W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Yenilenebilir Enerji ve Türkiye (Enerji Yazıları 4)

Yenilenebilir Enerji ve Türkiye (Enerji Yazıları 4)

Yenilenebilir Enerji ve Türkiye

Türkiye genç ve dinamik nüfusu,büyüyen ekonomisi,gelişen sanayisi ile enerji ihtiyacı hiç durmadan büyümektedir.Son 15 yılda Türkiye bir çok ekonomik kriz ile karşı karşıya kalsa da enerji ihtiyacı hiç bir zaman (2001 krizi hariç) düşmemiştir.

Şekil 23 Türkiye`nin elektrik talebi[1]

Şekilde kırmızı daire içine aldığımız tarihler Türkiye ekonomisinin ciddi krizler yaşadığı dönemlerdir. Türkiye Ekonomisinin 1994,1998,2009 yıllarında küçülmesine rağmen elektrik talebinde bir küçülme gerçekleşmemiştir.2001 yılındaki krizde ise ekonomik küçülmenin elektrik tüketimine de etki ettiği gözlense de küçülme oranı ile aynı olmadığını söyleyebiliriz.Türkiye ekonomisinin cari açığının %70 lere varan sebebi enerji kaynaklıdır. Özellikle petrol ve doğalgazın tamamına yakını ithal olarak gerçekleştiği düşünülürse Türkiye ekonomisinin enerji ile olan ilişkisi daha net anlaşılabilir.

Şekil 24Türkiye`nin petrol ve doğalgaz üretim-tüketim ve net ihracat göstergeleri

Şekil 25 1980-2007 arası Türkiye`nin petrol ve doğalgaz tüketim göstergeleri

Şekil 23 ve 24 de  çok net görüldüğü üzere Türkiye`nin enerji ihtiyacı artan oradan devam etmektedir. Bugün Türkiye enerji ihtiyacının ancak %30`unu kendi kaynakları ile üretirken  %70`ni ise ithal edildiği dikkate alınınca Türkiye`nin alternatif enerjiler üretmede ne kadar acil adımlar atması gerektiği çok net bir şekilde anlaşılır.

Enerji Güvenliği,Yenilenebilir Enerji ve Türkiye

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de, “enerji güvenliği” ifadesi git gide daha çok üzerinde durulan bir kavram haline geliyor son yıllarda. İthal enerji kaynaklarına bağımlılığı yüksek olan ülkeler açısından “enerji arz güvenliği”, yani enerji kaynaklarının sürekli, güvenilir, temiz ve çeşitli kaynaklardan / ülkelerden olabildiğince uygun fiyatlarla sağlanması ve çok yüksek verimlilikle tüketilmesi sorunu büyük önem taşırken; genelde enerji ihracatçısı olan ülkeler açısından, kendi enerji kaynaklarına uluslararası piyasalarda çeşitli ülkelerden kesintisiz ve yeterli talebin olması ve aşırı yüksek fiyatlardan satılabilmesi anlamında “enerji talep güvenliği” kavramı daha fazla ön plana çıkıyor. Dolayısıyla, ister net enerji ithalatçısı isterse ihracatçısı olsun, bütün ülkelerin enerji politikalarının tasarlanması ve uygulanmasında “enerji güvenliği” konusu gerçekten de kritik bir önem arz ediyor.[2]

Türkiye`nin en önemli enerji kalemlerinden olan petrol ve doğalgaz`ı ithal ettiği ülkeleri düşündüğümüzde Türkiye için enerji güvenliği kavramı çok daha önem kazanıyor. Petrolün yüzde doksanına yakın ithal ettiği Ortadoğu ülkelerinin istikrar yapısı ve bölgenin siyasi nabzının yanı sıra doğalgazda en büyük tedarikçisi Rusya`nın son zamanlarda uluslararası arenada doğal gazi diplomatik bir silah gibi gerek Ukrayna gerekse Gürcistan üzerinde kullanması sonucu Rusya üzerine şüphelenmenin gerekli bir durum olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye`de malesef doğalgaz ve petrol rezervleri istenildiği düzeyde  değildir. Dolayısı ile  Türkiye  bu enerjilere alternatif yeni ve sürdürülebilir enerji üretim yollarını aramalıdır.

Türkiye’nin ciddi bir şekilde ihmal ettiği enerji yatırım alanlarının başında yenilenebilir kaynaklar geliyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarında Türkiye potansiyelinin çok azını kullanıyor. Örneğin rüzgâr enerjisinde Türkiye komşusu Yunanistan’ın 28’de biri kadarlık bir güç durumuna dahi ulaşamamıştır. Yunanistan’ın 2005 yılı sonu itibariyle 573 MW’lık güçlük tesislerine karşılık Türkiye’nin rüzgâr enerjisi üretimi 20 MW düzeyindedir. Kuzey Afrika ülkelerinden Mısır’da bu güç 300 MW’ı, Fas’ta ise 54 MW’ı bulmaktadır. Lüksemburg gibi Türkiye’de bir mahalle kadar dahi büyüklüğü olmayan AB ülkelerinde ise üretim Türkiye’nin kapasitesinin 1,5 katına ulaşmaktadır.Dikkat edilirse Türkiye’ye iklim olarak en çok benzeyen İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki oranlar Türkiye ile kıyaslanamayacak düzeyde yüksektir. Güneş alımı açısından Türkiye Avusturya’dan daha iyi bir konumda olmasına rağmen Türkiye Avusturya’nın dahi neredeyse yarısı oranında bir başarı yakalayabilmiştir.


Şekil 26 Avrupa Güneş Enerjisi ve Jeotermal Enerji Potansiyel Haritaları

Türkiye özellikle Jeotermal ve Güneş enerjisi noktasında Avrupa`nın ilk sıralarında yer almaktadır.

Ancak bu potansiyeli yukarıda Sedat Laçiner`inde ifade ettiği gibi henüz kullanmış değil. Türkiye jeotermal enerji açısından da çok avantajlı bir konumdadır; zira yeryüzünün sadece yüzde 5’lik bir kısmına tekabül eden jeotermal bölgeler arasında yer almakta ve bu konumuyla jeotermal potansiyel açısından Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer almaktadır. Ancak bugüne kadar jeotermal kaynaklardan yalnızca ısınma alanında faydalanılmış, elektrik üretimi ise çok sınırlı kalmıştır.[3]

Türkiye`de aslında en büyük yenilenebilir enerji kaynağı güneş.Yılda ortalama 2640 saat güneşlenen Türkiye Avrupa`da güneş enerjisi bakımından 2.sıradadır. Güneş Sanayicileri ve Endüstri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ateş Uğurel ise Türkiye`nin aslında potansiyel olarak Avrupa`da birinci olduğunu söylüyor. “Çünkü İspanya`da güneş santrali kurmaya uygun araziler sahipli.Oysa Anadolu`daki uygun alanlar devletin mülkiyetinde.Bu sebeple Türkiye, güneş yatırımları açısından daha cazip”[4]

Ancak maalesef Türkiye`de bu konu için yasal çerçeve henüz hazırlanmadı.

Türkiye`de Enerji,Yenilenebilir Enerji  ve Sonuç

Türkiye çok hızlı bir şekilde alternatif enerji üretimi girişimlerinde bulunmalıdır. Nükleer enerji ve yenilenebilir enerji bu konuda Türkiye`nin iki büyük alternatifi durumundadır. Özellikle yenilenebilir enerjinin kaynaklarının uzun dönemde azalan bir maliyet eğrisine sahip olması,çevreyle barışık olması alternatif enerji için çok önemli bir seçenektir.


Şekil 27 Yenilenebilir Enerjiler ve Uzun Dönem Maliyet Eğrileri

Yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması için acil bir şekilde yasal düzenlemeler yerine getirilmelidir.Özellikle dünyada potansiyel olarak güçlü konumda olduğumuz, hidroelektrik, jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisine yönelik çalışmalar hız kazandırılmalıdır. Hükümet özel sektörü teşvik edici gerekli çalışmaları Avrupa`da olduğu gibi bir an önce uygulamaya koymalıdır.Yenilenebilir enerji kaynaklarının yanı sıra artık enerjimizi çeşitlendirmeli ve gerekli önlemleri ve alt yapısı iyi dizayn edilerek nükleer enerjiden de faydalanılma yollarını aranmalıdır.

Unutulmamalıdır ki dünyada 20.yy petrol çağı iken 21.yy yenilenebilir enerji çağı olacaktır. Petrol gemisini kaçıran Türkiye yenilenebilir enerji fırsatını çok iyi değerlendirmelidir. Aksi durumda yoğun dış kaynaklı enerji ithalatı ekonomik olarak Türkiye`yi yıpratacak buda ülkenin tüm sektörlerine etki edecektir. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında alternatif enerji kaynakları ile gerek enerjide gerekse ekonomide tam bağımsız bir Türkiye olabilmemiz için enerji konusuna daha fazla yatırım ve önem vermemiz gerekmektedir.

Fatih KANSOY


[1] PWC, Opportunities And Challenges İn The Turkish Renewable Energy Market,Ağustos 2009

 

[2] Aykut Kibritçioğlu Kişisel Web Sitesi,”Türkiye`nin Enerji Güvenliği ve Enerji Politikaları” 17.02.10

http://economics-of-energy.blogspot.com

[3] PWC, Opportunities And Challenges İn The Turkish Renewable Energy Market,Ağustos 2009

[4] Gürhan Savgı, “Faturasız Enerji !”, Aksiyon Dergisi, sy 788 (11-17 Ocak 2009), s. 42-48.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>