sinema dünyasında kendisine oldukça fazla yer buluyor.İktisat bilminin sinemada yer bulan filmelerinden ve akla ilk  gelenlerden  The Beautiful Mind” filmi artık “oyun teorisi” ile özdeşleşmiş gibidir. Öğrenciler oyun teorisini ya da en azından iktisadı anlatmak isteyen bir çok hoca bu filme başvuruyor.  Peki iktisatla alakalı film sadece bu film mi var ? Okumaya devam…

Istanbul and London or IstanbuLondon

londonkkk

There is no doubt Istanbul  and London are the most popular cities in the world. These cities offer lots of opportunities to their settlement such as historical, cultural and entertainment opportunities. That`s why more than ten millions people choose to live there. A comparison of different features of Istanbul and London reveals several similarities like historical background, cultural and educational opportunities but many differences such as living costs and population.

A major similarity between Istanbul and London is historical features. At first glance, if anyone takes a walk around these cities, he or she will be able to see undoubtedly a great number of historical places.  First of all, I would like to begin with their establishment dates. In 5000 BC Istanbul was established by Byzas, who was a Greek colonist; similarly London was founded in 100BC by the Romans. For these reasons Istanbul and London have different exciting palaces, government buildings, mosques and cathedrals. Two examples of these palaces are Topkapı Palace in Istanbul and Buckingham Palace in London. These two buildings were the center of government of the states. Besides of palaces for instance, Istanbul has Sultan Ahmet Mosque, which is called the “blue mosque” in western countries, also London has St Paul`s Cathedral, which is an Anglican Cathedral. Both sacred places are very popular and every year million of tourists do not leave the cities without visiting these places. Moreover Istanbul was one of the oldest capital cities in history of respectively, the Ottoman Empire for almost six hundred years and the Byzantine Empire (other name eastern Roman Empire) for nearly one thousand years. Okumaya devam…

Youtube Yasağı Kaltı. Peki Şimdi Ne olacak ?

image

Memleketten haberler…Youtube yasağı kalkmış sayın seyirciler. Bu çok güzel bir haber,çok güzel haber de peki şimdi ne olacak ? yurdum insanını bu nasıl etkileyecek ? Hemen ekonomi okuyan arkadaşlara tavsiyelerde bulunalım da youtube`yi sadece atlamalı zıplamalı komik videoların ve şarkı türkü kliplerinin bulunduğu bir site görüntüsünden kurtaralım.

Youtube bizde yasak olduktan sonra kendisini çok geliştirdi. :) Daha önce şurada biraz temas ettiğim youtube`yi eğitim amaçlı kullanabiliriz.

Youtube EDU

Evet youtube edu dünyanın birçok kaliteli üniversitesinin özel bir sayfası bulunduğu youtube edu kesinlikle incelemelisiniz. Bunun dışında kimse “abd de olsam şu konferansa giderdim,ingilterede olsam bu konferansa giderdim” yakınması yapmasına gerek yok. Örneğin Harvard üniversitesinin youtube kanalına şuradan ulaşabilirsiniz. Dersler,konferanslar,tanıtımlar,röportajlar v.s v.s istemediğiniz kadar harvard videosu. Bir örnek ingiltere LSE den. Londrada LSE`nin “public event”leri çok meşhur. Yediden yetmişe herkes katılabiliyor bu konferanslara. Bu zamana kadar tüm konferansları ya videoya alıyorlar ya da mp3 olarak ses kaydını tutuyorlar ve internette yayınlıyorlar. Dolayısı ile londrayı Türkiyeye getiriyorlar işte LSE public event sunumları http://www.lse.ac.uk/resources/podcasts/publicLecturesAndEvents.htm Okumaya devam…

Kapitalizm Neymiş Dostlar ?

Yaklaşık çeyrek yüzyıl istanbulda yaşadım, dört sene iktisat lisans (marmara) yetmezmiş gibi bir sene de yüksek lisans(itü) ekledim,kapitalizm ile ilgili okuduğum kitapları üst üste koysam boyumu aşar ancak  londrada bulunan  Abercrombie & Fitch mağazasının önünde soğuk ve rüzgarda dışarıda metrelerce kuyrukta içeri girmek için saatlerce bekleyen; içeride de her biri neredeyse (en düşük )100er poundluk eşyaları satın almak için ayrıca sıra bekleyen insanları görmeden önce kapitalizmin ne olduğunu,tüketim çılgınlığını, marka bağımlılığını bu zamana kadar tam anlamadığımı hissettim.

Yanda fotoğrafını gördüğünüz binanın içi kapkaranlık sadece ürünlerin bulunduğu dolaplarda kısık bir ışık var. insanlar çıldırmışçasına ürünlere saldırıyor. Bu bahsettiğim sıraya bugün japon arkadaşın ısrarı yüzünden ben de katlanmak zorunda kaldım. insanlar sıradayken ürünlerle ilgili konuşuyor,durmadan methiyeler yağdırıyorlar. japon arkadaşa durmadan soruyorum “neden bu sıra” o da durmadan “abercrombie için” diyor. bende “tamam da ucuzluk mu başlatttı ?”  “yeni bir ürün mü piyasaya çıkardı mesela ipad gibi falan” yok diyor,biraz mantığıma yatacak cevaplar almak için böyle sorular sormaya devam ediyorum.Cevaplarda değişim yok. Her neyse zaman gelip geçti içeri girdik ben katları dolaşayım dedim. Hakkaten dişe tırnağa dokunur ne var diye bakayım dedim ucuzsa alalım malum londra soğuk bu markanın ürünleride genelde kışa yönelik  Ancak elime attığım herşey üç basamaklı sayılardan oluşan fiyatlarla etiketlenmiş. Bir iki tane alsam devletin vermiş olduğu burs güme gidecek ve aç karnına abercrombie sahibi olacağım :) Millet öyle mi ? Elbette değil çantasını dolduran doldurana anlamadım gitti. İnsanlar mağazadan çıkar çıkmaz aldıkları eşyaların etiketlerini koparıp üzerlerine giyiyorlar ve sanki dünyaları onlara vermişsiniz gibi müthiş bir sevinç içerisine dalıyorlar. Okumaya devam…

Londra`da Ne Var Ne Yok ?

londonkkk

Eylül 22`den bu yana Londrada yandaki okulda(UCL) millete Türkçe öğretiyorum. :) Şaka bir yana, ekonomi master ve doktora hikayemin başlaması dolayısı ile bu ecnebi memleketinde bulunuyorum.  Bu açıdan zaman bulup pek birşey yazamıyorum blog`a. Aslında hergün yazılacak o kadar çok şeyle karşı karşıya kalıyorum ki ama malesef bir türlü uygun zamanla uygun konsantrasyon bir araya gel(e)miyor.

Londra da ne var ne yok ?

Londrada güneş yok,güleryüz yok,temizlik yok,sistem çok,vergi çok, bisiklet çok, boşa para harcama diye bişi yok,kısmi olarak saygısızlık yok,utanmazlık çok,ingiliz yok,göçmen çok,metroda ingilizce konuşan yok, ingilizce dışında dünya üzerinde ne kadar dil varsa onları konuşan çok……v.s v.s