Yûsuf ile Züleyha: Kalbin Uzerinde Titreyen Hüzün

Önce söz vardı, hayat sonradan geldi.

Önce çile vardı ihsan arkadan geldi.

Önce iştiyak, arkadan sebat geldi……

….Kuyu.Zindan.Kuyu.Zindan.Önce çile arkadan ihsan.Züleyha vazgeçti mi maşukundan ?

Nazan Bekiroğlu`nun efsane kitabı böyle başlıyordu. 10 yıl önce ilk kez yayınlanan ve yayınlandığı günden beri ellerden düşmeyen, ellerden düşer düşmez; eş/dost/sevgili/arkadaşlara tavsiye için dillere düşen meşhur kitabı “Yûsuf ile Züleyha: kalbin üzerinde titreyen hüzün” isimli kitabından bahsediyorum.

“Görmekten sonra görülmek, aşkın ikinci merhalesiydi.”

Kitapta geçen hikaye herkesin malumu 2000 küsür yıllık bir hikaye. Hem  Kur`an`da hem de Tevratta farklı ayrıntılarda bahsedilse de buralarda yer alması hikayenin varlığına en büyük delillerden. Doğu edebiyatında  kadın çoğu zaman aşık olunan yani maşuk konumdadır ve aşık her daim bir erkek olur. Elbette hikayeler erkek üzerinden gider. Hatırlayınız hemen Leyla ile Mecnun…Çölleri aşanMecnun… Şirin ile Ferhat…Dağları delen Ferhat… Aslı ile Kerem…diyar diyar dolaşıp Aslıyı dağlara taşlara, nehirlere, uçan kuşlara soran ve aşkından kül olan Kerem… Hepsinde maşuk olan kız tarafı. “Yûsuf ile Züleyha”`da ise aşık ile maşuk yer değiştiriyor ve maşuk biraz da doğal olarak güzeller güzeli Yûsuf oluyor ve yanma sırası kız tarafına geçiyor. İşte doğu edebiyatındaki aşk hikayelerindeki kadının edilgen rolü Yûsuf ile Züleyha`da etken bir role dönüşüyor ve ilgi çekici bir hal alıyor.

“Aşk, ‘bilmek’le olur, ‘bulmak’ arkadan’ gelir…”

Nazan Bekiroğlu ise bu tarihi hikayeyi modern dille anlatmaya çalışıyor.  Aslına bakılırsa kitapta sadece Züleyha bir fasıl,asıl ise Yûsuf`un başından geçenler. Gençlere(Kızlara ve Erkeklere), Babalara, Yöneticilere, bir çok dersler bulunuyor. Özellikle, Hz. Yûsuf’un gördüğü rüya, rüyanın yorumlanması, kardeşleri tarafından kıskanılması ve kuyuya atılması,kuyudan çıkarılması, Mısır’da Züleyha’nın kölesi olarak satın alınması, Züleyha’nın aşkı ve iftirası,Yûsuf`un ten ile zindan arasındaki seçimi 12 yıllık zindan hayat, firavunun rüyası, rüyanın Hz. Yusuf tarafından yorumlanması,maliyeyi idare edişi, Hz. Yusuf’un babasına kavuşması gibi birçok olayda aryı ayrı dersler mevcut. Bu olayların birçoğu Yûsuf ile Züleyha hikayesinin ötesinde  yine birçoklarımızı ilgilendiren ve derinden etkileyebilecek kıssalar barındırıyor. Bu açıdan hikayeye sadece aşık ile maşuk üzerine kurulu bir doğu hikayesi olarak bakmamak gerek.

“ey benim kölesi olduğum kölem
efendisi olduğum efendim…”

Hikayenin günümüze bakan bir çok yönü var. Özellikle zamane ilişkilerin pespayeliği düşünülünce ya da bu kültür ile büyüyen bir nesli göz önüne alınca anlatılan hikaye ütopik gelebilir. Ama “her ütopyada bir uygulama noktası vardır” deyip bir gedik açmak gerek bu zihniyet bunalımına. Haz ve Beden yani Zevk ve Ten üzerine kurulu ilişkilerden sıyrılıp kendisinin olmayan bir tene dokunmama uğruna karanlık zindanda kalınan on iki koca yılı düşününce ne kadarda bayağı yaşadığımız anlaşılıyor. Ve reddedilen kişi hikayede şöyle anlatılıyor…

Züleyha`nın Dillere destan güzelliği:

Irmak kıyısında Mısır`ın en zengin en soylu saraylarından birinde.Annesinin bir tanesi, babasının güzeli, Mısır`ın en güzel. Su damlası, lotus dalı Züleyha.  Gönüllerin emeli. Züleyha çöl çiçeği, Mısır`ın parlak seheri. Kaç gönle tuğ diken genç ece. Kaç ülkenin hakanı olup da henüz düşmemiş kale, ele geçmeyen ülke, fethedilmeyen şehir. Adı Hint`ten Yemen`e uzayıp giden efsane.

Kaç hükümdar kaç şehzadeye hüsran kapısı, züleyha`nın eşiği. Kaç komutan kaç kahramanın diretmişliğine ümit, Züleyha`nın güzelliği. Şan, şöhret,iktidar,servet,güç,ülke,hakimiyet. Bütün mücevherleri Mısır`ın bütün ipeklileri, bütün sarayları, Nil`in bütün yelkenlileri.Yüzlerce cariye,yüzlerce köle. Tümü . Bir sözüyle. Züleyhanın emrine amade. (s: 59-60)

Dillere destan gülümsemesi:

“Bir gün Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dallan işlenmiş tahtırevanımla geçiyordu kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından.

Görkemli bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve Züleyha’ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi. Ve kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı.

Birden bir meczub, ehil arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha’nın tahtırevanının önünde dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın nedeninin anlamak istedi.

Gözlerini kaldırarak Züleyha’nın yüzüne bakmaya başladı meczub, Züleyha..” dedi, “sevindir beni!” Züleyha kölelerine meczubun sevindirilmesi için işaret etti.

Köleler mor renkli kadife bir keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı.

“Züleyha…” dedi, “Sevindir beni, bana gülümse! Başka bir şey istemem.

Züleyha bu sesi hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca gülümsedi. (…)

Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi çekiliverdi.

O günden sonra Mısır’ın lisanına “sadaka vermek” anlamına gelen yeni bir deyim yerleşti: Züleyha’nın gülümsemesi.”(s: 66-67)

 

Tüm bu güzelliğine rağmen “Fethedilen değil fethe kalkışan olarak…“(s:81) kalıyor  Züleyha`nın adı tarihte. Çünkü tüm bu çekiciliği ile “Züleyha ne kadar ateşse Yûsuf o kadar iffetti.“(s:103) Yûsuf, Züleyhanın tüm hücreleri ile  her “gelsene”(s:104) deyişine rabibisine yönelerek “rabbim bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et“(s:107) diye münacatta bulunuyordu. Çünkü Yûsuf biliyordu, “…zora tahammül kolay,güzele tahammül zordu…”(s:105) ama Yûsuf`un  güzelliği surette olduğu kadar hatta daha da çok siretteydi ve bu zoru başardı. Ama bu başarı ona tam bir iftira ve ardından 12 koca yıl olarak geri dönecekti. Bir “hayır” ve 12 koca zindan yılı…

“…kalbinden daha fazla acıyan yeri yoktu.Züleyha hala aşıktı”

Yusuf`un zindana düşmesi Züleyhanın aşkından hiçbirşey koparamıyor ve hikayeye şöyle yansıyor: (gerçi burada tanrının bilinmesine yönelik batınınde derslerde ihtiva ettiniği düşündüğüm kısımlar var=

 

Bir gün Züleyha geniş salonlar, havuzlu ve basamaklı bahçelerle dolu sarayın pencerelerinden sıkıntıyla bakıyordu uzaklara.Kentlerin, çöllerin, kutsal göllerin ve büyülü derelerin üzerinden geçen günün bitme vaktiydi

Güneş,bulutları pembeleştirerek Nil`in ufuklarına yaklaştı. Her şey ışıklı bir masalın derinliğine çekildi. Bol dallaı palmiye ağaçları ve yemişli hurma ağaçları, rengin içinde yüzmeye başladılar.

Fakat nereden geldiyse geldi bir küçük bulut, ufka tam bir mızrak boyu yaklaşmışken güneşin önünü kapatıverdi. Küçücük bir bulut, muhteşem güneşi tutuverdi. Güneş alçaldıkça bulut da alçalıyordu. Saltanatın hükmüne görünürde halel geldi.

Bunu gören Züleyha, ey gafil bulutçuk, dedi, güneşin zahirini örtmen onu görünmez kıldığın anlamına mı geliyor sanıyorsun ? Bir an için önünde durmuş olmakla, saltanatın hükmünü eksiltiğini mi düşünüyorsun ? Güneşi örttüysen eğer  şu dağları, şu suyu, şu ağaçları, şu kentin tümünü, şu çölü sonra, sonra ben, ve ey güneşi örttüğünü sanan bulutçuk, seni aydınlatan seni görünür kılan kim sanıyorsun ?

Yûsuf da böyle işte. Görünürde zindanda. Nedeni olduğum bir karanlığın,duvarın,kapının,parmaklığın ardında. Ama aydınlığı zindanından taşarak bana ulaşıyor. Beni ve içimi aydınlatıyor. Dahası benim de balbimden yüzüme yüzümden çevreme akıyor. Kime baksam üzerine düşürdüğüm ışık, Züleyha`nın değil, Yûsuf`un ışığı

Zahirin örtülmesiyle batını peçelenemeyecek bir güneş Yûsuf

Bir bulutçut gibi bir an önünde durmuş olsam da ışığım onun ışığı,aydınlığım onun aydınlığı. Çünkü kalbimin acıyan yerleri mananın keyfiyetine doğru kaynıyor. (s:126-7)

 

“Züleyha, kalbi acının anlamına dair sınırlarda dolaşmaya başlayınca Yusuf’a bir mektup yazmaya karar verdi. içindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da yusuf’ a göstermek istedi. Dedi, her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa. Bende halimi arz edeyim sözcüklerle Yusuf’uma…..

 

………...Züleyha Yusuf’a bir mektup yazmaya başlayınca. Yusuf diye başladı, Yusuf diye bitirdi.gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok.ve züleyha’ nın lügatinde Yusuf’tan öte sözcük yok.

 

Yusuf, dedi, kelamım artık sende hükümsüz. Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var, ah ki dünya onun üzerine durur, gök kubbe onun hararetiyle döner. ” (s:130)

 

Kitabın Züleyha kısmı bu şekilde derinden ve etkili şekilde devam edip ilerleyip nihayete erince okuyanda bir anda daha önceki okuduklarından zihninlerde kalan Züleyha imajı, yani aşkı uğrana en önemli değerleri ayaklar altına alan,kocasına ihanet ve en önemlisi peygambere iftira atan kişi imajı yıkılıyor ve birden züleyhanın haklılığı,Yusuf`un zindanda mahkum olması gibi züleyhanın sarayda mahkum ve mazlum olması durumu ortaya çıkıyor ve birden züleyhayı en haklı en masum en mazlum ve yusuf`a en uygun olarak görmeye başlıyoruz. Nitekim ilerleyen sayfalarda Yusuf ile Züleyha evleniyor. Bu evlenme bahsi Kur`anda geçmiyor ancak M.Asım Köksal`ın peygamberler tarihi kitabını incelediğimde Hz. Yusuf`un evlilik bahsinde ibn haldun ve ibn esirden referans göstererek bu durumu doğruluyor. Ancak ismi züleyha değil de “Rail” olarak geçiyor ve hatta Rail`den (Züleyha) Efraim ve Mişa isimli iki oğlu oluyor. Tabi bunlar kitapta yok :)

 

Hikayede geçen  Zülayhanın Yusuf`una ve güzelliğine kavuşması çok enfes bir dille anlatılıyor. Züleyha suretten sıyrılıp siretin derinliklerine vakıf olup onları tüm benliğiyle hissettikten sonra o  dillere destan eski güzelliğini buluyor ve tüm aynaları kaldırıyor ve o günden sonra aynaya hiç bakmıyor… ve Yusuf zindandan çıkıp mısır kralına züleyha gerçeği “evet onu ben istedim” derken…

“Züleyha sustu

Saray sustu

Firavn sustu

Yusuf Sustu

Züleyhanın omuzlarından geçmişin acısı kalktı. yitirdiği her ne ise bulduğu daha büyüktü….” (s:174)

ve kitapta geçmeyen  bir kaç iktibas

 

Kimileri için Yusuf vardır…Kimileri için Züleyha…Züleyhalar Yusuflar, Yusuflar Züleyhalar içindir. Züleyha gibi aşk ateşinde yanmayan Yusuf yüzlülere kavuşamaz. Yusuf gibi hak aşkında olmayan Züleyhaları peşinden sürükleyemez. Dünyaya sahip olmak istersen,Yusuf ol;ardın sıra gelsin…” (Mekselina Mirza)

Yusuf olmaksa muradın ya da Züleyha;

Yusuf olmaksa muradın ya da Züleyha; Korkmayacaksın ölümden.
Ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğunu bileceksin.Dünyaya kafa tutacaksın tek başına. Yandaş yoldaş aramayacaksın. Bir Allah’ına bir kendine güveneceksin sadece. Yol arkadaşın terk etse bile seni yarı yolda aşkına sahip çıkacaksın sonuna kadar. Tek başıma taşıyamam demeyeceksin. Ölünceye kadar taşıyacaksın şerefle.Karşılık beklemeyeceksin. Sevmek olacak tek amacın.
Sevilmemişsin ne fark eder.
Ayıplanmaktan korkmayacaksın. Sevgini gurur madalyası olarak taşıyacaksın göğsünde kim ne derse desin…Sevgin için zindana atılmayı da attırmayı da göze alacaksın
. Karanlıklar sırdaşın böcekler yoldaşın olacak.Bileceksin sonunda ayrılık olduğunu. İsyan etmeyeceksin vuslat beklemeyeceksin.
Zaman ve mekan sizi ayıramayacak. Nerede olursan ol her daim sevdiğinin yanında olacaksın. Üzüntüsüne üzülecek sevincine sevineceksin.
Sanma ki beraber olmak için yan yana olmak lazım. Gönüller beraberse mesafenin ne önemi var!..
Gönül gözüyle görecek duyacaksın. Gönül diliyle konuşacaksın. Bilmez misin gönlü kainat bile kuşatamaz dar gelir. Gönül dilinden anlamam konuşamam dayanamam bu çileye karşılıksız hiçbir şey veremem diyorsan; talip olmayacaksın Yusufluğa. Yusuf olmak için Yusuf gibi yürek gerek gönül gerek iman gerek. Züleyha değilsen eğer peşine düşmeyeceksin Yusufların. Kendi ayarında birini seveceksin ki mutlu olasın.
Her babayiğidin harcı değildir Yusufluk ve her kadının harcı değildir Yusuf yüreklileri taşıyabilmek layık olabilmek Züleyha olabilmek!… (Fahrettin Petriçli)”

 

Hasılı güzel bir kitap okumak isteyenlere kitap şiddetle tavsiye olunur.

 

okuyanların yorumlarını bekliyoruz….

Comments

comments

Fatih Kansoy

Bayburt sonra Bağcılar sonra Güngören daha sonra İstanbul Universitesi ardından Marmara Universitesi daha sonra ITU ve bakti bu is Turkiye de olmuyor yeni adres Londra Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi tekrar biraz Bayburt/İstanbul ve hemen sonra Essex Üniversitesi ve halı hazırda Nottingham Üniversitesi. Özetle Bayburt-İstanbul-Londra-Coventry-Colchester-Nottingham

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir